çarpmış ile cümle

çarpmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Az történt, hogy az ittas sofőr átment a piros lámpán, és elütött engem a kutyámmal együtt.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Ce qui était arrivé, c'est qu'il avait brûlé un feu rouge, et m'avais percuté, moi et ma chienne.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Chuyện đã xảy ra là anh ta vượt đèn đỏ và đâm vào tôi và con chó của tôi.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Čo sa stalo, je, že prešiel na červenú a zrazil mňa a môjho psa.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Det der var sket var, at han kørte over for rødt og ramte mig og min hund.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Ignorando un semaforo rosso quell'uomo investì me e il mio cane.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.무슨 일이 일어났는가 하면, 그 남자가 빨간 신호등을 무시하고 달려서 저하고 제 애완견을 들이 받은 거에요.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Lo que sucedió es que se pasó un semáforo en rojo y nos atropelló, al perro y a mí.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Se întâmplase că omul trecuse pe roşu şi mă lovise pe mine şi pe căţelușa mea.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Ten mężczyzna przejechał na czerwonym świetle i potrącił mnie i mojego psa.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Was passiert war, ist dass er über Rot fuhr und über mich und meinen Hund.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Wat was er gebeurd? De man stopte niet voor rood en reed mij en mijn hond omver.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Αυτό που συνέβη ήταν ότι πέρασε με κόκκινο φανάρι και χτύπησε εμένα και το σκύλο μου.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.А случилось вот что. Он поехал на красный свет прямо на меня и мою собаку.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Какво се беше случило - този човек беше минал на червено и ни беше блъснал с кучето.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.Ось що сталося - він поїхав на червоне світло і збив мене та мою собаку.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.מה שקרה הוא, שהאיש עבר באור אדום ופגע בי ובכלבה שלי.
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.ما حدث أنه تخطى الإشارة الحمراء وصدمني انا وكلبتي
Olan şuydu, adam kırmızıda geçmiş köpeğime ve bana çarpmıştı.信号を無視して、私と犬を轢いたのです。 その犬は車の下で息絶えました。
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.Dans le centre de Saint-Petersbourg, il est rentré dans une autre voiture.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.I centrala St. Petersburg. där han körde in i en annan bil.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.In centro a San Pietroburgo, ha tamponato un'altra macchina.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.În centrul Sankt-Petersburg-ului a intrat într-o altă mașină.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.In der Innenstadt von St. Petersburg fuhr er mit seinem Wagen in ein anderes Auto.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.Petersburga, zderzył się z innym samochodem.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.Petersburg.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.St. Petersburg 시내에서 다른 차에 돌진을 했다네요.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.Szentpétervár központjában, nekiment az autójával egy másik kocsinak.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.V centre Sv. Petrohradu, nabúral so svojim autom do iného auta.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.V centru Petrohradu naboural do jiného auta.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.Στο κέντρο της Αγία Πετρούπολης, τράκαρε το αυτοκίνητό του σε ένα άλλο αυτοκίνητο.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.В централната част на Санкт Петербург, всъщност е ударил колата си в друга.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.В центре Санкт-Петербурга он врезался в другой автомобиль.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.У центрі Санкт-Петербургу, він врізався в інший автомобіль.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.במרכז העיר סנקט פטרבורג, הוא נכנס עם המכונית במכונית אחרת.
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.في وسط المدينة في سانت بيترسبيرغ في الواقع هو صدم سيارته بسيارة اخرى
Saint Petersburg şehir merkezinde arabasını başka bir arabaya çarpmış.他の車にぶつけ 事故の写真をブログに載せています
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Jag försökte lyfta pallarna för att sänka trycket i ljudlådan men jag kan ha träffat en hjärtsträng.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.울림통의 압력을 낮추려고 깔판을 올리려 해봤지만 심금을 건드렸나봐.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Megpróbáltam felemelni a lapokat, hogy csökkentsem a nyomást a hangdobozban, de eltalálhattam egy szívhúrt.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Próbowałem unieść palety, by obniżyć ciśnienie w pudle rezonansowym, ale chyba uszkodziłem włókno.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Snažil jsem se zvednout záklopky, abych snížil tlak, ale asi jsem zasáhl struny.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Tôi đã cố nâng những tấm ván lên để giảm áp lực trong hộp âm thanh, nhưng chắc tôi đã đụng phải một dây chính.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Προσπάθησα να μειώσω την ένταση στον ήχο αλλά μάλλον άγγιξα ευαίσθητη χορδή.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Я постарался приподнять поддоны, чтобы снизить давление в резонирующей коробке, но, похоже, я задел струны.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.Я спробував підняти піддони, щоб знизити тиск на звуковий ящик, але міг зачепити серцевину.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.ניסיתי להרים את המשטחים על מנת להוריד את הלחץ בתיבת התהודה, אבל ייתכן שפגעתי במיתר לב.
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.حاولت رفع المنصات لخفض الضغط في صندوق الصوت، ولكن من الممكن انني اصبت خيط القلب
Ses kutusundaki baskıyı azaltmak için paletleri kaldırmayı denedim, ama bir duyguya çarpmış olabilirim.琴線に触れてしまったかもしれない 音がまだ低すぎる
Tabiat da kasvetli. Yıldırım çarpmış, cansız ağaçlar.Natura jest bardziej ponura, rekwizyty zbudowane przez oświetlenie i spustoszone przez czas.
Tabiat da kasvetli. Yıldırım çarpmış, cansız ağaçlar.Příroda je mnohem chmurnější, stromy jsou poškozené světlem a zpustošené časem.
Tabiat da kasvetli. Yıldırım çarpmış, cansız ağaçlar.Природа набато суворіша, дерева вражені блискавкою і зруйновані часом.
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Gli risposero i Giudei: «Non diciamo con ragione noi che sei un Samaritano e hai un demonio?»
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››"Hebben wij niet gezegd dat U een Samaritaan bent?" zeiden de Joden. "U bent bezeten."
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Iudeii I-au răspuns: ,,Nu zicem noi bine că eşti Samaritean, şi că ai drac?``
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Jødene svarte ham: Sier vi ikke med rette at du er en samaritan og er besatt?
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Jøderne svarede og sagde til ham: "Sige vi ikke med Rette, at du er en Samaritan og er besat?"
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Judje odgovore in mu reko: Ali ne pravimo prav, da si Samarijan in imaš zlega duha?
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››유대인들이 대답하여 가로되 우리가 너를 사마리아 사람이라 또는 귀신이 들렸다 하는 말이 옳지 아니하냐
Yahudiler Ona şu karşılığı verdiler: ‹‹ ‹Sen, cin çarpmış bir Samiriyelisin› demekte haklı değil miyiz?››Les Juifs lui répondirent: N`avons-nous pas raison de dire que tu es un Samaritain, et que tu as un démon?

İlgili Sayfalar