çantaları ile cümle

çantaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Belki çantalarınız ağzına kadar onlarla dolu olacak.אולי אפילו תהיה לכם שקית מלאה בהם.
Belki çantalarınız ağzına kadar onlarla dolu olacak.ربما ستصبح لديكم حقيبة مليئة من هذا النوع من الأجهزة .
Belki çantalarınız ağzına kadar onlarla dolu olacak.自分のものを失くすことは もはやありません
Bir grup avcı yaklaşıyor. Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Aproxima-se um grupo de caçadores, com uma carga cheia de caça selvagem.
Bir grup avcı yaklaşıyor. Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.En gruppe jægere nærmer sig, deres oppakning er fyldt med vildt.
Bir grup avcı yaklaşıyor. Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.En grupp jägare kommer fram med väskorna fulla av vilt.
Bir grup avcı yaklaşıyor. Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Μια ομάδα κυνηγών πλησιάζει με τα σακίδια τους είναι γεμάτα λεία.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Acum cateva luni, ma pregateam sa plec intr-un alt turneu cu cartea, si aveam gentile pregatite.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Hace unos meses, me estaba preparando para iniciar otra gira de mi libro, y tenía mis valijas empacadas.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Kilka miesięcy temu, wybierałem się na kolejną promocję książki, walizki już spakowane.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.몇달 전, 저는 또다른 북 투어를 가기위한 준비를 하고 있었고, 짐을 꾸렸습니다.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Několik měsíců zpět jsem se chystal na další turné s knihou a měl jsem sbaleno.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Pár hónapja egy újabb könyv-turnéra készülődtem, és már be voltam pakolva.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Pred niekoľkými mesiacmi som sa chystal na ďalšie turné k mojej knihe a už som bol zbalený.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Qualche mese fa stavo per partire a fare un altro tour del libro, e avevo le valigie pronte.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Vor ein paar Monaten wollte ich los zu einer Lesereise und meine Taschen waren gepackt.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.Пару месяцев назад, я собирался продолжать очередное турне со своей книгой, и уже сложил вещи.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.לפני כמה חודשים, התכוננתי לנסוע לעוד סבב לקידום הספר שלי, והתיקים שלי היו ארוזים.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.وقبل بضعة أشهر، كنت أستعد للذهاب لجوله إخرى لكتابي ، و قد قمت بتحضير حقائبي.
Birkaç ay önce, başka bir kitap turuna çıkmaya hazırlanıyordum ve çantalarımı toplamıştım.荷物を用意して 一階でタクシーを待っていると
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.Ale to dało mi nową szansę: byłam już czeladnikiem i mogłam wziąć swoją sakwę i wyruszyć w świat.
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.Dus dit gaf me de kans, want ik was nu een gezel, en gezellen pakken hun tas en trekken de wereld in.
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.저는 그때 그 공장에서 직공으로 일하고 있었기 때문에 저도 다른 직공처럼 배낭을 둘러메고 세계 여행을 할 수 있었습니다.
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.אז זו הייתה ההזדמנות שלי כי עכשיו הייתי בעלת מלאכה, ובעלי מלאכה לוקחים את התיק שלהם והולכים לראות את העולם.
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.لذا، هذا أعطاني الفرصة لأنني بعدها أصبحت بارعة والبارعون أيضاً يستطيعون شد رحالهم ليذهبوا ويروا العالم
Bu bana bir fırsat verdi çünkü ben artık kalfaydım, kalfalar çantalarını alıp dünyayı gezmeye çıkarlar.渡り職人は 鞄を肩に 外の世界に出かけるものでしょう 私は職人として 新聞に広告を出しました
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Încet, am realizat că poșetele acelea erau produse în fabrica ei, fiecare dintre ele fiind autentică.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.불현듯 저는 그 가방들이 그녀가 일하는 공장에서 만들어진 것들이고, 그것들이 전부 가짜가 아닌 진짜라는 것을 깨닫게 되었습니다.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Lassan sejteni kezdtem, hogy ezek a táskák az ő gyáraikban készültek, és minden egyes darabjuk eredeti.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Perlahan-lahan jelas bagi saya bahwa tas-tas ini dibuat di pabrik mereka, dan semuanya asli.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Počasi sem spoznala, da so te torbe izdelovali v tovarni, kjer dela, in prav vsaka je bila original.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Poco a poco entendí que estos bolsos se hacían en su fábrica, y que cada uno de ellos era auténtico.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Pomału docierało do mnie, że te torby były robione w ich fabryce, a każda z nich była oryginalna.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Медленно до меня начало доходить то, что эти сумки были сделаны на их фабрике, и каждая из них была настоящей.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Пізніше мені спало на думку, що ці сумочки зроблені на їхній фабриці, і кожна з них - оригінал.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.Постепенно ми стана ясно, че тези чанти са произведени в тяхната фабрика и всяка една от тях беше автентична.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.בהדרגה הבנתי שהתיקים האלה יוצרו במפעל שלהן, וכל אחד ואחד מהם היה מקורי.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.ببطء أدركت هذه حقائب اليد تم انتاجها من قبل مصنعهم، وكل واحد منهم كانت أصلية.
Bu çantaların aslında kendi fabrikalarında üretildiğini anlamıştım ve çantaların hepsi orjinaldi.考えてみると これらのハンドバッグは あの工場で作られているもので つまり どれも本物だったわけです 明の妹 が両親に話しているのを聞きました
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Au pachetele încărcate de vânat sălbatic.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Ich tobołki załadowane są dziczyzną.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Ihre Buendel sind mit Wild gefuellt.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.그들의 짐은 야생 사냥감들로 가득차 있었습니다.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Leurs sacs chargés de gibier sauvage.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Meg vannak pakolva vadhússal.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Mereka membawa banyak hewan liar.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Những túi đeo của họ đã được chuẩn bị sẵn sàng vũ khí để săn
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Sono carichi di animali selvatici.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Traen una carga tremenda.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Ze zijn beladen met gevangen dieren.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Натоварени са с дивеч.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.Они нагружены дичью.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.החבילות שלהם עמוסות בצייד.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.الأمتعة مليئة بالألعاب البرية.
Çantalarında bir sürü yabani hayvan var.このサルには少なくとも
Çantalarında gizli kamera bulunan biri iki katılımcıyı yakaladılar.A chytili veľa mojich chlapcov, čo mali skryté kamery v batohoch.
Çantalarında gizli kamera bulunan biri iki katılımcıyı yakaladılar.Een aantal camera's die in tassen zaten werd gevonden.
Çantalarında gizli kamera bulunan biri iki katılımcıyı yakaladılar.천가방 속에 우리 멤버가 숨겨놓은 카메라 두 개를 찾아냈습니다.
Çantalarında gizli kamera bulunan biri iki katılımcıyı yakaladılar.והם תפסו כמה מהחבר'ה שלי שהסתירו מצלמות בתיקי צד.
Coach'un kurucusunda bu konforlu yumuşak eldivenin derisiyle aynı yeni el çantaları üretme fikri uyandırdı.1941년 미국식 야구 글러브 가죽의 그윽한 멋은 Coach 브랜드 창시자로 하여금 그 글러브의

İlgili Sayfalar