çorbası ile cümle

çorbası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bu sabah sebze çorbası yedi.Tom ate vegetable soup this morning.
Tavuk çorbasının soğuk algınlığını tedavi edeceği doğru mu?Is it true that chicken soup will cure a cold?
Birinin çorbasına zehir koyduğunu düşündü.He thought someone had put poison in his soup.
Ben pirinç, miso çorbası ve natto yiyeceğim.I'll have rice, miso soup and natto.
Pirinç miso çorbası ile iyi gider.Rice is good with miso soup.
Bu miso çorbası içilmeyecek kadar çok sıcak.This miso soup is too hot to drink.
Bugün sis bezelye çorbası kadar kalındı.Today the fog is as thick as pea soup.
O dün gece sebze çorbası pişirdi.She cooked vegetable soup last night.
O, bizim için sebze çorbası yaptı.She cooked vegetable soup for us.
Tavuk çorbasını severim.I would like chicken soup.
Koyu, kremalı mantar çorbası severim.I love thick, creamy mushroom soup.
Biz biraz tavuk çorbası yedik.We had some chicken soup.
Tom'un akşam yemeği için kuzu pirzola, patates ve mantar çorbası vardı.Tom had lamb chops, potatoes and mushroom soup for dinner.
Tom bir kase deniz tarağı çorbası yedi.Tom ate a bowl of clam chowder.
Annem bana miso çorbasının nasıl yapılacağını öğretti.My mother taught me how to make miso soup.
O, çorbasını benimle paylaştı.He shared his soup with me.
Domates çorbası için İskoç tarifi: Kırmızı fincan içine sıcak su dökün.Scottish recipe for tomato soup: Pour hot water into a red cup.
Biz biraz kaplumbağa çorbası yedik.We ate some turtle soup.
Mantı çorbasını sever misin?Do you like wonton soup?
Ben borç çorbası yedim.I've eaten the borsch.
Kimse tavuk çorbasını annem gibi yapamaz.No one makes chicken soup like my mother.
Soğan çorbası ünlü bir Fransız yemeğidir.Onion soup is a famous French dish.
Nohut çorbası pişirdim.I cooked chick pea soup
Gazpacho İspanya'dan bir soğuk domates ve sebze çorbasıdır.Gazpacho is a cold tomato and vegetable soup from Spain.
Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.One of Tom's favorite meals is a grilled cheese sandwich with tomato soup.
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok popülerdir.Shark fin soup is very popular in China.
Köpek balığı süzgeci çorbası Çin'de çok yaygındır.Shark fin soup is very popular in China.
Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
Ben ve Tom biraz tavuk çorbası yapacağız.I'm going to make Tom some chicken soup.
Sana biraz tavuk çorbası yapayım.Let me make you some chicken soup.
Hiç gulaş çorbası yedin mi?Have you ever had gulasch soup?
Patates çorbası içtik.We ate potato soup.
Cadılar Bayramı için siyah bir kazanda balkabağı çorbası yaptı.She made pumpkin soup in a black cauldron for Halloween.
Tom'un çorbasından kıl çıktı.Tom found a hair in his soup.
Evet, bana un çorbası getir.Yes, bring me gruel.
Tom domates çorbasını kupasına doldurdu ve onu içti.Tom poured the tomato soup in his mug and drank it.
Tom çorbasını benimle paylaştı.Tom shared his soup with me.
Erişte çorbası yemek istiyorum.I want to eat ramen.
Kabak çorbasını sever misin?Do you like squash soup?
Mercimek çorbasını severim.I love lentil soup.
"Ne yapıyorsun?" Balkabağı çorbası.""What're you making?" "It's pumpkin soup."
Pancar çorbası genellikle dereotu ve ekşi krema ile süslenir.Borscht is often garnished with dill and sour cream.
Ben kabak çorbası içmeyi severim.I like to drink pumpkin soup.
Akşam yemeği için fasulye çorbası ve külbastı yedim.I had bean soup and cutlet for dinner.
Bu sebze çorbasıdır.This is vegetable soup.
Tom, Mary için biraz tavuk çorbası yaptı.Tom made some chicken soup for Mary.
Biraz patates çorbası ister misin?Would you like some potato soup?
Jean onun çorbasını içiyor.Jean eats his soup.
Bu, annemin tavuk çorbası tarifi.This is my mother's chicken soup recipe.
Biraz soğan çorbası istiyorum.I want some onion soup.
Soğan çorbası istemiyorum.I don't want onion soup.
Tom Mary'nin çorbasını bitirdi.Tom finished Mary's soup.
Tom biraz sebze çorbası yaptı.Tom made some vegetable soup.
Tom'un çorbasının tadı şaşırtıcı derecede iyiydi.Tom's soup tasted surprisingly good.
Bu sabah sebze çorbası içti.He ate vegetable soup this morning.
Soğan çorbasından nefret ederim.I hate onion soup.
Dün büyük bir kase bezelye çorbası yedim.I ate a large bowl of pea soup yesterday.
Bosintang (Korece: 보신탕), ana madde olarak köpek eti kullanılan bir Kore çorbasıdır.Boliche Bosintang – a Korean soup that includes dog meat as its primary ingredient.
Kışın arabaşı çorbası hemen her akşam bir evde vardır.In winter, evening service in a house.
Bu ülkelerin hepsinde işkembe çorbası'na milli bir çorba gözüyle bakılır.Afterwards, the whole group will enjoy an onion soup.

İlgili Sayfalar