Çocukluğunu Portland, Maine'de geçirdi.Pod koniec życia mieszkał w Portland w stanie Maine.
Çocukluğunda en büyük hayali Tokyo’ya gidip şarkıcı olmaktı.W dzieciństwie marzyła o tym, by być misjonarką w Chinach.
Boddah, Kurt Cobain'in çocukluktaki hayalî arkadaşı.W dzieciństwie przyjaźnił się z Kurtem Cobainem.
Çocukluğu yoğun bir kültür ortamında geçti.Od dzieciństwa wychowywał się w głęboko religijnej atmosferze.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Od dzieciństwa fascynował się drukarstwem.
Fotoğrafçı burada, çocukluğundan kalma korkularının olduğunu fark eder.Ten numer jest uświadomieniem sobie, że jestem tak bardzo dziecinny.
Çocukluğunu New York'ta geçirdi.Dzieciństwo spędzają wspólnie w Nowym Jorku.
Çocukluğu ve ilkokul yılları köyde geçti.Wczesne lata dzieciństwa spędził na wsi.
New York'a gidip çocukluk arkadaşı Monica Geller'la yaşamaya başlar.Wyrusza wraz z przyjaciółmi do Silent Hill by spotkać swoją małoletnią przyjaciółkę, Emily.
Ryugamine Mikado, çocukluk arkadaşı olan Kida Masaomi'nin isteğiyle Ikebukuro adlı semte gelen bir liselidir.Ryuugamine Mikado jest zwyczajnym wysokim chłopcem, który dopiero co przyjechał do Ikebukuro.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.W Hamburgu spędził młodość.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Miała nieszczęśliwe dzieciństwo.
Dokuz çocuklu bir ailenin çocuğu en küçük çocuğudur.Najstarszy z dziewięciorga dzieci ubogiego kupca.
Salt Lake City'de doğmasına rağmen, çocukluğu ve gençliği Arizona'da geçmiştir.Urodził się w Kalifornii, ale dzieciństwo i młodość spędził w Salt Lake City w stanie Utah.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.Rodzina Bliss często się przeprowadzała.
Çocukluk yıllarından itibaren pilotluk hayali kurdu.Od dzieciństwa marzyła o tym by zostać pilotem.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Od dziecka marzyli o tworzeniu muzyki i śpiewali już w przedszkolu.
Çocukluğunda annesi Avrupa'ya dans için turneye gittiğinden dadısı ile kalmaktaydı.W dzieciństwie pomagał ojcu w naprawianiu rowerów.
Onun çirkinleştirmesinden hem de önce o, Bruce Wayne'nin bir çocukluk arkadaşıydı.Od dzieciństwa był bliskim przyjacielem Bruce’a Springsteena.
Oldukça özgür ve mutlu bir çocukluk geçirdi.Miał szczęśliwe i dostatnie dzieciństwo.
Çocukluğu Paris'te geçti.Dzieciństwo spędziła w Paryżu.
Çocukluğu Ege Uslu tarafından canlandırılmıştır.W dzieciństwie została cudownie uzdrowiona.
Çocukluğun Sonu; İngiliz yazar Arthur C. Clarke tarafından 1953 yılında yazılan bilimkurgu romanı.Childhood’s End) – powieść fantastyczno-naukowa Arthura C. Clarke’a wydana w 1953 roku.
Çocukluğu boyunca bale dersleri aldı.W dzieciństwie uczęszczała na lekcje baletu.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Zna się znim od dzieciństwa.
Erken çocukluk döneminde çocuğa çeşitli duyusal deneyimler sağlamanın gereği üzerinde önemle durdu.Już w dzieciństwie jego wczesne próby dramatyczne zwróciły uwagę kilku wpływowych osób.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.Jako dziecko grała na fortepianie.
Çocukluk arkadaşı Syaoran genç bir arkeologtur.Hennes barndomsvän Syaoran är en ung arkeolog.
Kondo'nun çocukluğundan beri düzenlemeye ilgisi vardı.Kondo säger att hon har varit intresserad av att organisera sedan barndomen.
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Dom tog hand om mig som om jag var deras lillasyster.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Ada var från tidig ålder ett sjukligt barn.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan föddes i Udaipur och lärde sig spela sarangi i tidig ålder.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Skulle han inte gått bort i så ung ålder hade han säkert bidragit med mera.
