O, çantada kekliktir.He's a pushover.
Bu, bu mağazadaki başka bir çantadan daha iyi.This is better than any other bag in this store.
Bu çantada neyin var?What do you have in this bag?
Çantada birkaç kitap var.There are a few books in the bag.
L. A. Lakers oyunu çantada keklik aldı.The L.A. Lakers have got the game in the bag.
Sözleşme çantada, öyleyse kutlamak için dışarı çıkalım.The contract is in the bag, so let's go out and celebrate.
Çantada biraz para var.There is a little money in the bag.
Onun seçimi çantada.Her election is in the bag.
Çantadan bir şey çıkardı.She took something out of the bag.
Bu çantada ne var?What's in this bag?
Çantadan hiçbir şey çıkarmayın.Don't take out anything from the bag.
John'un beş elması var. Birini Mary'ye verir. Çantada kaç tane elma kalır?John has five apples. He gives one to Mary. How many pears are left in the bag?
Sen bir çantada kekliksin.You're a pushover.
Beni çantada keklik görme.Don't take me for granted.
Çantada ne var?What's in the bag?
Tom çantada ne olduğunu biliyor.Tom knows what's in the bag.
Tom önemli evraklarını kahverengi bir deri çantada tutar.Tom keeps his important papers in a brown leather case.
Cüzdan çantada.The wallet is on the bag.
Tom çantada ne olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know what was in the briefcase.
Tom kahverengi kağıt bir çantada Mary'ye 1000 dolar verdi.Tom gave Mary a $1000 in a brown paper bag.
Çantada bir delik var.There's a hole in the bag.
İşleri çantada keklik saymayı bırak.Stop taking things for granted.
Bunların hepsi aynı çantada mıydı?Were all of these in the same bag?
Kedi çantada.The cat is in the bag.
Hey sen! Şu yeşil çantada neyin var?Hey you! What do you have in that green bag?
O beni çantada keklik gördü.He took me for granted.
Bu çantada ne olduğunu tahmin edebilir misin?Can you guess what's in this bag?
Tom onu çantada keklik gördüğü zaman Mary bundan hoşlanmıyor.Mary doesn't like it when Tom takes her for granted.
Onlar çantada 12 milyon dolar buldular.They found 12 million dollars in a suitcase.
Çantadan çıkanlar arasında bir adamın resmi de vardı.Among the items found in the purse was the photo of a man.
Çantadan bir şeker çıkardı.He took a piece of candy from the bag.
Bizi çantada keklik görmeyin.Don't take us for granted.
Çantada bir fotoğraf vardır.There's room in the bag.
Tabi bu Swartz için çantada kekliktir.For Swartz, it's barely a bump in the road.
Bana kalırsa bu iş çantada keklik.I think it's a bird's nest on the ground.
Çantada senin için bir hediye var.- Okay. Yes, boss. I'll transfer the money in the morning.
Şef ! çok lokum bir iş buldum ! çantada keklik !Chief ! I found very easy job ! a piece of cake !
Yani... ...bu yüzden mi bir çantadan çıkıyorsun?So, you're birthed from a luggage?
Ve bu çantadan bir molekül çıkarıyordum.And I was pulling a molecule out of this bag.
Bunun dışında çantada iki kırmızı bilye var. İki tane kırmızı bilyemiz var.We have two red marbles.
O zaman çantada bir ,iki kırmızı bilye var hepsinin birbirleriyle karıştığını farz ediyorum.So we have one, two red marbles, assuming they're all mixed in there.
Çantada iki tane de yeşil bilyemiz var- bir iki yeşil bilye.We have two green marbles-- one, two green marbles.
Çantadan çekebileceğiniz toplamda sekiz tane farklı şey var. .There's eight different things that you could pull out of the bag.
Eminin, çantadan kitap ya da shirt alacağımı düşünmüştür ama ben şişme bir kuzu buldum.I'm sure he thought I'd take a book or a shirt, but I found an inflatable sheep.
Çantada iki el bombası, başka patlayıcı maddeler ve çiviler bulunduğu görüldü.The bag was found to contain two hand grenades, other explosive material and nails.
Daha sonra hile ve ısrarla Coyote iki oğlunun cesetlerini bir çantada aldı.Later through trickery and persistence Coyote retrieved the bodies of his two sons in a bag.
Çantada birkaç kitap var.In der Tasche sind ein paar Bücher.
Bir çantada yulaf, diğerlerinde fındık var.In einer Tasche ist Hafer, in der anderen sind Haselnüsse.
Çantada bir fotoğraf vardır.Mit dem Bühnenbild im Koffer.
Birlikte ilk olarak Rita'nın çantasına bakarlar ve çantada, $50.000 para ve mavi bir anahtar bulurlar.Jesse findet eine Sporttasche von Ray, in der sich 50.000 Australische Dollar und eine Waffe befinden.
Çantada birkaç kitap var.Hay algunos libros en la bolsa.
Bu çantada ne var?¿Qué hay en este bolso?
Çantada bir fotoğraf vardır.Un país en la mochila.
Tom çantada ne olduğunu biliyor.Tom sa cosa c'è nella borsa.
Yataktan kalkar, çantasını alır, çantadan etrafa paralar saçılır ve Jessica şaşırır.Si veste e prende la sua valigia, che si apre e lascia cadere tanti soldi, davanti a una Jessica sbalordita.
Çantada bir fotoğraf vardır.Fogli nella valigia.
Çantadan bir şey çıkardı.Она что-то взяла из сумки.
Bu, bu mağazadaki başka bir çantadan daha iyi.Αυτή είναι καλύτερη από οποιαδήποτε άλλη τσάντα σε αυτό το κατάστημα.
Ayrıca çantadaki onca nesne sıkıştırılarak çantayı taşımak kolay hale getirilmiştir.Serta, massa objek yang ditempatkan di tasnya akan ditiadakan, membuat tas mudah dibawa.
Çantada bir fotoğraf vardır.Di rumah itu juga ada tasnya.