çekiciliği ile cümle

çekiciliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Kyoto'nun çekiciliği eski tapınaklarının güzelliğinden oluşur.The charm of Kyoto consists of the beauty of its old temples.
Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.The production has visual appeal for the audience.
Eski yazlığın bu konuda belirli bir çekiciliği vardır.The old cottage has a certain charm about it.
Onun karizmasının çekiciliği diğer insanları dinlettirdi.The attractiveness of his charisma made other people listen.
Çekiciliğini kullan.Use your charm.
Mary'nin çok çekiciliği var.Mary has a lot of sex appeal.
Tom'un çekiciliği var.Tom has charisma.
Sami, Leyla'nın çekiciliğine direnemez.Sami can't resist Layla's charms.
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair uses her charm, cleverness, money and social status to get to where and what she wants.
Aynı zamanda kadın sesinin âdet döngüsü boyunca çekiciliği de araştırılmıştır.Research has also been conducted on the attractiveness of the female voice throughout the cycle.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Both problems proved difficult, but they never lost interest.
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.(Laughter)
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Both songs have something in common: that same appeal of celebration and unity.
Çekiciliği sağlayan şey, cümlelerin ve bu cümlelerle kast edilen durumların keskinliği.The allure is the sharpness of the phrases, and the situations they allude to.
Katılımcı sayısındaki artış, kantonun turistik çekiciliğini de arttırabilir.The increasing numbers could help the canton attract tourists.
Dükkanlar, restoranlar ve bürolara da el konmuş ve bölge eski çekiciliğini yitirmişti.The shops, restaurants and offices were also confiscated and the area lost its old-time charm.
Ancak, Janja ve klanının çekici bir kötü adam yapma çekiciliğinden yoksun olduğunu söyledi.[1]However, he found Janja and his clan lacked the appeal to make a compelling villain.[35]
Bazı deneysel kanıtlar, yoksulluğun çekiciliğini desteklemektedir.Some experimental evidence supports the appeal to poverty.
Atomların çekiciliğini zıt elektrik yükleriyle açıklayabilmiştir.He was able to explain the attraction of atoms through opposite electrical charges.
Bu ifade çoğu zaman cinsel çekiciliği veya arzu edilebilirliği ima eder.Die sexuelle Intimität ist meist der Ausdruck höchster Zuneigung oder der Lust.
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair utiliza su encanto, dinero, y status social para obtener lo que desea.
Gianni Le charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği) (1972) ....El discreto encanto de la burguesía (Le charme discret de la bourgeoisie, 1972).
Zengin doğası turizmin en önemli çekiciliğidir.El parque natural supone el mayor atractivo turístico del pueblo.
Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.Продукция имеет визуальную привлекательность для наблюдателей.
Şehirde bu sporun tarihi çekiciliği bulunmaktadır.В последнее время этот вид спорта стал актуальным в городе.
Zengin doğası turizmin en önemli çekiciliğidir.Дикая природа является главной туристической достопримечательностью страны.
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair usa seu charme, dinheiro e posição social para conseguir o que quer.
Bu ifade çoğu zaman cinsel çekiciliği veya arzu edilebilirliği ima eder.O termo, geralmente, significa atração sexual ou desejabilidade.
Gianni Le charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği) (1972) ....Hij speelde een hoofdrol in Le charme discret de la bourgeoisie (1972).
Zengin doğası turizmin en önemli çekiciliğidir.Główną atrakcję turystyczną stanowi bogata przyroda.
Ayrıca dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır.Vid sidan av bussarna finns det också gula taxibilar.
Dağcılık da buralar için çekiciliği olan ayrı bir spordur.Спорт — єдина сфера, в якій у неї добре йдуть справи.
Manzara olarak etkili bir turizm çekiciliği bulunur.Eredeti formájával turisztikai látványosság.
Dağcılık da buralar için çekiciliği olan ayrı bir spordur.A hegyi kerékpározás szintén nagyon népszerű sport a környéken.
