çekmiyor ile cümle
çekmiyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çoğu durumda, çocuklar psikolojik bir durumdan rahatsızlık çekmiyorlar.精神症状を 患っているのではなく 子供時代を 患っているのです (笑)
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .Bo nie muszą inwestować w to, czym zajmują się inne formy życia.
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .Porque ele não passa por toda dificuldade que todas as outras formas de vida tem.
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .Porque no va a través de todos los problemas de lo que cualquier otra forma de vida tiene.
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .Protože to nejde přes všechny potíže jakých každá jiná forma života má.
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .Так як, йому не потрібно проходити через ті всі труднощі, з якими стикаються інші форми життя.
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .حيث أنها لا تمر بكل المشاكل التي تمر بها صور الحياة الاخرى
Çünkü tüm diğer canlıların yaşadığı tüm o sıkıntılatı çekmiyor. .人生の他のすべての形態が。 それはどのような生活ですかも我々 がいる質問。
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Además, no me interesa pelearme con chicas.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Além disso, não tenho interesse em lutar com miúdas.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Ei sitä paitsi kiinnosta tapella tyttöjen kanssa.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Inoltre, non mi interessa battermi con le ragazze.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Jag vill inte slåss mot tjejer.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Jeg vil ikke slås med piger.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Poza tym nie walczę z dziewczynami.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.Δεν με ενδιαφέρει να παλεύω με κορίτσια.
Hem kızlarla dövüşmek hiç ilgimi çekmiyor.И драки с девушками меня не интересуют.
Karakterlerim araba kullanıyordu. Açlık çekmiyorlardı. Bu yüzden otantik Afrikalı olamazlardı.As minhas personagens conduziam carros, não estavam esfomeadas, portanto não eram genuinamente africanas.
Karakterlerim araba kullanıyordu. Açlık çekmiyorlardı. Bu yüzden otantik Afrikalı olamazlardı.Mis personajes conducían vehículos, no morían de hambre; entonces, no eran auténticamente africanos.
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Am spus, "Miguel, dar ei nu se ospătează din peştele tău?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Dissi: "Miguel, ma non stanno banchettando con il tuo pesce?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Eu estava confuso.
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum. (Gülüşmeler)Είπα "Miguel, με τα ψάρια σου δεν κάνουν το τσιμπούσι;" (Γέλια)
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Ich sagte: "Miguel, schlemmen sie nicht Deinen Fisch?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Ik zei: "Miguel, zijn ze niet aan het feesten op jouw vis?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Jag sa, "Miguel, frossar de inte på er fisk?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.J'ai dit: " Miguel, est-ce qu'ils ne seraient pas en train de se régaler avec vos poissons?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum."미구엘, 당신 물고기들을 잡아먹고 있는 거 아녜요?"라고 물었죠.
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Le dije, "Miguel, no se están haciendo un banquete con tu pescado?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum."Miguel! One jedzą twoje ryby?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Mondom neki: "Te Migue, nem a te halaidon dőzsölnek?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Řekl jsem: "Migueli, nehodují náhodou na vašich rybách?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Saya bertanya, "Miguel, bukannya mereka berpesta makan ikanmu?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Tôi hỏi, "Miguel, chẳng phải chúng đang ăn cá của anh sao?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Попитах: "Мигел, не пируват ли с твоята риба?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.Я спросил,- "Мигель, они пируют вашей рыбой?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.אמרתי, "מיגל, האם הם לא זוללים את הדגים שלך?"
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.وقلت " ميجيل , أليست هذه الفرائس هي أسماكك ؟؟ "
"Miguel, sizin balıklarınızla ziyafet çekmiyorlar mı?" diye sordum.(笑)
Mıknatıslı. Bilgisayarı yere çekmiyor.Ça ne fait pas tomber l'ordinateur par terre.
Mıknatıslı. Bilgisayarı yere çekmiyor.Não atira o portátil ao chão.
Mıknatıslı. Bilgisayarı yere çekmiyor.Nem rántja le a laptopot a padlóra.
Mıknatıslı. Bilgisayarı yere çekmiyor.Nó có nam châm - nó sẽ không kéo cả cái laptop rơi xuống đất.
Mıknatıslı. Bilgisayarı yere çekmiyor.Не дърпа лаптопа на земята.
Neden aşağıyı çekmiyorsun, Jack?Jack, pokaż tu niżej.
"Neden.... neden fotoğraf çekmiyor?"私たちが共通して抱く物を思い起こさせます。
O alan ilgimi çekmiyor.Aku tidak tertarik pada bidang itu
O alan ilgimi çekmiyor.Ich bin nicht in diesem Bereich interessiert.
O alan ilgimi çekmiyor.Ik ben niet geïnteresseerd in die gebied.
O alan ilgimi çekmiyor.Jag är inte intresserad i det området.
O alan ilgimi çekmiyor.Je ne suis pas intéressé par ce secteur d'activités.
O alan ilgimi çekmiyor.Nie jestem tym zainteresowany.
O alan ilgimi çekmiyor.Non sono interessato a quella materia.
O alan ilgimi çekmiyor.Nu ma intereseaza domeniul asta.
O alan ilgimi çekmiyor.Tá oblasť ma nezaujíma.
O alan ilgimi çekmiyor.Δεν ενδιαφέρομαι σ'αυτόν τον τομέα.
O alan ilgimi çekmiyor.Мне это не интересно.
O alan ilgimi çekmiyor..أنا لست مهتمًا بذلك المجال
O alan ilgimi çekmiyor.なんで?
Onlar kır evlerinde ve Delhi'de, şehir merkezlerinde su sıkıntısı çekmiyorlar.Están allí arriba en sus bungalós y demás en Delhi, en las capitales. Se les suple abundante agua. Todo bien.