Daha çok çiçekleri için yetiştirilir.Er groeien heel wat bloemen.
Bazılarının koyu kırmızı çiçekleri olur.Veel soorten hebben opvallende rode bloemen.
Çiçeklenme zamanı ~Temmuz.De bloeitijd is juli.
Her birinin gövdeden çıkan ışınsal çiçek başları bulunur.Ieder met een krans van bloemen om het hoofd.
Ve çiçekçi dükkânına olmadık kadar çok insan gelir.Soms verschijnen ze pas na de bloei.
Çiçekler erken gelişir.Voorgetrokken planten bloeien vroeger.
Çiçerin Caddesi (Moskova): Moskova'da bir cadde.Arbat (straat), een straat in de stad Moskou, Rusland.
Tohum taslağı tekdir, çiçek eksenin ucuna taşınır.Door de zwaartekracht gaat de bloemtros naar beneden hangen.
Mayıs ayında çiçek açar.De vlozegge bloeit in mei.
Erkek ve dişi çiçekler farklı ağaçlarda bulunur.Mannelijke en vrouwelijke bloemen bevinden zich vaak op verschillende bomen.
Şimdi çok pişmandır Çiçek Ali.De bloem is lichtroze tot lila.
Gövde uzadıkça da yeni çiçekler açar.Na de bloei blijven de bloemen geopend.
Hanami (Japonca: 花見; "çiçek seyretme"), geleneksel bir Japon çiçek seyretme festivalidir.Hanami (soms ook wel Bloemenkijkfeest genoemd) is een Japanse feestdag.
Karelerin içlerinde, yıldız, biçiminde dört yapraklı bir çiçek nakışı görülür.De naam dankt de kansel aan de vorm van een op vier stelen staande bloeiende bloemenkelk.
Hindu tanrısı Ganeş genellikle svastikalar yatağının içinde çıkan bir nilüfer çiçeğinin içinde gösterilir.De hindoegod Ganesha wordt vaak afgebeeld als zittend op een lotusbloem op een bed van swastika's.
Çiçeklerini çoğunlukla güneşli havalarda açar.De meeste bloemen openen zich bij zonsopgang.
Çiçek zamanı bolca sulanır.De bloeitijd duurt lang.
Ayrıca çiçek, meyve ve diğer bitki bölümleri ile beslenirler.Ook eten ze vruchten, bloemen en ander plantaardig materiaal.
Daha sonra çiçek kapanır, gece kapalı kalır, ertesi gün aynı çiçek tekrar açılır.De volgende dag verwelken ze, maar 's avonds gaan weer nieuwe bloemen open, zo wekenlang.
Aşkın Çiçekleri, büyük orkestra için, 1989.Vrienden zijn als volle bloesems, 1989.
Çok kolay yetişebilen bir çiçektir.Hij geldt als een makkelijke bloeier.
Amorphophallus titanum veya Ceset Çiçeği, Dünya'nın en kötü kokusuna sahip olan bitkidir.Amorphophallus titanum heeft de grootste onvertakte bloeiwijze van alle planten.
Çok güzel çiçeklerle bezenmiş olan harika bir bahçe.Het is een plant met opvallend grote en gekleurde bloemen.
Safranal, Safran (Crocus sativus) çiçeklerinden elde edilen safranda bulunan bir organik bileşiktir.Saffraan is een specerij die gewonnen wordt uit de saffraankrokus (Crocus sativus).
Çiçeğin rengi genellikle mordur.De bloem heeft meestal een meeldraad.
O, çiçekleri sevdiğini söylüyor.Ze zegt dat ze van bloemen houdt.
Bu çiçeğin adını biliyor musun?Weet jij de naam van deze bloem?
Neden çiçek resmi yapıyorsun?Waarom schilder je bloemen?
Bu çiçekler Hollanda’dan geliyor.Deze bloemen komen uit Nederland.
Burada çiçekler vardı.Er waren hier bloemen.
Bir çiçekle yaz gelmez.Eén bonte kraai maakt nog geen winter.
Çiçekler sarıdır.De bloemen zijn geel.
Eşit arasında, ücretsiz ücretsiz arasında Özgürlük güneşi altında, çiçek çiçek açtığı gibi.Wolna pośród wolnych, równa pośród równych, Pod słońcem swobody rozkwitasz niczym kwiat.
Bir Unutmabeni çiçeğinin yakından görünümü.Pochwa kwiatostanu nieznana.
Çocukken hayvanlardan ve çiçeklerden hoşlanırdı.Kocha dzieci, zwierzęta i kwiaty.
Çiçekler erken gelişir.Rośliny wcześnie kwitnące.
Çiçekleri beyazdır.Kwiaty są białe.
ABD'de Myosotis alpestris Alaska eyaletinin resmi çiçeğidir.Niezapominajka jest kwiatem stanowym Alaski.
Çiçekler küçüktür.Kwiaty są małe.
Çiçek sapı 1-2 çiçek taşır.Pojedyncze kwiaty kwitną 1–2 dni.
İnce, eğilen bir gagası, çiçeklerden nektarı almaya adaptasyon sağlamıştır.Ma zakrzywiony dziób, przystosowany do pobierania nektaru z kwiatów.
Bunlar iki yüzyıl önceki Hollandalı çiçek resamlarını çağrıştırır.Na terenie wsi zachowały się dwie chaty w stylu holenderskim z XVIII wieku.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Kwiaty zapylane są przez ptaki.
Çiçeklerin açılması bir sonraki yaz mevsiminde olacaktır.Kwiatostany na przyszły sezon wegetacyjny zawiązuje już jesienią.
Böylece çiçekler döllenerek meyveye dönüşürler.Po przekwitnięciu kwiatostany zamieniają się w owocostany.
Bu çiçekler akşamları kapanır.Na noc kwiaty zamykają się.
Hindistan ve Vietnam'ın ulusal çiçeğidir.Jest narodową rośliną Egiptu, Indii i Wietnamu.
Gübreleme çiçeklenme zamanında haftada bir kere yapılır.Nawozić podczas kwitnienia raz na tydzień.
Çiçeğin en gösterişli kısmıdır.Zalążnia jest najniższą częścią kwiatu.
Çiçekler küçük olup 4-5 parçalıdır.Kwiaty są 4- lub 5-krotne.
Evlerde saksı çiçeği olarak yetiştirilir.W szklarniach hodowane są kwiaty.
Bazı araştırmacılara göre çiçek hastalığından ölmüştür.Niektórzy badacze twierdzą jednak, że zmarł z wyczerpania.
Ve çiçekçi dükkânına olmadık kadar çok insan gelir.Najwyższy liść nie sięga kwiatostanu.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.Podczas kwitnienia są odwiedzane przez ogromne ilości pszczół.
1796 - Edward Jenner, ilk çiçek aşısını uyguladı.W 1796 Edward Jenner dokonał pierwszego szczepienia przeciwko ospie.
Gelincik çiçeğinin kırmızı petallerinden yapılan geleneksel bir içecek.Zobacz wino z dzikiej róży.
Çiçerin ailesi (Rusça: Чичерины), Rus soylu bir ailedir.Хрущёвы) - rosyjski ród szlachecki.
Çiçekler zor görünür.Kwiaty Są niepozorne.
Bu örümceklerin büyük bir kısmı çiçekli bitkiler üzerinde bulunur.Tego rodzaju kwiaty występują u większości roślin okrytozalążkowych.
Çiçeğin rengi genellikle mordur.Korona kwiatu jest zwykle barwna.