Jenny, çekiciliğini kullanarak onlara nöbetçilik yapan askeri kandırarak etkisiz hâle getirir.Anyja megengedte neki, ha elég ügyes lesz, trombitaszóval ébresztheti őket.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Και τα δύο προβλήματα αποδείχθηκαν δύσκολα, αλλά δεν έχασαν ποτέ το ενδιαφέρον τους.
Çekiciliğinden ise çok az şey kaybetti.彼なくしてはわずかな自然も残っていなかった。
Ernst & Young raporuna göre, Polonya yatırım çekiciliği açısından dünyada 7. sırada yer almaktadır.2009年の Ernst & Young による報告によれば、ポーランドはビールの生産量ではヨーロッパでも第3位である。
Blair istediklerini elde etmek için çekiciliğini, parasını ve sosyal statüsünü kullanır.Blair利用自己的個人魅力,金錢和社會地位去獲取自己想得到的東西。
Gianni Le charme discret de la bourgeoisie (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği) (1972) ....סוד הקסם הבורגני, Le charme discret de la bourgeoisie, 1972.
Ayrıca dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır.גם ברשות הפלסטינית המוניות צבועות בצהוב.
Peçeli olduğundan Harun onu tanımaz ve güzel kızın çekiciliğine kapılarak onu satın alır.Той разглежда портретът на Орсина и осъзнава, че вече не я намира за привлекателна и красива.
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.매력을 끄집어 내기 위해서, 카스틸리오네가 그의 책 "궁정론"에서 만들어낸 용어인 스프레차투라라는 (주 : 스프레차투라 - 어려운 것을 쉽게 한 듯이 보이는 능력)
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.כדי להצליח ליצור זוהר, אתם צריכים את התכונה הזו של הרנסאנס של ספרצטורה, מונח שטבע קסטיגליון
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.ولكي تسحبو هذه الروعة فإنكم تحتاجون لانتفاضة ذات جودة كتلك "سبريزاتورا"، وهو مصطلح ابتدعه كاستيجيليون
Çekiciliği ortaya çıkartmak için, Rönesans tarzı sprezzatura'ya (soğukkanlılık) ihtiyaç duyarsınız.「故意の不注意」が必要です カスティリオーネが 著書 - 『宮廷人』で使った言葉です
Çekiciliği sağlayan şey, cümlelerin ve bu cümlelerle kast edilen durumların keskinliği.Le charme de ces phrases est leur mordant, et les situations auxquelles elles font référence.
Çekiciliği sağlayan şey, cümlelerin ve bu cümlelerle kast edilen durumların keskinliği.Lo atractivo es la aspereza de las frases y de las situaciones a las que se refieren.
Çekiciliği sağlayan şey, cümlelerin ve bu cümlelerle kast edilen durumların keskinliği.Шарм этих фраз в их пикантности и в ситуациях, к которым они относятся.
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.Ik sprak over het onopvallend bekijken en optisch lokken van diepzee-inktvis.
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.저는 지나친 관심을 끌지 않고 보는 것과 심해 오징어를 빛으로 유인하는 것에 대해서 말했습니다.
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.(Nevetés)
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.(Râsete)
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.(Skratt)
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.העברתי הרצאה על צפייה לא-פולשנית ועל פיתויונות אופטיים לדיונונים במים עמוקים
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.قدّمت حديثاً عن العرض المخفي و الاستدراج البصري للحبّار في أعماق البحار
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.静かに観察することを提案しました 静かで耳障りでない機器で
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Ambas as músicas têm algo em comum: o mesmo apelo à celebração e união.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Ambas canciones tienen algo en común: el mismo atractivo de celebración y unidad.
İki şarkının ortak bir yanı var: kutlama ve birlikteliğin çekiciliği.Amîndouă cîntecele au ceva în comun: același apel la sărbătoare și unitate.

İlgili Sayfalar