çekiyor ile cümle
çekiyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Veľkú publicitu si však získalo to, že robia aj veľa hrozných vecí.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Za to mówi się dużo o okropnych rzeczach, które robią.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Ze komen wel in de krant voor de vele verschrikkelijke dingen die ze doen.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Αντίθετα συνήθως ακούμε ότι κάνουν πολλά τρομακτικά πράγματα.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Втім, газети чимало пишуть про них за те, що вони роблять і чимало жахливих речей.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Затова пък пишат много за другите неща, които бактериите правят -- ужасните неща.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.Однако о них вспоминают, потому что они также делают много плохого.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.אבל הם מקבלים פרסום רב מכיוון שהם עושים גם דברים נוראיים.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.ولكن تحصل على الشهرة للقيام بكثير من الأمور الفظيعه.
Ancak oldukça kötü şeylere de neden olabildiklerinde dikkatimizi çekiyorlar.しょっちゅう新聞沙汰になります つまり地球上には、もともとあなたの一生とは
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Ci parla del vivere il momento, e forse del vivere lentamente.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Coisas como viver o momento também, e provavelmente sobre fazer as coisas lentamente.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Den säger något om att leva i nuet, och förmodligen något om att ta det lugnt.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Den viser points om at leve i nuet, og sikkert om at gøre tingene langsomt.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Er macht eine Aussage darüber im jetzt zu leben und vielleicht auch darüber Dinge langsam zu tun.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Govori o temu, kako živimo v trenutku in verjetno tudi o tem, da delamo stvari počasi.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Hace también observaciones acerca de vivir en el momento, y probablemente sobre hacer las cosas despacio.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Hovorí o žití "tu a teraz" a pravdepodobne o robení vecí pomaly.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.순간순간에 충실해야 한다는 것과 천천히 일을 해야한다는 것에 대해서 이야기도 해주지만
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Leven in het hier en nu bijvoorbeeld, en dat je dingen niet moet overhaasten.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Ne spune că ar trebui să trăim clipa și probabil că ar trebui să facem lucrurile mai încet.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Nó cũng nói về sống trong thời điểm này, và có thể là về thực hiện chậm rãi.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Odnosi się do życia chwilą obecną, do robienia rzeczy powoli.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Rámutat milyen a pillanatnak élni, és talán arról, hogy időt kell adni a dolgoknak.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Salah satunya tentang hidup pada saat ini dan mungkin juga tentang menjalani hidup lebih perlahan.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Se tuo myös esiin ajatuksia hetkessä elämisestä, ja luultavasti asioiden hitaasti tekemisestä.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Ukazuje na náš život pro daný okamžik, ukazuje asi i něco o tom, že máme zpomalit.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Ζητήματα σχετικά με το να ζεις τη στιγμή, και ίσως με το να δίνεις χρόνο στα πράγματα που κάνεις.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.Например, как да живеем в настоящия момент и може би как да вършим нещата по-бавно.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.יש בה אמירות על לחיות את הרגע ועל לעשות דברים לאט.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.يقول لنا شيئا عن العيش في اللحظة التي نحن فيها أيضاً، وربما عن القيام بالأعمال بتأني.
Anda yaşama konusunda da bir noktaya dikkat çekiyor, ve muhtemelen biraz daha yavaştan almanın önemine.ひとつは 今を生きるという点 また ゆっくりと時間をかけてやるということ でも一つあげるとしたら どれか一つのことを選んだとしたら
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Aceste lucruri chiar mă interesau.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Az ilyenek tényleg nagyon érdekeltek.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Dit soort dingen vond ik erg interessant.
Angola veya Afganistan'daki üstünlük savaşı, merakımı cezbediyordu. Bu şeyler gerçekten ilgimi çekiyordu.Тези неща наистина ме интересуваха.
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Ibu dan aku bahkan tidak pernah tahu itu... dan kami khawatir kau mungkin menderita di suatu tempat...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Mama i ja nie wiedziałyśmy tego... i bardzo się martwiłyśmy, że może gdzieś cierpisz...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Mama si eu nici nu am stiut ca.. Si eram asa ingrijorate ca ai putea suferi pe undeva...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Ma mère et moi l'ignorions. On s'inquiétait que tu sois en train de souffrir quelque part.
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Η μαμά και εγώ δεν το ξέραμε καν... Και ανησυχούσαμε τόσο πολύ επειδή μπορεί να υπέφερες κάπου...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.Мама и я ничего не знали... и мы так переживали, что ты где-то мучаешься...
Annemle ben bunu bilmiyorduk... ve bir yerde acı çekiyorsundur diye çok endişelenmiştik.امي و انا لم نعلم حتى بالامر .. و لقد كنا قلقين عليكي ان تكوني تعانين في مكان ما
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.심한 고통을 받고 있고 엄청나게 쇠약한 상황에 빠져 있는데 그가 그 원인을 모른다는 것이었죠.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.lider av en smärtsam och försvagande sjukdom som Archie inte riktigt förstår.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.lijden aan een ondraaglijke en invaliderende aandoening die Archie niet echt begrijpt.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.סובלים ממחלה מייסרת ומגבילה שארצ'י לא ממש מבין אותה.
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.كانوا يعانون من حالة وهن وضعف شديدة وكان آرشي لا يعيها ولا يفهمها
Archie'nin gerçekten anlamadığı dayanılmaz ve elden ayaktan düşüren bir durumdan dolayı acı çekiyorlar.衰弱していくという コクランに理解のできない状況でした 症状は
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.A następnie robię zdjęcie używając Skanera dokumentów.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Daarna maak ik een foto met Evernotes Paginacamera.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Dann fotografiere ich sie mit der Evernote-Seitenkamera.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Et ensuite, je prends une photo avec l'appareil photo pour page d'Evernote.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Evernote의 페이지 카메라로 사진을 찍습니다.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Lalu, mengambil gambar dengan Kamera Halaman Evernote.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Luego, tomo una foto con la Cámara de página de Evernote.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Poi scatto una foto con la Page Camera di Evernote.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Så tager jeg et billede med Evernote-sidekameraet.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Sau đó chụp nhanh ảnh với Camera Trang của Evernote.
Ardından Evernote'un Sayfa Kamerasıyla resim çekiyorum.Sedan tar jag en bild med Evernotes sidkamera.