Fakat bunu yapmak da, yine, Churchill'in yazdığını çarpıtmaktır."But to do this is, again, to distort what Churchill wrote."
Resmî tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi.Our repeated rejection of his falsehoods is a matter of public record.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.And it reiterates that distortion is a constant, and our eyes are easily deceived.
Onlar ki ALLAH'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler. Onlar ahireti de inkar ederler.who bar from God's way, desiring to make it crooked; they disbelieve in the world to come;
Allah'ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar).They create obstacles in the way that leads to God and try to make it seem crooked.
Fakat bunu yapmak da, yine, Churchill'in yazdığını çarpıtmaktır."È stato grandioso anche poter rifare quello che fece Stan Winston».
Fakat bunu yapmak da, yine, Churchill'in yazdığını çarpıtmaktır."Låt oss bränna upp papperet", sa Churchill.
Fakat bunu yapmak da, yine, Churchill'in yazdığını çarpıtmaktır."Ymmärrän, mitä valokuvaaja teki, mutta mitä herra Churchill teki siellä?”
Resmî tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi.Ideologisesti toisella kannalla olevat pitävät sitä historian väärentämisenä.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Insensibly seseorang mulai memelintir fakta dengan teori sesuai, bukan teori yang sesuai fakta.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Insensibly sitä aletaan vääntää tosiasiat, jotka sopivat teorioihin, vaan teorioita, jotka sopivat tosiasiat.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Insensibly začínáme točit fakta tak, aby vyhovovaly teorií, namísto teorií tak, aby vyhovovaly fakta.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Insensibly začíname točiť fakty tak, aby vyhovovali teórií, namiesto teórií tak, aby vyhovovali fakty.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Insensibly začnemo ovijalne dejstva, da bo ustrezala teorijam, namesto teorije, da bo ustrezala dejstev.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.눈에 띄지 않을 정도로 하나는 정장 대신 이론의 적합한 이론 사실을 강요할 시작
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Niepostrzeżenie zaczyna skręcać faktów do teorii koloru, zamiast teorii koloru fakty.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Omärkligt börjar man vrida fakta att passa teorierna, istället för teorier som passar fakta.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Onmerkbaar een begint te verdraaien feiten aan te passen theorieën, in plaats van theorieën pak aan feiten.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Umærkeligt man begynder at dreje fakta, der passer til teorier, i stedet for teorier, der passer til fakta.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Unmerklich beginnt man Fakten zu passen Theorien drehen, anstatt von Theorien zu passen
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Незаметно он начинает крутить факты в соответствии с теориями, а не теории, чтобы удовлетворить факты.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.Непомітно він починає крутити факти відповідно до теорій, а не теорії, щоб задовольнити факти.
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.מדעת אחד מתחיל לסובב את העובדות כדי להתאים תיאוריות, במקום תיאוריות שיתאימו
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.يبدأ المرء بعدم اكتراث عنق الحقائق لتتناسب مع نظريات ، بدلا من النظريات التي تتناسب مع
Bilinçsizce bir takım elbise yerine teorileri uygun teorileri, gerçekleri çarpıtmak başlar gerçekler.事実。それ自体に注意してください。
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.Holott nincs más; de némelyek zavarnak titeket, és el akarják ferdíteni a Krisztus evangyéliomát.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.다른 복음은 없나니 다만 어떤 사람들이 너희를 요란케 하여 그리스도의 복음을 변하려 함이라
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.ko vendar ni drugega evangelija, samo da so nekateri, ki vas motijo in hočejo preobrniti evangelij Kristusov.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.Kteréž není jiné, ale jsou někteří, ješto vás kormoutí a převrátiti chtějí evangelium Kristovo.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.Która nie jest inszą; tylko niektórzy są, co was turbują i chcą wywrócić Ewangieliję Chrystusową.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.ktoré nie je iné, iba že sú niektorí, ktorí vás nepokoja a chcú prevrátiť evanjelium Kristovo.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.o qual não é outro; senão que há alguns que vos perturbam e querem perverter o evangelho de Cristo.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.skjønt der ikke er noget annet; det er bare nogen som forvirrer eder og vil forvrenge Kristi evangelium.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.U bent van de wijs gebracht door bepaalde personen, die een verkeerd beeld van Christus geven.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.А когато Бог, Който още от утробата на майка ми беше ме отделил и презовал чрез Своята благодат,
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.Воно то не друге, та в такі, що вами колотять, і хочуть перевернути благовістє Христове.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.которое впрочем не иное, а только есть люди, смущающие вас и желающие превратить благовествование Христово.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.והיא איננה אחרת רק שיש אנשים העכרים אתכם וחפצים להפך את בשורת המשיח׃
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.ليس هو آخر غير انه يوجد قوم يزعجونكم ويريدون ان يحوّلوا انجيل المسيح.
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.那 並 不 是 福 音 、 不 過 有 些 人 攪 擾 你 們 、 要 把 基 督 的 福 音 更 改 了
Gerçekte başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştırıp Mesihin Müjdesini çarpıtmak isteyenler vardır.那 並 不 是 福音 、 不過 有些 人 攪擾 你 們 、 要 把 基督 的 福音 更改 了
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Ceea ce repetă ideea că distorsiunea este o constantă şi că ochii noştri pot fi uşor înşelaţi.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Che ci ricorda che la distorsione é una costante ed i nostri occhi possono essere facilmente ingannati.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.E reitera que a distorção é uma constante, e os nossos olhos são facilmente enganados.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Es führt noch einmal vor, das Verzerrung eine Konstante ist, und unsere Augen leicht zu täuschen.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Ez megismétli azt, hogy a torzítás állandó, és a szemünket nagyon könnyű becsapni.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Het benadrukt dat vervorming een constante factor is, en dat onze ogen zich gemakkelijk laten bedriegen.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Il nous redit que la distorsion est une constante, que nos yeux sont facilement trompés.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.반복해서 강조할 점은, 왜곡은 언제나 일어나고 우리의 눈은 쉽게 속아 넘어갑니다.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Nó nhắc lại rằng sự biến dạng là hằng số, mắt chúng ta sẽ dễ dàng bị đánh lừa.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Powtarza on, że zniekształcenie jest niezmienne, i że nasze oczy łatwo zwieść.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Reitera que la distorsión es una constante, y que nuestros ojos son fácilmente engañados.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.Той повтаря, че изкривяването е константа, а нашите очи лесно се мамят.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.שמדגים שוב שהעיוות הוא נתון קבוע, ואת הקלות שבה אפשר לרמות את העיניים שלנו.
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.انها تكرر أن هذا التشويه هو ثابت ، و أن عيوننا سهلة الخداع
Vurgulamak gerikerse, gerçeği çarpıtmak her zaman mümkündür ve gözler kolaylıkla aldatılabilir.ということが 改めてわかります