çantaları ile cümle

çantaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.En mensen kregen daar nooit hun golftas tegenop.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Et les gens n'arrivaient jamais à monter leur sac tout en haut.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.그리고 사람들은 그 언덕에 가방을 들고 올라가질 못했어요.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Ludzie nie dawali rady z torbami.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Şi oamenii nu reuşeau niciodată să îşi care genţile acolo.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Và mọi người không thể vác túi lên tít trên này được.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Y la gente nunca podía llevar sus bolsas hasta allí.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Και ο κόσμος δυσκολευόταν να μεταφέρει τα μπαστούνια του εκεί πάνω.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.И люди никогда не носили сумки наверх.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.И хората никога не можеха да си качат чантите нагоре по него.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.Й люди ніколи не могли затягти свої возики туди.
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.והאנשים אף פעם לא הצליחו לשאת את התיקים שלהם במעלה שלה
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.وكان الناس لا يصعدون الى هناك بسبب ثقل حقائبهم
İnsanlar çantalarını asla o tepeye taşıyamazlardı.私はそこに折りたたみ椅子で陣取って
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Belenézek a zsebekbe, táskákba, pénztárcákba.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Ich schaue mir die Taschen der Leute an, schaue in ihre Hosentaschen und Geldbörsen.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Ik kijk bij mensen in hun tassen, hun zakken, hun handtassen.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Jag tittar i folks väskor, i deras fickor, plånböcker.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Je regarde dans les sacs des gens. Je regarde dans leurs poches, leurs portefeuilles.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.사람들의 가방을 들여다 보거나 사람들의 주머니, 지갑을 보았습니다.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Mă uit în genţile oamenilor, în portofelele lor, în poşete.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Miro los bolsos de las personas. Miro sus bolsillos y monederos.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Olho para dentro dos sacos das pessoas, dos bolsos, das carteiras das pessoas.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Zaglądałem do ich toreb. Zaglądałem do ich kieszeni, portfeli.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Влизам в чантите на хората. Гледам в джобовете, портмонетата на хората.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.Я рассматривал содержимое сумок. Я заглядывал в карманы и кошельки.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.אני נכנס לתיקים של אנשים, אני מביט בכיסים של אנשים, ארנקים.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.أبحث في حقائب الناس، في جيوبهم ومحافظهم.
İnsanların çantalarına bakıyorum.Ceplerine, cüzdanlarına bakıyorum.世界中を訪問して人々の家の中を調べました
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.A irmã de Min disse aos pais: "Na América, esta mala é vendida por 320 dólares".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Em gái của Min nói với cha mẹ cô, "Tại Mỹ, chiếc túi này được bán với giá 320 đô la."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.La hermana de Min le dijo a sus padres, "En EE.UU., este bolso se vende por USD 320."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.La sœur de Min dit à ses parents, "Aux États-Unis, ce sac se vend à 320 dollars."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.La sorella di Min ha detto ai suoi genitori, "In America, questa borsa si vende a 320 dollari."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.하루는 Min의 여동생이 부모님께 이런 말을 했습니다. "미국에선 이 가방이 320달러에요."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Minina sestra je povedala staršema, "V Ameriki taka torbica stane 320 dolarjev."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Mins Schwester sagte zu ihren Eltern: "In Amerika wird diese Tasche um 320 Dollar verkauft."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Mins zus zei aan haar ouders: "In Amerika koop je deze tas voor 320 dollar."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Min testvére azt mondta a szüleinek, "Amerikában ezt a táskát 320 dollárért árulják."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Saudari Min berkata kepada orang tuanya, "Di Amerika, tas ini dijual seharga 320 dolar."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Siostra Min powiedziała rodzicom: "W Ameryce taka torebka kosztuje 320 dolarów".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Sora lui Min le-a spus părinților ei: "În America, geanta asta se vinde cu 320 $."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Η αδερφή της Μιν είπε στους γονείς της: "Στην Αμερική αυτή η τσάντα πωλείται 320 δολάρια".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Сестра Минь сказала своим родителям: "В Америке эта сумка стоит 320 долларов".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Сестра Мін сказала своїм батькам: "В Америці ця сумка коштує 320 доларів".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.Сестрата на Мин, каза на родителите си, "В Америка, тази чанта се продава за 320 долара."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.אחותה של מין אמרה להוריה, "באמריקה, התיק הזה נמכר ב-320 דולר."
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.قالت شقيقة Min لوالديها، "في أمريكا، هذه الحقيبة تباع ب320 دولارا".
Min annesine bu çantaların ABD'de 320 dolara satıldığını söyledi.「アメリカではこのバッグ320ドルなんだって」 農家で働く両親は言う言葉もなく 黙って聞いていました
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Comprano quelle borse e quei vestiti per un senso di identità e di status sociale.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Cumpără toate acele poşete şi haine ca semn al identităţii şi al statutului social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.De opfatter de tasker og det tøj som en form for identitet og social status.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Eles compram essas malas e roupas para terem um sentido de identidade, de estatuto social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Heille nämä laukut ja vaatteet ovat identiteetin ja sosiaalisen aseman merkki.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Họ đang lấy những cái túi và quần áo kia để thể hiện cái tôi và vị trí xã hội.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Ils prennent ces sacs et des vêtements comme un sentiment d'identité et de statut social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.이들은 자아 정체성과 사회적 지위 때문에 명품 가방과 옷을 구입합니다
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Llevan esas bolsas y esa ropa como símbolo de identidad y de estatus social.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Mereka membeli tas dan pakaian ini sebagai bentuk identitas dan status sosial.
Onlar bu çantaları ve giysileri kimlik edinme ve sosyal statüleri için alıyorlar.Nakupujú tieto tašky a oblečenie ako znak identity a spoločenského postavenia.

İlgili Sayfalar