çiğne ile cümle
çiğne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A lui capitò proprio questo: lo calpestò la folla alla porta ed egli morì
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A tak sa mu aj stalo, lebo ho zašliapal ľud v bráne, aj zomrel.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.A tak se stalo jemu; nebo pošlapal ho lid v bráně, tak že umřel.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ấy là điều xảy đến; vì dân chúng đạp dẹp người dưới chơn tại cửa thành, và người chết.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ấy_là điều xảy đến ; vì dân_chúng đạp dẹp người dưới chơn tại cửa thành , và người chết .
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.C`est en effet ce qui lui arriva: il fut écrasé à la porte par le peuple, et il mourut.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Demikianlah terjadi pada orang itu--ia mati terinjak rakyat di pintu gerbang
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.E assim foi; pois o povo o atropelou � porta, e ele morreu.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.En dat kon hij inderdaad niet, want de mensen liepen hem bij de poort onder de voet.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.És teljesen így történt vele, mert eltapodá õt a nép a kapuban és meghalt.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.În adevăr aşa i s'a şi întîmplat: a fost călcat în picioare la poartă de popor, şi a murit.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.In tako se mu je zgodilo: kajti ljudstvo ga je pogazilo med vrati, in je umrl.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.I stało mu się tak; bo go podeptał lud w bramie, aż umarł.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Ja niin hänen myös kävi: kansa tallasi hänet kuoliaaksi portissa.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.그 장관에게 그대로 이루었으되 곧 백성이 성문에서 저를 밟으매 죽었더라
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Og således gikk det ham; folket trådte ham ned i porten, så han døde.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Så gick det honom ock, ty folket trampade honom till döds i porten.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Således gik det ham; Folket trådte ham ned i Porten, så han døde.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Und es ging ihm eben also; denn das Volk zertrat ihn im Tor, daß er starb.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Y así le ocurrió, porque el pueblo lo atropelló junto a la puerta, y murió
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.ουτω και εγεινεν εις αυτον διοτι ο λαος κατεπατησεν αυτον εν τη πυλη, και απεθανε.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.така му се случи, защото людете го стъпкаха в портата, та умря.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.Так и сбылось с ним; и затоптал его народ в воротах, и он умер.
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.ויהי לו כן וירמסו אתו העם בשער וימת׃
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.فكان له كذلك. داسه الشعب في الباب فمات
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.這 話 果 然 應 驗 在 他 身 上 . 因 為 眾 人 在 城 門 口 將 他 踐 踏 、 他 就 死 了
Tam dediği gibi oldu. Komutan kentin kapısında halk tarafından çiğnenerek öldü.這話 果然 應驗 在 他 身上 . 因 為眾 人 在 城門 口將 他 踐踏 、 他 就 死了
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Božji izrek je na ustnah kraljevih, v sodbi se ne smejo motiti usta njegova.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.De koning is scherpzinnig en zijn vonnissen zijn goed.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Der er Gudsdom på Kongens Læber, ej fejler hans Mund, når han dømmer.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Des oracles sont sur les lèvres du roi: Sa bouche ne doit pas être infidèle quand il juge.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Gudasvar är på konungens läppar, i domen felar icke hans mun.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Guddoms-ord er på kongens leber; hans munn skal ikke forsynde sig når han dømmer.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Hay oráculo en los labios del rey; en el juicio no yerra su boca
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Hotărîri dumnezeieşti sînt pe buzele împăratului, gura lui nu trebuie să facă greşeli cînd judecă. -
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Jósige van a király ajkain; az ítéletben ne szóljon hamisságot az õ szája.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.하나님의 말씀이 왕의 입술에 있은즉 재판할 때에 그 입이 그릇하지 아니하리라
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Kuninkaan huulilla on jumalallinen ratkaisu; hänen suunsa ei petä tuomitessaan.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Lời của Chúa ở môi vua ; Miệng người sẽ không sai_lầm khi xét_đoán .
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Lời của Chúa ở môi vua; Miệng người sẽ không sai lầm khi xét đoán.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Nos lábios do rei acham-se oráculos; em juízo a sua boca não prevarica.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Raja menerima kuasa dari Allah, jadi, ia tidak bersalah dalam keputusannya
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Rozhodnutí jest ve rtech královských, v soudu neuchylují se ústa jeho.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Sprawiedliwy rozsądek jest w wargach królewskich; w sądzie nie błądzą usta jego.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Un oracolo è sulle labbra del re, in giudizio la sua bocca non sbaglia
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Výpoveď Božia je na rtoch kráľových; preto v súde nech sa neprehrešia jeho ústa!
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Weissagung ist in dem Munde des Königs; sein Mund fehlt nicht im Gericht.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Χρησμος ειναι εις τα χειλη του βασιλεως το στομα αυτου δεν σφαλλει εν τη κρισει.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.В устах царя – слово вдохновенное; уста его не должны погрешать на суде.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.Присъдата в устните на царя е боговдъхновена; Устата му няма да погрешат в съда.
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.קסם על שפתי מלך במשפט לא ימעל פיו׃
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.في شفتي الملك وحي. في القضاء فمه لا يخون
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.王 的 嘴 中 有 神 語 . 審 判 之 時 、 他 的 口 、 必 不 差 錯
Tanrı buyruklarını kralın ağzıyla açıklar, Bu nedenle kral adaleti çiğnememelidir.王 的 嘴中 有神語.審判 之時 、 他 的 口 、 必 不 差錯
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.El Fundador realmente debe odiar a los que rompen un tabú.
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.Guddommen må virkelig hade folk, der bryder tabuer.
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.Gudomen måste verkligen hata folk som bryter tabun.
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.La Divinità deve davvero odiare chi infrange i tabù.
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.O Fundador deve odiar mesmo quem comete tabus.
Tanrı tabuları çigneyenlerden nefret ediyor olmalı.Stwórca musi nienawidzić ludzi, którzy gwałcą tabu.