çekiyor ile cümle

çekiyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer bir canlı acı çekiyorsa, bu acıyı dikkate almayı reddedecek ahlaki bir açıklama olamaz.Jos olento kärsii, ei voi olla moraalista perustetta kieltäytyä ottamasta kärsimystä huomioon.
Eğer bir canlı acı çekiyorsa, bu acıyı dikkate almayı reddedecek ahlaki bir açıklama olamaz.Om en varelse lider kan det inte finnas något moraliskt rättfärdigande att
Eğer bir canlı acı çekiyorsa, bu acıyı dikkate almayı reddedecek ahlaki bir açıklama olamaz.Si un ser sufre, no hay justificación moral para así justificar a llevar ese sufrimiento en consideración.
Eğer bir canlı acı çekiyorsa, bu acıyı dikkate almayı reddedecek ahlaki bir açıklama olamaz.Если существо страдает не может быть никаких моральных оправданий отказу принимать во внимание его страдание.
Eğer bir canlı acı çekiyorsa, bu acıyı dikkate almayı reddedecek ahlaki bir açıklama olamaz.כאשר יצור סובל, לא קיימת הצדקה מוסרית לסרב לקחת את הסבל שלו אל תשומת הלב
Eğer bir insan çok fazla acı çekiyorsa, ektiğini biçiyordur (karma)Dacă o persoană suferă extrem de mult, înseamnă că se achită de datoriile karmice.
Eğer bir insan çok fazla acı çekiyorsa, ektiğini biçiyordur (karma)Když člověk hodně trpí, splácí svou karmu.
Eğer bir insan çok fazla acı çekiyorsa, ektiğini biçiyordur (karma)במיוחד בהודו, אם האדם סובל מאוד, הוא משלם את החוב עבור הקארמה שלו.
Eğer bir insan kanser yüzünden acı çekiyorsa "Lütfen, buna son veri" derKdyž člověk trpí rakovinou říká "Prosím, skončete to."
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Als er elektriciteit is neemt de zuurstofconcentrator hier kamerlucht op.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Aşadar atunci când este eletricitate, concentratorul de oxigen ia aer din cameră.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Itt, mikor van áram, az oxygén sűrítő a levegőt a szobából nyeri.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Jadi pada saat listrik menyala pengumpul oksigen mengambil udara dalam ruangan.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Kiedy jest prąd, koncentrator tlenu pobiera zwykłe powietrze.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.전기가 들어올 때에는 산소 생성기는 실내의 공기를 사용합니다.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Mais donc ici dedans quand il y a de l'électricité, le concentrateur d'oxygène absorbe l'air ambiant.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Per cui qui, quando c'è elettricità, il concentratore di ossigeno usa l'aria dell'ambiente.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Portanto, quando há electricidade, o concentrador de oxigénio capta o ar da sala.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Vì vậy khi có điện, thiết bị tạo ô-xy lấy không khí ở trong phòng.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Wenn elektrischer Strom vorhanden ist, dann saugt der Sauerstoffkonzentrator die Raumluft an.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Όμως εδώ, όταν έχει ρεύμα, ο συμπιεστής οξυγόνου εισάγει αέρα δωματίου.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Итак, когда есть электричество, кислородный концентратор всасывает воздух из помещения.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.Когато има ток, кислородният концентратор използва въздуха в стаята.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.אבל ככה בפנים כשיש חשמל, מרכז החמצן לוקח אויר מהחדר.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.حسنا هنا عندما تتوفر الكهرباء، مكثف الأوكسجين يأخذ هواء الغرفة.
Elektrik olmadığı zaman işte burada oksijen yoğunlaştırıcı oda havasını çekiyor.酸素圧縮機が部屋の空気を取り込みます 部屋の空気は見事なほどに無料だと分かっていますし
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Alan luultavasti jo torstaisin odottaa viikonloppua.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Faço-o por dinheiro. Provavelmente já desejo a chegada do fim de semana à quinta-feira.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Hajlamos vagyok arra, hogy csütörtökön már várjam a hétvégét.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Ik kijk op donderdag waarschijnlijk al uit naar het weekend.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.목요일엔 벌써 주말을 기다리게 됩니다.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Le jeudi, j'ai probablement déjà hâte que ce soit le weekend.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Probabil că joia abia aştept să vină weekend-ul.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Sangat mungkin saya sudah menantikan akhir pekan di hari Kamis.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Từ thứ năm tôi đã mong đến cuối tuần rồi.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Verosimilmente non vedo l'ora che arrivi il weekend già il giovedì.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Wahrscheinlich freue ich mich dann schon donnerstags aufs Wochenende.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.W czwartki prawdopodobnie już myślę o weekendzie.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.Ya desde el jueves posiblemente espere ansiosamente el fin de semana.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.В четвъртък аз вероятно очаквам уикенда.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.והם מדורגים באופן שמתאים לי מאד.
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.فمن المرجح أنني أتطلع إلي عطلة نهاية الأسبوع في الآحاد،
En iyi ihtimalle perşembeden haftasonunun gelmesini iple çekiyorum.バランスを保つため趣味が必要だと思われる状態です
En son Dinlemek için gidiyoruz şey Bana tetiği çekiyor.De laatste wat je gaat horen is me overhalen van de trekker.
En son Dinlemek için gidiyoruz şey Bana tetiği çekiyor.Den sidste ting du kommer til at høre er mig, trækker på aftrækkeren.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.Bahkan, tidak hanya kita tidak punya apa-apa untuk dapatkan tapi kami lebih menderita karena itu.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.De fapt, nu numai ca nu avem nimic de castigat dar suferim mai mult din cauza asta.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.De hecho, no sólo no tenemos nada que ganar, sino que sufrimos más a causa de ello.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.Infatti,non solo non abbiamo niente da guadagnare ma abbiamo solo da soffrire per questo.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.Wir haben dadurch nicht nur keinen Vorteil, sondern wir leiden darunter.
Esasen, kazanacağımız bir şey olmadığı gibi, bir de acı çekiyoruz.Всъщност, не само че нямаме какво да спечелим, но страдаме повече заради нея.
Etrafta sersem sepelek dolaştığınızı hissediyorsunuz. Ve korkunç baş ağrısı çekiyorsunuz.Es fühlt sich so an, als würde man vernebelt umherirren und man bekommt diese schrecklichen Kopfschmerzen.
-Evet, hadi. Hadi! Tanklar sanki kurşunu üstlerine çekiyor.Estes jipes atraem baIas.
Evet ya inanabiliyor musun? Carrie filmini tekrardan çekiyorlarmış.Ναι, το πιστεύεις; ξαναγυρίζουν την "Κάρι"(ταινία).
Evet ya inanabiliyor musun? Carrie filmini tekrardan çekiyorlarmış.あのクラシックの名作を
Eziyet çekiyorum zaten!Conosco bene la sofferenza!
Eziyet çekiyorum zaten!Der har jeg allerede været.
Eziyet çekiyorum zaten!Jag har redan varit i dödsriket.
Eziyet çekiyorum zaten!Já passei um mau bocado!
Eziyet çekiyorum zaten!Jeg har allerede været i underverdenen.

İlgili Sayfalar