Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.Half a million children still face malnutrition in Niger.
Çocuk sahibi olamazsan, her zaman evlat edinebilirsin.If you can't have children, you could always adopt.
Bu hakkında düşündüğüm çocuk.This is the boy I think about.
Ayağa kalkın çocuklar!On your feet, children!
Zaman zaman çocuklara bakmalısın.You should look after the children from time to time.
Artık sadece bir çocuk değilsin.You are no longer a mere child.
Artık büyüdün, bir çocuk gibi davranmamalısın.Now that you are grown up, you must not behave like a child.
Sen artık bir çocuk değilsin.You are not a child any more.
Sen sevimli bir çocuksun.You're such a cute boy.
Sen hoş bir çocuksun.You are a good boy.
Kızınız artık bir çocuk değildir.Your daughter is not a child anymore.
Çocuklar, hiç gürültü yapmayın?Boys, don't make any noise.
Seni uzun boylu bir çocukla gördüm.I saw you with a tall boy.
Ben çalışmak için dışarı gitmene itiraz etmiyorum fakat çocuklara kim bakacak.I don't object to your going out to work, but who will look after the children?
Havanın ağırlığa sahip olma fikri çocuklara şaşırtıcı geldi.The idea that air has weight was surprising to the child.
Benim için sürpriz oldu, çocuk Yokohama'dan buraya bütün yolu tek başına geldi.To my surprise, the child came here by himself all the way from Yokohama.
Benim için sürpriz oldu, ünlü psikolog çocuk kaçırmakla suçlandı.To my surprise, the noted psychologist was accused of a kidnapping.
Çocuklar, sınıfa doğru koştu.The children ran toward the classroom.
Sınıfta az sayıda çocuk vardı.There were few children in the classroom.
Öğretmenlerin çocukları anlamaları gerekir.Teachers must understand children.
Ben tatildeyken çocuklarımla ilgilenir misin?Would you look after my children while I am away on vacation?
Bay Yoshida çocuklarına karşı çok serttir.Mr Yoshida is too severe with his children.
Çocukların fazla tatlı yemelerine izin vermemelisin.You shouldn't let children eat too many sweets.
Deniz kenarı, çocukların oynamaları için ideal bir noktadır.The seaside is an ideal spot for the children to play.
Bazı çocuklar denizde yüzüyor.Some children are swimming in the sea.
Kayıp çocuk için ormanı aradık.We searched the woods for the missing child.
Bizim sınıfta başka hiçbir çocuk Jack'ten daha çalışkan değil.No other boy in our class is more studious than Jack.
Çocuklarını döven ebeveynler gerçekten beni çok kızdırıyor.Parents who beat their children really make my blood boil.
Yanmış bir çocuk ateşten anlar.A burnt child fears the fire.
Şarkı söyleyen çocuk benim erkek kardeşimdir.The boy singing a song is my brother.
Bazı erkek çocukları sınıfa geldi.Some boys came into the classroom.
Bazı çocuklar fıstık ezmeli sandviç getirdiler, bazıları jambonlu ve diğerleri peynirli.Some children brought peanut butter sandwiches, some ham, and others cheese.
İngiliz hukuku 16 yaşın altındaki çocukların sigara satın almasını yasaklar.English law prohibits children under 16 from buying cigarettes.
Yüzmeyi öğrenmek bir çocuk oyuncağı.It's a cinch to learn to swim.
Yüzen çocuk benim erkek kardeşim.The swimming boy is my brother.
Yağmur, çocukların okul bahçesinde beyzbol oynamalarına engel oldu.The rain prevented the boys from playing baseball on the playground.
Çocuklar yağmura rağmen okula gitti.The children went to school in spite of the rain.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
En iyi yazan çocuk ödülü kazanır.The boy who writes best wins the prize.
En küçük çocuk her sabahı kreşte geçirdi.The youngest child spent every morning at a nursery.
Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.Generally speaking, children like to play outdoors.
Bir çocuk caddeyi geçiyor.A boy is walking across the street.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.A growing child requires more food.
Ben çocukken annem bana sık sık masal okurdu.When I was a child, my mother would often read fairy tales to me.
Karanlığın gelmesi nedeniyle çocuklar eve geri döndü.With darkness coming on, the children returned home.
Kötü çocukları sevmem.I don't like bad boys.
Kötü bir çocuk olma.Don't be a bad boy.
Bir eş ve çocuk istiyorum ve bu nedenle bana bir ev lazım.I want a wife and children, and so I need a house.
Lincoln'un hayatı bütün dünyada çocuklar tarafından okunur.The life of Lincoln is read by children all over the world.
Bayan Lark piyano çaldı ve çocuklar şarkı söyledi.Mrs. Lark played the piano and the children sang.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Son analizlerde, metotlar çocukları eğitmezler; insanlar eğitir.In the last analysis, methods don't educate children; people do.
Geçen Haziran Yumiko, bir çocukluk arkadaşıyla evlendi.Yumiko married a childhood friend last June.
Büyükanne gelmezse çocuklar hayal kırıklığına uğrayacak.If Grandma doesn't come, the children will be disappointed.
Çocukların yatma zamanı geldi de geçiyor.It's high time the children went to bed.
Mary çocuklarını başıboş bıraktığı için John'u suçladı.Mary blamed Jack for leaving their children unattended.
Suçiçeği, çocuklar için kaşıntılı bir baş belasıdır.Chicken pox is an itchy nuisance for kids.
Öncelikle, o tembel bir çocuk.In the first place, he's a lazy boy.
O, ancak bir çocuk.He is but a child.