Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Estoy seguro que pensó que yo tomaría un libro o una camisa, pero yo encontré una oveja inflable.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Ich bin mir sicher, er dachte, ich würde ein Buch oder ein Shirt nehmen, aber ich fand ein aufblasbares Schaf.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Ik denk dat hij dacht dat ik een boek of shirt zou pakken, maar ik vond een opblaasbaar schaap.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Je suis sûr qu'il pensait que j'allais prendre un livre ou une chemise, mais j'ai trouvé un mouton gonflable.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.그는 내가 책이나 셔츠를 꺼내갈 줄 알았겠지만, 전 불어서 부풀릴 수 있는 양을 찾아냈습니다.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Sono sicuro che pensava che avrei preso un libro o una camicia, invece trovai una pecora gonfiabile.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Sunt sigur că a crezut că voi lua o carte sau o cămaşă, dar am găsit o oaie gonflabilă.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Tôi chắc là chú nghĩ tôi sẽ lấy sách hay áo gì đấy, nhưng tôi tìm thấy một con cừu bơm hơi.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Наверняка он думал, что я возьму книгу или футболку, но я нашел надувную овцу.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Сигурно е мислил, че ще взема книга или риза, но аз открих една надуваема овца.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.Я впевнений - він думав, що я візьму собі книгу чи сорочку, але я знайшов надувну овечку.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.אני בטוח שהוא חשב שאקח ספר או חולצה, אבל אני מצאתי שם כבשה מתנפחת.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.بالتأكيد توقع أنني سآخذ كتاباً أو قميصاً، ولكني وجدت لعبة خروف، قابل للنفخ،
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.しかし 僕はふくらます羊を見つけました (笑)
Fakat kýsa zamanda bilgisayarýn I.P. adresi engellenir. Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.彼は即座にIPアドレスを再割当てし、ダウンロードし続けた。
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.E então nós temos uma, duas bolas amarelas, assumindo que elas estão misturadas aqui dentro.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.따라서 우리는 하나, 둘 두 개의 빨간 구슬이 있고
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Máme tu jednu, dvě červené kuličky, za předpokladu, že jsou tam všechny dohromady.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Mamy więc jedną, dwie czerwone kulki, zakładam, że są tutaj wymieszane.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Så har vi en, två röda kulor, under förutsättning att de är alla blandade där.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Takže máme jednu, dve červené guličky, za predpokladu, že sú tam všetky pomiešané.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Vậy ta có một, hai bi đỏ, giả sử là chúng đã bị xáo trộn lên trong đó.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Vi har en-to røde kugler og de er alle blandet nede i posen.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Така, едно, две червени топчета, приемаме че всички топчета са смесени тук.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.Також є ще один, два червоні крем"яхи, припустимо,що їх змішано тут.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.なので、1, 2つの赤いビー玉、これらは全て混ざっていると仮定します。 2つの緑のビー玉もあります。1, 2個の緑のビー玉です。
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.For Swartz var det bare et mindre humpel på vejen.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Para Swartz, era apenas un bache en la carretera.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Per Swartz è a malapena una buca nel suo percorso.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Pour Swartz, c'est juste une anicroche.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Pro Swartze to byla stěží překážka.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Για τον Swartz, είναι απλώς ένα μικρό εμπόδιο.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.Для Шварц, это едва удар в дороге.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.За Шварц това е само камъче на пътя.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.وبالنسبة لسوارتز لم تكن تلك عثرة في طريقه
Toplamda sekiz tane sonuç olabilir. Çantadan çekebileceğiniz toplamda sekiz tane farklı şey var. .주머니에는 구슬이 8개 있기 때문에 꺼낼 수 있는 구슬은 모두 8개죠
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Am scos o moleculă din această pungă.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Dan saya mengambil sebuah molekul dari dalam tas ini.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.És egy molekulát húztam elő a táskából.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Estava a tirar uma molécula dessa mala e estava a dizer:
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.E stavo tirando fuori una molecola da questa borsa.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Ich holte damals ein Molekül aus diesem Beutel und sagte:
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Ik trok een molecuul uit deze tas.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Jag drog fram en molekyl ur väskan.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.J'ai sorti une molécule de ce sac.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.저는 분자모형을 가방에서 꺼내서 말했습니다.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Tôi lôi một phân tử ra khỏi chiếc túi.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum. Ve diyordum ki, siz bu molekülü pek iyi tanımıyorsunuz.І я виймав молекулу з цієї сумки і розповідав про те, що нам ця молекула є маловідомою.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Vytáhl jsem z toho pytle molekulu.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Wyjąłem z niej taką oto cząsteczkę i mówię:
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Y estaba sacando una molécula del bolso.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.Και έβγαζα ένα μόριο από αυτή την τσάντα.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.И аз извадих молекула от тази чанта.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.ושלפתי מולקולה מתוך התיק הזה.
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.وكنت أسحب هذا الجزئ من الحقيبة
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.言ったのです 「皆さんはこの分子をあまりご存知ないと思いますが
Yani... ...bu yüzden mi bir çantadan çıkıyorsun?Szóval te meg egy bőröndből jössz világra?
Yani... ...bu yüzden mi bir çantadan çıkıyorsun?Και; Γι'αυτό εσύ βγαίνεις από την βαλίτσα;
Yani... ...bu yüzden mi bir çantadan çıkıyorsun?لذا...لهذا خرجتي من حقيبة؟