çirkinleş ile cümle

çirkinleş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İşler çirkinleşmek üzere.Things are about to get ugly.
İlişkiler çirkinleşiyor.Things are getting ugly.
Tom çirkinleştirildi.Tom was disfigured.
Bu çirkinleşebilir.This might get ugly.
Bu sadece çirkinleşti.This just got ugly.
Durum çirkinleşebilir.The situation could get ugly.
O çirkinleşebildi.It could get ugly.
Sami ve Leyla'nın ilişkileri sonunda çirkinleşti.Sami and Layla's relationship got ugly in the end.
Vaziyet çok çirkinleşti.The situation turned very ugly.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.There seems to be a rule in nature that if you get too close to where you came from, it gets ugly.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. ''Well, then,' the Gryphon went on, 'if you don't know what to uglify is, you ARE a simpleton.'
Ve tabii ki eserlerim çirkinleşti ama olan başka bir şey daha vardı.Of course, my work turned ugly, but another thing happened.
Ve karşı koymaya başlıyoruz, işler çirkinleşiyor.And we fight back, and it gets really ugly.
Şey... Açıkçası origamiler daha da çirkinleşti.Well in objective way the origami now was uglier.
Son videdoda işler çirkinleşmeye başlamıştı.Where we left off in the last video, we saw that things were already starting to get ugly.
İşler çirkinleşti.Things got ugly.
Kıyamet günü ise onlar çirkinleştirilenlerdendir.And on Resurrection Day, they will be among the despised.
Kıyamet günü onlar, çirkinleştirilenler arasında olacaklar.And on Resurrection Day, they will be among the despised.
Kampanya dönemi, rakip tarafların başlattığı kişisel saldırılarla geçen hafta çirkinleşti.The campaign turned ugly last week, after personal attacks were launched by the sparring camps.
Dindar, uygulamayla ilgili tartışmaların bile çirkinleşebileceğini de ekliyor.Dindar adds that even discussions about the practice can get ugly.
Bildirildiğine göre durum son derece çirkinleşti ve alevlendi.The situation reportedly became very ugly and heated.
Kendini çirkinleştirmeye mi çalışıyorsun?Versuchst du, dich zu verunschönern?
Onun çirkinleştirmesinden önce, o bir defa, sonra, zehirli sarmaşık olacak olan Pamela Isley'le çıktı.Elle est amie avec Pamela Isley qui deviendra, à la suite d'un accident, Poison Ivy.
Tipik olarak deneyler, ölüm, çirkinleştirme veya sürekli yetersiz sonuçlarla biterdi.Normalmente, as experiências resultaram em morte, desfiguração ou incapacidade permanente.
Onun çirkinleştirmesinden hem de önce o, Bruce Wayne'nin bir çocukluk arkadaşıydı.Od dzieciństwa był bliskim przyjacielem Bruce’a Springsteena.
Sulardaki varlıklar yaşlanmazlar, hastalanmaz ve çirkinleşmezler.Ці люди живуть дуже довго, вони ніколи не старіють і не хворіють.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi. İşler çirkinleşti.Pero entonces, la asamblea nacional mandó algunas tropas y las cosas se pusieron feas
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi. İşler çirkinleşti.Но тогава Националното събрание изпраща войска и нещата загрубяват.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Dường như có một quy luật tự nhiên rằng nếu bạn đến quá gần nơi mình đã từng tới, nó sẽ trở nên xấu xí.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Er lijkt een natuurwet te zijn die zegt dat als je te dicht bij je bron komt, het slecht afloopt.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.자연에 어떤 규칙이 있는 것 같다는 거죠. 당신이 발생하게 된 원천에 너무 가까이 가게 되면 일이 엉망이 되는 거죠.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Pare a fi o regulă în natură că dacă te apropii prea mult de originea ta, treaba devine urâtă.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Parece haber una regla en la Naturaleza que si uno se acerca demasiado a la fuente de procedencia lo arruina.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Parece haver uma regra na natureza de que, se chegarmos perto demais de onde viemos, a coisa fica feia.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.W naturze jest taka zasada, że jak zbliżysz się do miejsca pochodzenia może być nieprzyjemnie.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.Кажется, в природе существует закон о том, что подходить слишком близко к месту, откуда ты произошел, опасно.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.נראה שיש חוק בטבע שאם אתה מתקרב מדי למקום שממנו אתה בא זה לא נגמר טוב.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.يبدو ان هناك قانون في الطبيعة انه عندما تقترب جدا من مصدر وجودك, يصبح ذلك بشعا.
Doğada şöyle bir kural var gibi, eğer geldiğin yere çok yaklaşırsan işler çirkinleşiyor.自分の元に近づきすぎると、 醜いことになる。 牛に牛の脳を餌として与えてはいけない、
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. 'Be ', allora,' il Grifone ha continuato, 'se non sapete cosa è uglify, sei un sempliciotto. '
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Bem, então," o Grifo continuou, "se você não sabe o que é estragar a beleza, você é um simplório. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '-Bueno, entonces-continuó el Grifo, 'si usted no sabe lo que es afear, usted es un simplón.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Eh bien, alors, le Gryphon poursuivi," si vous ne savez pas quoi rendre laid est, vous êtes une simplet.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Ei bine, atunci, denumită în continuare" Gryphon a mers pe, "dacă nu ştiţi ce să urâţi este, eşti un naiv. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. ''음, 그럼'를 Gryphon은 무엇 추하게하다하려면인지 모른다면, 당신은는 '에 갔다 바보야.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Nå," den Gryphon fortsatte, "om du inte vet vad de ska uglify är, du är en dumbom. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Nah, lalu," lanjut Gryphon pada, 'jika Anda tidak tahu apa yang harus uglify, Anda ADALAH bodoh. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Nå, så" de Gryphon fortsatte, 'hvis du ikke ved hvad de skal uglify er, du er en tåbe. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"No cóż," Gryphon dalej, "jeśli nie wiesz, co zeszpecić jest, JESTEŚ prostak ".
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Nos, akkor" a Gryphon folytatta, "ha nem tudom, mit elcsúfít van, Ön együgyű. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"No sitten," Gryphon jatkoi, "jos et tiedä mitä uglify on, olet typerys. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. ''Nou, dan,' de Gryphon ging, 'als je niet weet wat te verlelijken is, bent u een onnozele. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Pokud nevíte, co se zohyzdit, jste hlupák. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Vâng, sau đó, Gryphon đi, nếu bạn không biết những gì để làm xấu đi, bạn ĐƯỢC simpleton. '
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Λοιπόν, τότε," η Gryphon συνέχισε, "εάν δεν ξέρετε τι να παραμορφώνω είναι, είστε αφελή ".
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Е, тогава" Gryphon продължи, "ако не знаете какво да развалям, вие сте глупак. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Ну, тогда," Грифон продолжал: "если вы не знаете, что уродовать есть вы простак.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"Ну, тоді," Грифон продовжував: "якщо ви не знаєте, що спотворювати Тобто ви простак.
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"ובכן, 'גריפון המשיך," אם אתה לא יודע מה הוא uglify, אתה שוטה. "
"Eh, o zaman, 'Gryphon ne çirkinleştirmek bilmiyorsanız, bir ARE' gitti şapşalım. '"حسنا ، إذن ،" ذهب على العنقاء ، "إذا كنت لا تعرف ما هو قبح ، أنت مغفل ".
İlgili Sayfalar