çamaşırhane ile cümle

çamaşırhane kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Çamaşırhane nerede?Where is the laundry?
Çamaşırhane bodrumdadır.The laundry room is in the basement.
O, masa örtülerini çamaşırhaneye götürdü.She took the tablecloths to the laundry.
Elbiselerinin geriye kalanını çamaşırhaneye koydum.I put the rest of your clothes in the laundry.
Çamaşırhane paspası nerede?Where is the laundry mat?
Tom Mary ile çamaşırhanenin önünde buluşmayı kabul etti.Tom agreed to meet Mary in front of the laundromat.
Bu gömlek çamaşırhaneye gitmeli.This shirt must go to the laundry.
O çamaşırhaneye gitti ve henüz dönmedi.She went to the laundry and has not returned yet.
Bizim apartmanın bodrum katında bir çamaşırhane var.There's a laundromat in the basement of our apartment building.
Tom ve Mary şimdi çamaşırhaneyi kapatıyor.Tom and Mary are hanging up the laundry now.
Mary, Tom'a çamaşırhaneyi kapatabileceğini söyledi.Mary told Tom she could hang up the laundry.
Tom, Mary'ye çamaşırhaneyi kapatabileceğini söyledi.Tom told Mary he could hang up the laundry.
Tom ve Mary çamaşırhaneyi birlikte kapattılar.Tom and Mary hung up the laundry together.
Tom ve ben birlikte çamaşırhaneyi kapatacağız.Tom and I'll hang up the laundry together.
Tom neden şimdi çamaşırhaneyi kapatmıyor?Why isn't Tom hanging up the laundry now?
Tom, Mary'nin çamaşırhaneyi kapattığını söyledi.Tom said Mary is hanging up the laundry.
Çamaşırhaneyi kapatacağıma Tom'a söz verdim.I promised Tom I'd hang up the laundry.
Tom ne sıklıkta çamaşırhaneyi kapatır?How often does Tom hang up the laundry?
Tom'dan çamaşırhaneyi kapatmasını istedim.I've asked Tom to hang up the laundry.
Tom'un çamaşırhaneyi kapatmasını istedim.I asked Tom to hang up the laundry.
Tom çamaşırhaneyi ne zaman kapattı?When did Tom hang up the laundry?
Paris'teki çamaşırhaneyi hatırlıyorum.I remember that laundromat in Paris.
Çamaşırhane için enzim kullanımı 1913'te Otto Rohm tarafından tanıtıldı.The use of enzymes for laundry was introduced in 1913 by Otto Rohm.
Kütüphaneleri ve çamaşırhaneleri düşünün.Just think of libraries and laundrettes.
Havlu, çamaşırhane, hizmetçi gibi ihtiyaçlarınız var mı?Now do you need towels, laundry, maids?
Eğer biz çamaşırhanelerde el ilanları dağıtıyor olsaydık kaç kişiye ulaşabilirdik biliyor musunuz?Do you know how many people we would've gotten if we put up fliers in the laundromat?
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...I hear your family owns a laundry shop..
Çamaşırhane değil.It's not a laundromat.
Kirlenme Çamaşırhane topu Mıknatıs tedavisiFouling Laundry ball Magnet therapy
Old Faithful bazen bir çamaşırhaneye çevrilerek bozulur.Old Faithful is sometimes degraded by being made a laundry.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Die Menschen trocknen die Wäsche dort in der Regel nur mit einem Wäschetrockner.
Bunun dışında çamaşırhane. gusülhane. abdesthane vardı.Es gab Wäscherei- und Abstellräume, eine Eingangshalle und Aufenthaltsräume.
1913'ten 1918'e kadar bir çamaşırhanede şoför olarak çalıştı.Von 1913 bis 1914 arbeitete er als Kutscher für eine Wäscherei.
13 yaşından sonra okulu bıraktı, bir çamaşırhanede çalışmaya başladı.Elle quitte l'école à l'âge de treize ans pour travailler à temps plein dans la confection de vêtements.
Kil – Yaşlı çamaşırhane çalışanı Maria, cadılar bayramını üvey oğlu Joe Donnelly ve onun ailesiyle geçirir.Polvo y ceniza – La señorita Maria celebra Halloween con su hijo adoptivo, Joe Donnelly, y familia.
Bodrum katında toplantı salonu, mutfak, çamaşırhane, sağlık merkezi ve idari ofisler yer alır.En el sótano se encuentran la sala de estar, cocina, lavandería, centro médico y la administración.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Rape: servido a menudo con laver, y común en la costa.
Ressam, çalışan kadınları, kadın şapkacılarını ve çamaşırhaneleri resmetmeye başladı.También comenzó a pintar mujeres trabajando como modistas o lavanderas.
13 yaşından sonra okulu bıraktı, bir çamaşırhanede çalışmaya başladı.Ela deixou a escola aos 13 anos para trabalhar em uma fábrica de camisas.
Evin sonunda hâlen duran küçük bir çamaşırhane vardır.Umownym jego zakończeniem jest Mała Szatra.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Därför läggs bygelbehåar vanligen i tvättpåsar vid tvättning.
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.Ei preferă locurile cu umiditate ridicată, de aceea uneori pot fi găsiți în baie, de exemplu.
Mahallede eski yıllarda köy girişinde köylülerin ortak kullandığı büyük bir çamaşırhane obu vardı.Aikanaan monissa kylissä oli iso kyläläisten yhteiskäytössä oleva kyläkeinu.
Çamaşırhane 1975'li yıllara kadar kullanıldı.Το στάδιο χρησιμοποιήθηκε ως το 1975.
Yeni yapılan bir araştırmaya göre mahallenin Çamaşırhanesi Şeyh Edebali'nin evi olarak belirlenmiştir.洗濯物を見ればその家の住人がアーミッシュかどうかわかる。
Kil – Yaşlı çamaşırhane çalışanı Maria, cadılar bayramını üvey oğlu Joe Donnelly ve onun ailesiyle geçirir.Clay (土) - 老メイドのマリアは、里子だったジョー・ドネリーと彼の家族とともに、ハロウィーンを祝う。
Köyün birde çamaşırhanesi bulunmaktadır. çamışırhanede genellikle halı vb.yıkanmaktadır.他类似于人们的洗衣筐,堆积起来却常常忘记清洗。
Kil – Yaşlı çamaşırhane çalışanı Maria, cadılar bayramını üvey oğlu Joe Donnelly ve onun ailesiyle geçirir.Пръст – Старата жена Мария, перачка, празнува Хелоуин с детето си Джо Донели и семейството му.
1913'ten 1918'e kadar bir çamaşırhanede şoför olarak çalıştı.От 1932 до 1939 г. работи като шивач.
Çamaşırhane için enzim kullanımı 1913'te Otto Rohm tarafından tanıtıldı.Uporabo encima za pranje perila je v začetku leta 1900 uvedel Otto Rohm.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Am auzit ca familia ta are o spalatorie.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Hallottam, hogy a családodnak van egy szennyesgyűjtőjük
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ich höre, deiner Familie gehört ein Waschsalon.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Ik heb gehoort dat je familie een wasserette heeft.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Jag har hört att din familj äger en tvättinrättning.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...J'ai entendu dire que ta famille tient une laverie automatique.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...빨래방 한다며 니네 집
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kudengar keluargamu adalah tukang cuci.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Kuulin, että perheesi omistaa pesulan.
Ailenin çamaşırhanesi olduğunu duydum...Počula som, že tvoja rodina vlastní práčovňu.

İlgili Sayfalar