çekirdeği ile cümle

çekirdeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerÚj Linux- rendszermag hozzáadása a rendszerindítási menühöz
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerVoeg een nieuwe Linux-kernel toe aan het opstartmenu
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerΠροσθήκη νέου πυρήνα Linux στο μενού εκκίνησης
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerДобавить новое ядро Linux в меню загрузки
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerДобавяне ново ядро на Линукс в менюто за зареждане.
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerДодати нове ядро Linux до меню завантаження
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerהוספת גרעין לינוקס חדש לתפריט האתחול
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerأضف نواة لينكس جديدة لقائمة الإقلاع
Önyükleme menüsüne yeni bir Linux çekirdeği eklerブートメニューに新しい Linux カーネルを追加します。
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.Așadar în mijloc aveți soma și apoi de la somă - permiteți-mi să desenez nucleul.
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.En el medio tenemos el soma y luego del soma.. déjenme dibujar el núcleo.
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.W środku mamy ciało komórki, od którego odchodzi -- narysuję jeszcze jądro komórkowe.
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.Έτσι, στο κέντρο έχουμε το κυτταρικό σώμα και μετά, από το σώμα - ας ζωγραφίσω το πυρήνα.
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.В середине находится сома нейрона, а внутри сомы я нарисовал ядро.
Ortada gövde, veya soma, var. Somaya bağlı da her hücrede olduğu gibi hücre çekirdeği var.Тому в центрі знаходиться сома і потім від соми я намалюю ядро.
Öyle ki yakın geçmişte Dünyanın çekirdeğinin içinde ikinci bir çekirdek olduğunu fark ettik dinamik olanıdır地球のコア内の他、第二のコアが存在すること、 これはそのダイナミックされています。 これは、作成します
Öyleyse burada olan farz edelim örneğin, bu Yer'in sert çekirdeği ve onun dışıEu chamo-lhe o Núcleo Caroline.
Öyleyse burada olan farz edelim örneğin, bu Yer'in sert çekirdeği ve onun dışıその外に、地球の外核であり、
O zaman çekirdek ne kadar büyüktür? Yaban mersinini patlatıp açarsak ve çekirdeği ararsak, ne biliyor musun?Thế thì hạt nhân to đến độ nào? và nếu bạn tách một quả việt quất ra và tìm những hạt nhân, bạn biết không?
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.목화에서 씨를 떼어내는 일은 단순하지만 시간이 많이 걸리는 일이었어요.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Oddzielanie nasion od włókien było żmudne i czasochłonne.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Separar as sementes da rama do algodão era aborrecido e demorava muito tempo.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Separarea seminţelor de scamele de bumbac era plictisitoare şi consumatoare de timp.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Separare i semi dalla fibra era un lavoro tedioso e che richiedeva molto tempo.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Separar las semillas de las fibras era una tediosa y larga tarea.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Séparer la graine du coton de sa fibre était fastidieux et prenait beaucoup de temps.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Tách hạt từ bông là một công việc tẻ nhạt và tốn thời gian.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.Процесс очистки семян от хлопковолокна был трудоёмким и занимал много времени.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.הפרדת הזרעים מהכותנה היתה מפרכת וגוזלת זמן.
Pamuğun tiftiğin çekirdeğinden ayrılması oldukça zahmetli ve çok zaman alıyordu.فصل البذور عن ألياف القطن عملية شاقة وتستغرف وقتأ طويلاً
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Bene, il cuore della nostra religione ci rimane.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Bon, l'essence de notre religion est là avec nous et le restera.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Budiž, jádro našeho náboženství nám zůstane. Je to naše víra a my jí budeme věrni."
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Bueno, el centro de nuestra religión está aquí para quedarse con nosotros.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Cóż, podstawa naszej religii musi z nami pozostać.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Ei bine, fundamentul religiei noastre este aici și rămâne aici cu noi.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Igen, ez itt a vallásunk magja, amit meg kell őriznünk.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Inti dari agama kami akan tetap bersama kami.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."우리 종교의 근원은 여기 바로 우리 곁에 존재하며,
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Nåväl, vi behåller vår religions kärna.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Nun, der Kern unserer Religion ist hier um bei uns zu bleiben.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Nuž, základ nášho náboženstva je tu preto, aby sme ho zachovali.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Os fundamentos da nossa religião estão cá para ficar. "É a nossa fé e seremos leal a ela".
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır.Trung tâm của tôn giáo chúng tôi xuất hiện và tồn tại với chúng tôi.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Wel, de kern van onze godsdienst moeten we behouden.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Ο πυρήνας της θρησκειας μας είναι εδώ να μείνει μαζί μας.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Добре, същината на нашата религия ще бъде запазена.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Ну, суть нашей религии останется с нами.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."Що ж, суть нашої релігії залишиться з нами.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır."הגרעין של הדת נשאר איתנו.
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır.ويقولون " حسناً.. ان نواة الاسلام ها هي .. ان الله قد حفظه ..
"Pekâlâ, dinimizin esas çekirdeği bizde kalıcıdır.私達と共にある。それが私たちの信仰であり、 私達はそれに忠義をしめしていくのだ。" と言えばいいのです。
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.De protonen en neutronen zitten in de kern, en bevatten bijna de hele massa van het atoom.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.Die Protonen und Neutronen leben im Atomkern und ergeben fast die ganze Masse des Atoms.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.În nucleu locuiesc protoni și neutroni, şi aceștia conțin aproape toată greutatea(masa) atomului.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.양성자와 중성자는 핵의 안쪽에 있고, 원자의 대부분의 질량을 포함하고 있습니다.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.Los protones y neutrones viven dentro del núcleo, y contiene casi toda la masa del átomo.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.Protoner och neutroner lever inuti atomkärnan, och har nästan hela atomens massa.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.Protoni e neutroni vivono dentro il nucleo, e contengono quasi tutta la massa dell'atomo.
Protonlarla nötronlar çekirdeğin içinde bulunmaktadır ve atomun neredeyse tüm kütlesini oluşturmaktadırlar.Protony a neutrony se nachází uvnitř jádra a je v nich koncentrována téměř celá hmotnost atomu.

İlgili Sayfalar