çantanı ile cümle
çantanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çantanın içinde ne olduğunu biliyorum.I know what's in the bag.
Tom'un çantanızı ödünç alması gerekecek.Tom will need to borrow your suitcase.
Çantanı senin için taşıyacağım.I'll carry your suitcase for you.
Tom'a çantanı senin için taşıtacağım.I'll get Tom to carry your bag for you.
"Siz hepiniz, eğer bu sizin çantanızsa devam edin ama beni dahil etmeyin.""Y'all go ahead if that's your bag, but count me out."
Çantanın kadına ait olduğunu düşünüp alırlar.She acknowledges that the bag is hers.
Çantanı eşelemeyi bırak!Stop digging through your bag!
Çantanı al, çantanı!Get your bag, get your bag!
Çantanız bu mu?What kind of bag was it? Looks like we've dodged a bullet.
Bu çantanın %75'i cıva ile dolu.And 75% of that bag, let's say it is mercury.
Diyelim ki bir başka çantanın %9'u magnezyum ile dolu. aLet's say you have another bag that is 9% magnesium.
Bu çantanın hoş göründüğünü söylemişti.He said that this bag looked pretty.
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."It doesn't look like it's worth that much."
Dur, çantanı alayım.Let me take your bag.
CEBİNİZDE VEYA ÇANTANIZDA NE VAR?Travel toothbrush and toothpaste-- essential if you're spending a night with the goats.
Çantanı alayım.Let me take your bag.
Ve çantanın içinde bulunan altın paralar da günümüze ulaşabildi.And we actually have the gold coins that were in this purse.
Çantanızı mı topladınız?Have you packed your things?
Çantanızda ne var?What's in your suitcase?
Çantanın içinde üç adet sarı bilye var.There are three yellow marbles in it.
Yani eve geldiğinizde ya da ofisinize girdiğinizde, bunları çantanızda taşıyorsanız, gene iş görür.So that when you walk in or you come in from home, if you carry a purse, it works in your purse.
Mağdurun yanındai, içinde alkol bulunan bir çantanın bulunduğunu söyledi.He says that a bag containing alcohol was found beside the victim.
Çantanın koruyucusu, hayvanın peşinden koştu ve başını kesti .The guardian of the bag chased after the animal and decapitated it.
Özel Çantanın Bekçisi, Hükümdar ile en az haftada bir buluşur.The Keeper of the Privy Purse meets the Sovereign at least weekly.
Artık Leydi Masham olarak bilinen Abigail, Özel Çantanın Koruyucusu olarak onun yerini aldı.Abigail, now known as Lady Masham, took her place as Keeper of the Privy Purse.
Çantanızda neyiniz var?Was haben Sie in ihrer Tasche?
Çantanı önündeki koltuğun altına koy.Leg deine Tasche unter den Sitz vor dir.
Çantanızda neyiniz var?Qu'avez-vous dans votre sac ?
Lütfen çantanı aç.Por favor, abre tu bolsa.
Çantanı unutma.No te olvides de tu bolsa.
Çantanızı açın.Abra su bolsa.
Çantanın bağlama kayışları sığın derisinden yapılır.Dichas donaciones se realizan a través del cofre dentro del fuerte.
Çantanı alıp hızla eve gitmelisin.Dovresti prendere la tua borsa e andare a casa di corsa.
"Siz hepiniz, eğer bu sizin çantanızsa devam edin ama beni dahil etmeyin."Va bene, se questo non fa parte della palude vostro, non andare per esso.».
Paltonuzu giyerken çantanızı tutacağım.Я подержу вашу сумку, пока вы надеваете пальто.
Çantanızın ağırlığı nedir ?Сколько весит ваш чемодан?
Çantanız nerede?Где ваша сумка?
Çantanıza saklayın.Спрячьте к себе в сумку.
Çantanın içinde garip bir tahta harita var.В пакете магическая книга.
Çantanın kadına ait olduğunu düşünüp alırlar.Vemos que a foto é de sua mulher.
Çantanızı alın.Pegue sua pasta.
Çantanı yanındaki koltuğa koyma.Não coloque sua bolsa no assento ao seu lado.
Evrak çantanın ağırlığı nedir?Wat is het gewicht van je aktetas?
Çantanın içinde garip bir tahta harita var.Особливістю є випадковий порядок карт в колоді.
Yerel gazete "Stuttgarter Zeitung" bu çantanın içindekileri inceledi.Відомо, що стаття Л.Штернберга в газеті «Наші дні» була причиною закриття цієї газети.
Bu çantanın içinde ne var?Τι βρίσκεται μέσα σ' αυτή την τσάντα;
Ayrıca çantanın bulunduğu kasa numarası, düşen uçağın sefer sayısı ile aynıdır, yani 815 numara.(附帶一提,存放保險箱的數碼是815,同太平洋航空第815班機的數碼一樣)在箱子裡面,只有一樣東西:湯姆的玩具飛機。
"Siz hepiniz, eğer bu sizin çantanızsa devam edin ama beni dahil etmeyin."”“家里的事,我顶着,你就别管了。
Aman, uluorta öpüşmek yok burada. Dur, çantanı alayım.אני אסחב את המזוודה שלך.
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Ça n'a pas l'air de valoir tant que ça."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Es sieht nicht so wertvoll aus."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Itu tak terlihat berharga segitu mahal."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi.남자친구는 "그거 그 정도로 비싸보이지 않아." 라고 말했습니다.
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Não parece valer assim tanto".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nem látszik, hogy olyan sokat érne."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nie wydaje się tyle warta".
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."No parece que valga tanto"
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nó trông có vẻ không đáng giá đến vậy."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Nu pare să valoreze atât."
Bu çantanın 6000 dolar ya da yuan edecek kadar değerli olmadığını söyledi."Sploh ne zgleda, da je toliko vredna."