Bir gün bu iki kardeş, dünyanın çevresinde 3 tur atacakları bir yarışa girmeye karar verdileri.في يوم من الأيام قرر الأخوان ان يخوضا سباقا ثلاث مرات حول العالم
Bir gün bu iki kardeş, dünyanın çevresinde 3 tur atacakları bir yarışa girmeye karar verdileri.世界を三周するのです カルティケヤは彼の孔雀に乗り
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Im niższy status pracy i osoby ją wykonującej, tym bardziej odcięty powinna być ze swojej prywatnej sfery.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.직업과 그걸 수행하는사람의 신분이 낮아지면 낮아질수록, 그사람은 사유의 영역에서 제외되었어요.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Più basso è il livello del lavoro e della persona che lo svolge, più è distante dalla sua sfera personale.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.Vị trí công việc và xã hội càng thấp, thì người đó càng bị cách ly khỏi khu vực quan hệ cá nhân.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.ככל שסטטוס התפקיד והאדם נמוך יותר, כך הוא יהיה מרוחק יותר מהמרחב הפרטי שלו.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.إذا كلما تدنت طبيعة العمل والشخص الذي يعمل ذلك العمل، كلما تم إبعاده من صعيده الشخصي أكثر.
Bir işin statüsü daha düşük oldukça ve kişi çalışıp yükseldikçe, kişisel çevresinden fazla uzaklaşacaktadır.地位が低いほど 個人領域から遠ざけられるのです 人はこの驚くべき可能性を利用しています
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Alcuni giorni dopo siamo andati in un tempio buddista a Footscray e ci siamo sedute accanto alla sua bara.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Beberapa hari kemudian, kami pergi ke sebuah kuil Budha di Footscray dan duduk di sekitar peti matinya.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Días más tarde, fuimos a un templo budista en Footscray y nos sentamos alrededor de su ataúd.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.După câteva zile, am mers la un templu budist din Footscray şi am stat pe lângă sicriu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Ein paar Tage später gingen wir in einen Buddhistischen Tempel in Footscray und saßen um ihren Sarg.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Enkele dagen later gingen we naar een Boeddhistische tempel in Footscray en zaten bij haar kist.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Kilka dni później poszłyśmy do świątyni buddyjskiej w Footscray i usiadłyśmy obok jej trumny.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Néhány nap múlva együtt elmentünk egy buddhista templomba Footscray-ben, és körülültük a koprorsóját.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Nekaj dni kasneje smo šle v budistični tempelj v Footscrayju in sedele ob njeni krsti.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.O pár dní neskôr sme šli do budhistického chrámu vo Footscray a posadali si okolo jej rakvy.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Pár dní poté jsme se vydaly do budhistického chrámu ve Footscray a sedly si vedle její rakve.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Passados alguns dias fomos a um templo Budista em Footscray e sentamo-nos ao redor do seu caixão.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Vài ngày sau, chúng tôi đến một ngôi chùa đạo Phật ở Footscray và ngồi quanh quan tài của bà.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Λίγες μέρες αργότερα, πήγαμε σε ένα βουδιστικό ναό στο Φούτσκρεϊ και καθίσαμε γύρω από το φέρετρό της.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.А за кілька днів ми сиділи біля бабусиної труни у буддійському храмі у передмісті Футскрей.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Няколко дни след това ние отидохме в будистки храм във Футскрей и седнахме около ковчега й.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.모든 변의 길이는 같죠. 정사각형을 그려 보겠습니다. 저의 최고의 시도! 이 정사각형 ABCD의 둘레가 36이라 해 볼게요
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.Alle siderne er lige lange, og det her kvadrat har en omkreds på 36.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.En we zeggen dat het een vierkant is en een omtrek heeft van 36.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.Nakreslím čtverec... Můj nejlepší pokus. Takže čtverec ABCD.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.Nakreslím štvorec, toto je ABCD. A tento štvorec má obvod 36.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.Нека го нарисуваме, това са ABCD и периметърът му е 36.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.Я накреслю квадрат, це ABCD Нехай ми знаємо, що цей квадрат має периметр 36.
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.جميع الاضلاع متساوية، دعوني ارسم مربعاً، هذا ABCD وهذا المربع محيطه 36
Bir kare çizeyim, bu ABCD ve bu karenin çevresi 36.この周囲は 36 です。 各辺の長さがわかっています。
Bir kişinin çevresini dikkate almadan nasıl biri olduğunu anlayamazsın.Kecuali dalam konteks lingkungan
Bir kişinin çevresini dikkate almadan nasıl biri olduğunu anlayamazsın.Salvo que lo pongas en contexto con el entorno
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİAZ UNIÓ ÉS KÖZVETLEN KÖRNYEZETE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİAZ UNIÓ ÉS KÖZVETLENKÖRNYEZETE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİDE LA UNIÓN Y SU ENTORNO PRÓXIMO
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİDE UNIE EN HAAR NAASTE OMGEVING
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİLA UNIÓN Y SU ENTORNO PRÓXIMO
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİL’UNIONE E L’AMBIENTE CIRCOSTANTE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİL’UNION ET SON ENVIRONNEMENT PROCHE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİSCHUTZ PERSONENBEZOGENER DATEN
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİÚNIA AJEJ BEZPROSTREDNÉ OKOLIE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIA I JEJ BEZPOŚREDNIE OTOCZENIE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIE A JEJÍ BLÍZKÉ OKOLÍ
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIJA IN NJENO NEPOSREDNO OKOLJE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIONEN OCH DESS NÄRMASTE OMVÄRLD
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIONEN OCH DESS NÄRMASTEOMVÄRLD
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIONI JA SEN LÄHIYMPÄRISTÖ
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİUNIUNEA ŞI ZONA DE VECINĂTATE
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİСЪЮЗЪTИСЪСЕДНИТЕ ДЪРЖАВИ
BİRLİK VE YAKIN ÇEVRESİСЪЮЗЪТ И СЪСЕДНИТЕ ДЪРЖАВИ
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.Abych uvedla pár příkladů, zaprvé prosím přestaňte sázet pichlavé rostliny okolo státních budov.
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.Digo, por citar algunas cosas, por favor dejen de poner plantas espinosas alrededor de los edificios públicos.
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.Egy párat felsorolok.
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.제 말은, 몇가지 얘기해 보자면, 첫번째, 제발 공공건물 주변에
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.Naj navedem le nekaj: Prvič: prosim, nehajte postavljati bodičaste rastline okoli javnih zgradb.
Bir, lütfen kamu yapılarının çevresine dikenli bitkiler koymaktan vazgeçin.Nie obsadzajmy budynkó użyteczności publicznej kolczastymi roślinami.