Viola çocukluk yıllarını Queens, New York, ve Westbury, New York'ta geçirdi.Viola växte upp i Queens, New York och Westbury, New York.
Çocukluğunun büyük bir kısmını Emet ilçesinde geçirdi.Han gjorde de flesta av sina barn arvlösa i sitt testamente.
Basketbol dışında çocukluğunda bir dönem beyzbol ve Amerikan futbolu da oynamıştır.Han spelade i ungdomen förutom amerikansk fotboll även basket och baseball.
Çocukluk yılları Sibirya bozkırlarında çok güç şartlar altında geçti.Många skulle komma att gå under under de fruktansvärda förhållandena i Sibirien.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Gruppens medlemmar kände varandra sedan skoltiden.
Hikâye Egil'in gelecekteki âsiliğine dair belirtiler içeren çocukluğunu anlatarak devam eder.Berättelsen fortsätter med Egils barndom, som förebådar hans framtida upproriskhet.
On beş çocuklu fakir bir köylü ailesinin yedinci çocuğudur.Han var det femte av sju barn, i en fattig jordbrukarfamilj.
Çocukluk hayatı ise Pacific Beach'te geçti.Soledad, omgiven av Pacific Beach.
O esnada dokuz çocuklu dul kadın gelmiş.Till final gick nio flickor.
Mac (Rob McElhenney): Mac, Charlie'nin çocukluk, Dennis'in lise ve ev arkadaşıdır.Ronald Mac McDonald är Charlies barndomsvän och Dennis high school-kamrat och senare rumskamrat.
Çocukluk ve gençlik yıllarını Büyükada'da geçirdi.Kultur och idrott har genom åren varit viktiga verksamheter i Vi Unga.
Çocuklukları Angola ve Mozambik'te geçti.Tillfälligtvis har den påträffats i Angola och Moçambique.
Çizgiromanda karakterin çocukluğundan pek bahsedilmez, sadece ailesinin bir yangında ölmesinden bahsedilir.Man kan inte låta bli att tycka synd om farfar när en del av familjehistorian går upp i lågor.
Çocukluğunda futbola ilgi duyuyordu.Fotbollsintresset har funnits sedan barnsben.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Fotot är från deras barndom.
İlk çocukluk yıllarını, babasının işi nedeniyle tayin olduğu Stettin'de geçirdi.Hans tidiga barndom tillbragte han i Stettin då hans far fått arbete där.
Bunun üzerine Richmond'a dönen Poe çocukluk aşkı Sarah Elmira Royster ile görüşmeye başladı.Han återvände sedan till Richmond och återupptog ett förhållande med barndomskärleken Sarah Elmira Royster.
Çocukluğunu Salacak (Üsküdar)'ta bir yalıda dadıların gözetiminde geçirdi.Hon upprättade en fond åt barnmorskor i sitt testamente.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen tillbragte sin barndom som krigsbarn i Sverige och återvände till Finland som 10-åring.
Brabham çocukluktan beri arabalara meraklıydı.Cirkustemat låg Browning varmt om hjärtat sedan barndomen.
12 çocuklu bir aile babasıdır.(Han är far till tolv barn.)
Yazar, yazmaya başlamasının nedenlerini çocukluğunda dinlediği hikâyelere bağlar.Enligt efterordet har författaren inspirerats av berättelser från kriget som hon fick höra under sin barndom.
Çocukluğundan başlayarak, kimyaya büyük bir ilgi duymaya başladı.Det var nu han började intressera sig för kemi.
İdrar yolu enfeksiyonları, insanların %10’unu çocukluk döneminde etkileyebilir.Urinvägsinfektioner drabbar omkring 10 % av befolkningen under barndomen.
Hartmann'ın çocukluğunun bir kısmı burada geçti.Henkel har avyttrat delar av Barnängens sortiment.
Bu yeri, çocukluğumun geçtiği mahalleyi, asla unutmayacağım.Ej att förväxla med min barndoms jular.
Nazan, Nilgün ve Ayşin çok yakın arkadaştırlar ve çocuklukları bebaber geçmektedir.Malin och Birger: en kärlekssaga för små och stora barn.