çapında ile cümle

çapında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Sıkıntıya rağmen, mimar dünya çapında üne ulaştı.Despite adversity, the architect achieved worldwide fame.
Tolstoy dünya çapında bir ün kazandı.Tolstoy achieved worldwide fame.
Gölet 100 metre çapındadır.The pond is 100 meters in diameter.
Mimar dünya çapında ün kazandı.The architect achieved worldwide fame.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak istiyorum.I'd like to drive across the USA in a convertible car.
Polis ülke çapında yüzlerce uyuşturucu baskınları yaptı.The police have made hundreds of drug busts across the country.
Polis suçlu için ülke çapında bir ava başladı.The police have started a nationwide hunt for the criminal.
Şu anda Japonya çapında 200 tane iyi örgütlenmiş satış büromuz var.We currently have 200 well organized sales offices all over Japan.
Şubelerimiz tüm ülke çapında uzanır.Our branches extend all over the country.
Dünya çapında bir geziden az önce döndük.We have just returned from a trip around the world.
Onlar balayları için dünya çapında bir yolculuk yaptılar.For their honeymoon they took a voyage around the world.
Dünya çapında ünlü olmak onlar için kolaydı.It was easy for them to be famous all over the world.
Hükümetin etkinlikleri dünya çapında kınandı.The government's actions were condemned worldwide.
Ülke çapında bir ekonomik patlama ile ziyaret edildik.We have been visited by a nation-wide economic boom.
Onun adı tüm ülke çapında bilinir.His name is known all over the country.
Onun kendi çapında bir şair olduğunu düşünüyorum.I think he is something of a poet.
O, ülke çapında seyahat etti.He traveled throughout the country.
Hayalim dünya çapında gezi yapmaktır.My dream is to take a round-the-world trip.
Dünya çapında ünlü oldu.He became world famous.
Avrupa çapında, insanlar paralarını bankalardan çektiler.Throughout Europe, people withdrew their money from banks.
Dünya çapında yaklaşık bir milyar insanın temiz, güvenli suya erişimi yok.Nearly one billion people around the globe lack access to clean, safe water.
Param olsa dünya çapında seyahat yaparım.If I had money, I would travel around the world.
İngilizce Dünya çapında konuşulur.English is spoken around the world.
Tom'un hayali Mary ile dünya çapında rahat etmek.Tom's dream is to travel around the world with Mary.
Onun ölüm haberi ülke çapında büyük endişeye neden oldu.News of her death caused great concern throughout the country.
Onlar benimle Avrupa çapında seyahat etti!They travelled all throughout Europe with me!
O sadece Japonya'da değil, dünya çapında da ünlü bir fizikçi.He's a famous physicist not only in Japan, but throughout the world.
Biyolojik çeşitlilik dünya çapında hızla azalıyor.Biodiversity is declining rapidly throughout the world.
İngilizce dünya çapında ortak bir dil gibidir.English is like a world-wide common language.
Kral uzun yıllar boyunca ülke çapında saltanat sürdü.The king has reigned over the country for many years.
Ben üstü açık bir arabayla ABD çapında dolaşmak isterim.I'd like to drive across the USA in a convertible.
Deniz seviyeleri dünya çapında yükseliyor.Sea levels around the world are rising.
Dünya çapında milyonlarca insan Nelson Mandela'nın ölümünün yasını tutuyor.Millions of people across the world are mourning the death of Nelson Mandela.
İşimi bırakmaya ve dünya çapında bir gezi yapmaya karar verdim.I've decided to quit my job and take a trip around the world.
Tom ve Mary üç yıl boyunca birlikte dünya çapında seyahat ettiler.Tom and Mary travelled together around the world for three years.
Dünya çapında ekmeğin birçok farklı türleri vardır.There are many different types of bread throughout the world.
Tom ve Mary dünya çapında seyahat ederek bir yıl geçirdi.Tom and Mary spent a year traveling around the world.
İtalyan mutfağı dünya çapında popülerdir.Italian cuisine is popular around the world.
Tom ülke çapında ilerliyor.Tom is moving across the country.
Tom dünya çapında bir sporcu.Tom is a world-class athlete.
Salgın dünya çapında yayıldı.The epidemic spread worldwide.
Bu yaklaşık üç inç çapında.It's about three inches in diameter.
Dünya çapında bir sorun.It's a worldwide problem.
Biz ülke çapında seyahat ettik.We traveled all over the country.
Kimse, öldürücü bir salgın gibi dünya çapında bir felaketi önemsememezlik edemez.One can't discount a global disaster like a virulent plague.
Dünya çapında antik kentlerle ilgileniyorum.I'm interested in ancient cities throughout the world.
Dünya çapındaki obezite oranları artıyor.Obesity rates around the world are rising.
Bu yeni yasa eyalet çapında geçerli olacaktır.This new law will apply statewide.
Kadına şiddet dünya çapında sıkça yaşanan insan hakları ihlallerindendir.Violence against women is one of the most frequent violations of human rights worldwide.
Savaşı protesto etmek için ülke çapında ayaklanmalar oluyor.Riots are occurring across the country to protest the war.
Amerikan filmleri dünya çapında popülerdir.American movies are popular around the world.
Geçen yıl dünya çapında bir geziye çıktık.Last year we went on a trip around the world.
Su kirliliği dünya çapında bir sorundur.Water pollution is a problem worldwide.
Eyalet çapında bir kampanya yürütüyoruz.We're running a statewide campaign.
Tom, dünya çapında bir gitaristtir.Tom is a world-class guitar player.
Obezite, dünya çapında bir sorundur.Obesity is a problem worldwide.
Korsanlık dünya çapında bir sorundur.Piracy is a problem worldwide.
Bu dünya çapında bir sorundur.This is a problem worldwide.
Bu dünya çapında bir problemdir.This is a problem worldwide.
Biz dünya çapında gemiye bineriz.We ship worldwide.

İlgili Sayfalar