O bir yabani çiçek kadar güzeldi.She was as beautiful as a wildflower.
Tom, Mary için birkaç çiçek satın alacağını söyledi.Tom said that he was going to buy some flowers for Mary.
Çiçekleri suladım.I watered the flowers.
Çiçekler satın aldı.He bought flowers.
Bana çiçekler vermen gerekir.You should give me flowers.
Ben çiçeği kokladım.I smelled the flower.
Kilise çiçeklerle güzelce dekore edildi.The church was beautifully decorated with flowers.
Masada renkli çiçeklerle duran beyaz bir vazo var.There's a white vase, with colourful flowers, standing on the table.
Bahçedeki bir çiçek soluyor.A flower in the garden is wilting.
Çiçekler çiçek açıyor.The flowers are blooming.
Çiçekleri aldınız mı?Did you receive the flowers?
Kız arkadaşı için çiçek satın alır.He buys flowers for his girlfriend.
Bahçem çok renkli, çünkü içine çok fazla çiçek diktim.My garden is very colourful, because I planted a lot of flowers in it.
Tom, Mary'ye çiçek verdi.Tom gave Mary flowers.
En sevdiğiniz çiçekler nedir?What are your favorite flowers?
Bir çiçekçi kız olamak istemiyor musun?Don't you want to be a flower girl?
Bir çiçekçi kız olmak istemiyor musun?Don't you want to be a flower girl?
Bana birkaç çiçek satın al.Buy me some flowers.
Mary gönderdiğim çiçekleri aldı mı?Did Mary get the flowers I sent?
Tom Mary'ye çiçekler ve çikolata satın aldı.Tom bought Mary flowers and chocolate.
Tom'un Mary'ye çiçekler vereceğini sanıyordum.I thought Tom was going to give Mary flowers.
Tom Mary için biraz çiçek almak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to buy some flowers for Mary.
Mary'nin aldığı çiçekler Tom'dan, John'dan değil.The flowers Mary got were from Tom, not from John.
Mary'nin saçında çiçekleri var.Mary has flowers in her hair.
Bu çiçekler hoş.These flowers are lovely.
Sana birkaç çiçek satın aldım.I bought you some flowers.
Bu çiçekleri al.Take these flowers.
Tom, Mary'ye birkaç çiçek satın almak istiyordu.Tom wanted to buy Mary some flowers.
Tom Mary'ye biraz çiçekler almak istedi.Tom wanted to buy Mary some flowers.
Tom, Mary için birkaç çiçek satın almak istedi.Tom wanted to buy some flowers for Mary.
Tom, Mary için bazı çiçekler almak istedi.Tom wanted to buy some flowers for Mary.
Hayat yaz çiçekleri kadar güzel ve ölüm sonbahar yaprakları kadar güzel olsun.Let life be as beautiful as summer flowers, and death as beautiful as autumn leaves.
Çiçekler daha renkli ve çim daha yeşil görünüyor.The flowers seem more colourful, and the grass greener.
Hayır, çiçekler yeşil değil, kırmızı, beyaz, sarı veya mavi renktedir.No, the flowers are not green, but red, white, yellow or blue.
Bu çiçeğe bak.Look at this flower.
Mars'taki tapınaklar, nilüfer çiçekleri ile süslenmiştir.The temples on Mars are decorated with lotus flowers.
O sık sık çiçekler toplar.Often she gathers flowers.
Tom muhtemelen Mary'ye çiçekleri sulamayı unutmamasını söyleyecektir.Tom will probably tell Mary not to forget to water the flowers.
Çiçekleri sulamadım.I haven't watered the flowers.
Tom çiçekleri sulamayı unuttu.Tom forgot to water the flowers.
Çiçekleri doğal çevrelerinde seviyorum.I like flowers in their natural surroundings.
Leyla'nın çiçekleri sevdiğini biliyorsun.You know Layla likes flowers.
Leyla çiçekler için Sami'ye teşekkür etti.Layla thanked Sami for the flowers.
Bu çiçekleri Mary için aldım, senin için değil.I bought these flowers for Mary, not for you.
Tom çiçekler taşıyarak odaya girdi.Tom walked into the room, carrying flowers.
Tom, kadife çiçeklerini sevdiğini söylüyor.Tom says that he likes marigolds.
Bu çiçekler Tom tarafından gönderildi.These flowers were sent by Tom.
Tom bu çiçekleri dikti.Tom planted these flowers.
Tom bu çiçekleri gönderdi.Tom sent these flowers.
Tom'un hiç Mary'ye çiçek verip vermediğini merak ediyorum.I wonder whether or not Tom ever gives Mary flowers.
Tom Sevgililer Günü'nde Mary'ye çiçekler gönderdi.Tom sent Mary flowers on Valentine's Day.
Mary Tom'a çiçekler için teşekkür etti.Mary thanked Tom for the flowers.
Vazodaki çiçekler soldu.The flowers in the vase were wilted.
O çiçek yemeye uygun.That flower is edible.
O çiçeği yemekte sakınca yok.That flower is edible.
Tom çiçeklere yaklaştığında her zaman hapşırır.Tom sneezes every time he's near flowers.
Bu çiçekler Mary için.These flowers are for Mary.
Sami birkaç çiçek satın aldı.Sami bought some flowers.
Çayır, kır çiçekleri ile doluydu.The meadow was filled with wildflowers.
Çayır, yabani çiçeklerle doluydu.The meadow was filled with wildflowers.