çayır ile cümle
çayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Hasta yo podría cargar el cercado para un cuarto de acre, e instalarlo en 15 minutos.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Même moi je pouvais porter de quoi clôturer un enclos de 10 ares et l'installer en 15 minutes.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Nawet ja mógłbym przynieść to i ogrodzić ćwierć akra w 15 minut.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Persino io sarei in grado di trasportare un recinto da un quarto di acro e installarlo in 15 minuti.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Tôi thậm chí có thể lắp ráp nó cho 1/4 bãi đất chỉ trong 15 phút
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Zelfs ik zou een veldje van 10 are op een kwartier kunnen opzetten.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Μέχρι κι εγώ τον κουβαλάω και τον στήνω σε 15 λεπτά.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Даже я мог перенести загон на 10 соток и установить его за 15 минут.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.Дори и аз мога да направя ограда за един декар и да я поставя за 15 минути.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.אפילו אני יכול לסחוב גדר מכלאה של דונם, ולהקים אותה תוך 15 דקות.
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.يمكننا ان اركبه انا .. ان كانت المساحة ربع إيكر .. خلال ربع ساعة
Ben bile bir dönümlük çayırı 15 dakikada çevirebilirim.牛は一日食べてまた移動します
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.(22:2) Он покоит меня на злачных пажитях и водит меня к водам тихим,
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Deitar-me faz em pastos verdejantes; guia-me mansamente a águas tranqüilas.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.El mă paşte în păşuni verzi, şi mă duce la ape de odihnă;
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.En prados de tiernos pastos me hace descansar. Junto a aguas tranquilas me conduce
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Er weidet mich auf grüner Aue und führet mich zum frischen Wasser.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.han lader mig ligge på grønne Vange. Til Hvilens Vande leder han mig, han kvæger min Sjæl,
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Han lar mig ligge i grønne enger, han leder mig til hvilens vann.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.han låter mig vila på gröna ängar; han för mig till vatten där jag finner ro,
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Hij laat mij uitrusten in een groene weide en wijst mij de weg langs kabbelende beekjes.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Ia membaringkan aku di padang rumput yang hijau. Ia membimbing aku menuju air yang tenang
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Il me fait reposer dans de verts pâturages, Il me dirige près des eaux paisibles.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.그가 나를 푸른 초장에 누이시며 쉴만한 물 가으로 인도하시는도다
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Na pašnikih zelenih me pase, k tihim vodam me vodi.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Na pastvách zelených pase mne, k vodám tichým mne přivodí.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Na paszach zielonych postawił mię; a do wód cichych prowadzi mię.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Ngài khiến tôi an nghỉ nơi đồng cỏ xanh tươi, Dẫn tôi đến mé nước bình tịnh.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Ngài khiến tôi an_nghỉ nơi đồng_cỏ xanh_tươi , Dẫn tôi đến mé nước bình tịnh .
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Pasie ma na zelených pažitiach; vodí ma popri tichých vodách.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.su pascoli erbosi mi fa riposare ad acque tranquille mi conduce
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.ves legelõkön nyugtat engem, [és] csendes vizekhez terelget engem.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Viheriäisille niityille hän vie minut lepäämään; virvoittavien vetten tykö hän minut johdattaa.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Εις βοσκας χλοερας με ανεπαυσεν εις υδατα αναπαυσεως με ωδηγησεν.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.На зелени пасбища ще ме успокоява; При тихи води ще ме завежда.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.בנאות דשא ירביצני על מי מנחות ינהלני׃
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.في مراع خضر يربضني. الى مياه الراحة يوردني.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.他 使 我 躺 臥 在 青 草 地 上 、 領 我 在 可 安 歇 的 水 邊
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.他 使我 躺臥 在 青草 地上 、 領我 在 可 安歇 的 水邊
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Am avut privilegiul de a trăi lângă o pajişte pentru ultima bucăţică de vreme şi este foarte frumos.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Az a megtiszteltetés ért, hogy egy mező mellett élhetek egy ideje, és ez nagyon lebilincselő.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Eu tive o privilégio de viver ao pé de um prado nos últimos tempos, e é tremendamente cativante.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ho avuto la fortuna di vivere vicino a un campo per un po' ed è stato terribilmente attraente.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ik had het voorrecht om de laatste tijd bij een weide te wonen en dat is vreselijk boeiend.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.J'ai eu le privilège d'avoir vécu à côté d'un pré dernièrement, et c'est terriblement plaisant.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Jeg har haft det privilegium at bo ved en eng i det sidste stykke tid, og det er utrolig engagerende.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.저는 지난 얼마 동안 목초지 옆에서 사는 특권을 누리고 있는데요, 정말 기분 좋은 일입니다.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Minulla on ollut onni asua niityn laidalla viime aikoina, ja se on tosi antoisaa.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Szczęśliwie mieszkałem obok łąki ostatnimi czasy; jest to bardzo zajmujące.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Имах привилегията да живея близо до една ливада, в последно време и това е ужасно ангажиращо.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Я имел счастье жить возле луга в последнее время, и это ужасно интересно.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.היתה לי הזכות לחיות ליד אחו בזמן האחרון, וזה היה מלבב ביותר.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.لقد كان لي شرف العيش على طريق مرج في حين أن القليل من الماضي ، والانخراط بشكل رهيب.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.しばらく住んでいました それは本当に面白い事です 芝生の歴史を見てみると 実は悲劇的なんです
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Das ist das Dach, das Geld spart, und das sind die ersten Bewoher, die eintrafen.
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Dette er taget som sparer penge, og her er den første dyreart ankommet.
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Este es el techo, ahorrando dinero, y estas son las primeras especies en llegar.
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Ten dach oszczędza pieniądze, a to pierwszy gatunek, jaki się tu pojawił.
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Tohle je střecha, šetří peníze, a tohle je první druh, který se tam usídlil.
Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları.Αυτή είναι η οροφή , που σώζει λεφτά, και αυτό είναι το πρώτο είδος που φτάνει εδώ.