çantanın ile cümle
çantanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evrak çantanın ağırlığı nedir?What's the weight of your suitcase?
Bu çantanın dört kilo fazlası var.This bag is 4 kilograms overweight.
Çantanın içini dışına çıkar.Turn your bag inside out.
Cüzdan çantanın içinde.The wallet is in the bag.
Okul defteri, çantanın içinde.The notebook is in the briefcase.
Dizüstü bilgisayar, çantanın içinde.The notebook is in the briefcase.
Tom birinin geride bırakmış olduğu çantanın içeriğini kontrol etti.Tom checked the contents of the bag that someone had left behind.
Çantanın içinde ne olduğunu biliyorum.I know what's in the bag.
Çantanın kadına ait olduğunu düşünüp alırlar.She acknowledges that the bag is hers.
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.And 75% of that bag, let's say it is mercury.
Diyelim ki bir başka çantanın %9'u magnezyum ile dolu. aLet's say you have another bag that is 9% magnesium.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.He said that this bag looked pretty.
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."It doesn't look like it's worth that much."
Ve çantanın içinde bulunan altın paralar da günümüze ulaşabildi.And we actually have the gold coins that were in this purse.
Çantanın içinde üç adet sarı bilye var.There are three yellow marbles in it.
Mağdurun yanındai, içinde alkol bulunan bir çantanın bulunduğunu söyledi.He says that a bag containing alcohol was found beside the victim.
Çantanın koruyucusu, hayvanın peşinden koştu ve başını kesti .The guardian of the bag chased after the animal and decapitated it.
Özel Çantanın Bekçisi, Hükümdar ile en az haftada bir buluşur.The Keeper of the Privy Purse meets the Sovereign at least weekly.
Artık Leydi Masham olarak bilinen Abigail, Özel Çantanın Koruyucusu olarak onun yerini aldı.Abigail, now known as Lady Masham, took her place as Keeper of the Privy Purse.
Çantanın bağlama kayışları sığın derisinden yapılır.Dichas donaciones se realizan a través del cofre dentro del fuerte.
Çantanın içinde garip bir tahta harita var.В пакете магическая книга.
Çantanın kadına ait olduğunu düşünüp alırlar.Vemos que a foto é de sua mulher.
Evrak çantanın ağırlığı nedir?Wat is het gewicht van je aktetas?
Çantanın içinde garip bir tahta harita var.Особливістю є випадковий порядок карт в колоді.
Yerel gazete "Stuttgarter Zeitung" bu çantanın içindekileri inceledi.Відомо, що стаття Л.Штернберга в газеті «Наші дні» була причиною закриття цієї газети.
Bu çantanın içinde ne var?Τι βρίσκεται μέσα σ' αυτή την τσάντα;
Ayrıca çantanın bulunduğu kasa numarası, düşen uçağın sefer sayısı ile aynıdır, yani 815 numara.(附帶一提,存放保險箱的數碼是815,同太平洋航空第815班機的數碼一樣)在箱子裡面,只有一樣東西:湯姆的玩具飛機。
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Ça n'a pas l'air de valoir tant que ça."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Es sieht nicht so wertvoll aus."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Itu tak terlihat berharga segitu mahal."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.남자친구는 "그거 그 정도로 비싸보이지 않아." 라고 말했습니다.
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Não parece valer assim tanto".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nem látszik, hogy olyan sokat érne."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nie wydaje się tyle warta".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."No parece que valga tanto"
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nó trông có vẻ không đáng giá đến vậy."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nu pare să valoreze atât."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Sploh ne zgleda, da je toliko vredna."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Δε φαίνεται να αξίζει τόσα πολλά".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Не изглежда като да струва толкова много."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.Непохоже, чтобы это стоило так много".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Ця сумка не виглядає на такі гроші".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.למסיבת ראש השנה, אמר, "זה לא נראה יקר כל כך."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.للعام الجديد، قال، "إنه لا تبدو أنها لا تستحق ذلك بكثير."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.「そんな価値あるなんて 見えないね」と言うと 明の妹は「わかるひとには わかるのよ あんたなんてダメ」と言い返していました
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.그리고 그 가방의 75%가 수은이라고 합시다.
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.75% tego worka to rtęć.
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.A 75 % té tašky je rtuť.
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.E 75% daquele saco, vamos dizer que é mercúrio
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.Und 75 % der bag, sagen wir, es ist Quecksilber.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Anh ấy nói cái túi này đẹp.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Dia mengatakan bahwa tas ini terlihat cantik.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.El a spus ca geanta asta este draguta.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Er sagte diese Tasche sehe hübsch aus.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Han sa att han tyckte den här väskan var söt.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Hij zei dat deze tas mooi was.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Il a dit que ce sac était joli.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Mi ha detto che questa borsa era carina.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Powiedział, że ta torba jest ładna.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.Είπε πως αυτή η τσάντα είναι όμορφη.