çeşitlilik ile cümle

çeşitlilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Ve buradaki önemli anahtar-sözcük budur. Çeşitlilik sadece: "Bakın, bir farklılık var" anlamına gelir.学校の子どもたちにも、差異がある。
Ve buradaki önemli anahtar-sözcük budur. Çeşitlilik sadece:To je velmi důležité slovo: variace.
WA: Hikaye kabileden kabileye çeşitlilik gösteriyor.La storia varia da tribù a tribù.
WA: Hikaye kabileden kabileye çeşitlilik gösteriyor.Más del 200% financiado.
WA: Hikaye kabileden kabileye çeşitlilik gösteriyor.WA: A história varia de tribo para tribo.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Así, incluso un par es capaz de una amplia gama de variación causa.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Czyli jedna para jest źródłem bardzo dużej zmienności.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.그래서 한 부부가 생산할 수 있는 DNA 조합만 해도 매우 많습니다
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Es gibt also eine riesige Menge an Variation, die ein Pärchen produzieren kann.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.I v rámci jednoho páru tedy existuje obrovská rozmanitost potomstva.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Quindi c'è un numero enorme di variazioni che una coppia può produrre.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Un seul couple peut donc produire une quantité de variation immense.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Всяка една от тези хромозоми, които нарисувах близо една до друга.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.Отже, це неймовірно велика кількість варіацій, які навіть одна пара може утворити.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.זה בערך כפולה של 12.000 של מספר בני האדם על פני כדור הארץ כיום
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.حتى لا يكون هناك كمية كبيرة من التباين أنه حتى أحد الزوجين يمكن أن تنتج.
Yani aslında ortada bir çiftin bile üretebileceği çok büyük bir çeşitlilik var.作り出せる多様性には。 それが十分でないと考えるかもしれないが、
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.Asadar, majoritatea moliilor aveau aceasta variatie, altele banuiesc aveau mai multe picatele altele.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.대부분의 회색나방들은 이러한 생김새를 가지고 있었습니다. 한 종류의 변이죠 다른 한 종류의 변이는 좀 더 짙은 회색의 날개를 가지고 있다고 볼수있겠습니다
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.La maggior parte delle falene aveva questa caratteristica, potremmo chiamarle più betularie delle altre.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.Mezi drsnokřídleci byly určité rozdíly. Někteří byli více skrvnití, takže vypadali třeba takto.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.Większość krępaków wyglądała tak, część była pewnie ciemniejsza, miała więcej plamek niż reszta.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.Отже, більшість даних комах мали цю варіацію, деякі з них, думаю, мали більше плям на своєму тілі за інших.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.Так вот, большинство пядениц были только такими, а некоторые из них были более пятнистыми, чем другие.
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.أغلب الفرشات المنقطة لها بعض الاختلافات، فبعضها كما أظن يمكن أن نقول أنه منقطة أكثر من غيرها
Yani, çoğu güvelerde sadece bu çeşitlilik vardı, bazıları sanırım diğerlerinden daha lekeliydi.他のヤツより、斑点(はんてん)が多い。 こんなやつもいるし。ちょっと色を変えて。白でいこうか。
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Ainsi l'ADN apprend et batit une plus grande diversité et complexité.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Also lernt DNA und erzeugt größere Vielfalt und größere Komplexität.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Deci ADN-ul învață și acumulează diversitate și complexitate.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.즉 DNA가 학습을 하고 다양성과 복잡성을 새롭게 만들어내고 있다는 것입니다.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.DNA oppii muodostaen lisää erilaisuutta ja lisää kompleksisuutta.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.DNA sa teda učí a vytvára väčšiu rozmanitosť a väčšiu komplexnosť.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.DNA se učí a vytváří větší rozmanitost a větší složitost.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Do đó DNA là kiến thức
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Dus leert het DNA en creëert grotere diversiteit en complexiteit.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Está acumulando nuevas formas de hacer organismos vivientes porque algunos de esos errores funcionan.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor."Nauka" kwasu DNA przyczynia się do budowania większej różnorodności i większej złożoności.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Per cui, il DNA sta imparando e sta ponendo le basi per ottenere più diversità e complessità.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Portanto, o ADN está a aprender e está a construir maior diversidade e maior complexidade.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Så DNA lærer og det bygger fantastisk diversitet og større kompleksitet.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Så DNA lär sig och bygger mångfald och komplexitet.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Sehingga DNA belajar dan membangun keragaman dan kompleksitas yang lebih besar.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Tehát a DNS tanul, és egyre nagyobb változatosságot és komplexitást épít.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Έτσι, το DNA μαθαίνει και χτίζει μεγαλύτερη ποικιλία και πολυπλοκότητα.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Така че ДНК се учи и изгражда по-голямо разнообразие и по-голяма сложност.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.Так ДНК обучается, так возникает больше разнообразия и больше сложности.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.כך ש-DNA לומד ובונה מגוון יותר גדול ומורכבות יותר גדולה.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.فالحمض النّووي يتعلّم و هو يبني تنوّعاً و تعقيداً أكبراً.
Yani DNA öğreniyor, ve böylece daha biyik bir çeşitlilik elde ederek daha karmaşık hale geliyor.更に多様性と複雑性を作り出しているのです 過去40億年にわたりそれが起こっています
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.C'était un tas de mecs et quelques femmes, différent grandement aussi bien en âge qu'en niveau d'hygiène.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Dette var en bunke fyre og et par damer, med stor forskel i både alder og hygiejnisk tilstand.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Dit was een stel heren en een paar dames, van uiteenlopende leeftijden, en met uiteenlopende hygiëne.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Egy csomó férfi és néhány nő, sokfélék, kort és higiéniai állapotot tekintve.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Era um grupo de tipos e algumas senhoras, muito variado, tanto na idade como nos cuidados de higiene.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Era un grup de indivizi şi câteva doamne, variind mult atât ca vârsta cât şi în menţinerea igienei.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Es war ein Haufen Typen und einige wenige Damen, von ganz unterschiedlichem Alter und Hygienestandard.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Había varios hombres y unas pocas damas de diferentes edades y diferentes hábitos de higiene.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.몇몇의 여자들과 한 무리의 남자들이 있었는데, 사람들은 나이와 위생상태에 따라 정말 다양했습니다.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Na tekmovanju je bilo kup moških in nekaj dam različnih let in z različno razvitim čutom za higieno.
Yaş ve temizlik konusunda çokça çeşitlilik gösteren bol miktarda erkek ve birkaç kadın vardı.Zobaczyłem grupę facetów i kilka pań, różniących się wiekiem i poziomem higieny osobistej.

İlgili Sayfalar