Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Yağmur yağmaya başladığında, o, oğlunun çamaşırı içeriye almasını söyledi.When it began to rain, she told her son to take in the washing.
Bütün çamaşırımı bir defada yıkayabilir miyim?May I wash all my laundry at once?
Çamaşırımı nereye koymalıyım?Where should I put my laundry?
Bir kadın çamaşırı ipe asıyordu.A woman was hanging the washing on the line.
Çamaşırım hazır mı?Is my laundry ready?
Benim çamaşırım hazır mı?Is my laundry ready?
Çamaşırı içeri getir.Bring the laundry in.
Kirli çamaşırı içeri getir.Bring the laundry in.
Tek kanıt, iç çamaşırına yapışmış sperm iziydi.The only evidence was the traces of semen stuck to the underwear.
İç çamaşırı bölümünüz nerede?Where is your underwear section?
Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.Wait a minute. The wash is done. I'm going to hang out the laundry to dry.
İç çamaşırım ıslak.My underpants are wet.
Yağmur yağarsa, çamaşırı içeri getir.If it rains, bring the washing in.
Hiç iç çamaşırı giymiyorum.I am not wearing any underwear.
Şu ana kadar ilk kez çamaşırımı astım.This is the first time I've ever hung up my washing.
Çamaşırı mandallayarak asmak zorundayım.I have to peg up the washing.
İç çamaşırı hariç hiçbir şey giymiyordu.He was wearing nothing but his underwear.
O, iç çamaşırından başka bir şey giymiyordu.She was wearing nothing but her underwear.
"İç çamaşırın ne renk?" "Ben hiç giymiyorum.""What color is your underwear?" "I'm not wearing any."
Tom iç çamaşırıylaydı.Tom was in his underwear.
Mary çamaşırı asıyor.Mary is hanging up the washing.
Çamaşırı yıkamana yardım etmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to help you do the laundry?
Ben çamaşırımı yıkıyorum.I'm doing my laundry.
Ben odaya girdiğimde Tom iç çamaşırı ile TV izliyordu.Tom was watching TV in his underwear when I entered the room.
Bu iç çamaşırı yıkanmalı.This underwear needs to be washed.
Ben iç çamaşırı giymeye son verme kararı aldım.I've decided to stop wearing underwear.
Ben çamaşırı kurutmak zorundayım.I have to get the laundry dried.
Tom iç çamaşırından başka bir şey giymiyordu.Tom was wearing nothing but his underwear.
Çamaşırı asar mısın?Could you hang up the laundry?
Günlük olarak iç çamaşırı değiştirin.Change underwear daily.
Her gün iç çamaşırımı değiştiririm.I change my underwear every day.
Bugün çamaşırımı yıkayacağım.I have to do my laundry today.
Sen çamaşırı yıkadın.You have washed the laundry.
Tom parayı iç çamaşırı çekmecesinde sakladı.Tom hid the money in his underwear drawer.
Mary çamaşırını çamaşır yıkama tahtasında elle yıkar.Mary washes her laundry by hand on a washboard.
Tom uzun iç çamaşırı giydi.Tom wore long underwear.
Hiç uzun iç çamaşırı giydin mi?Have you ever worn long underwear?
Hiç kirli çamaşırınız var mı?Do you have any dirty laundry?
Çamaşırı içeri getirdiğin için teşekkürler.Thanks for bringing the washing in.
Tom iç çamaşırından başka bir şey giymiyor.Tom is wearing nothing but his underwear.
Sami, Leyla'nın iç çamaşırında bir yüzük buldu.Sami found a ring in Layla's lingerie.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.They could be worn inside underwear or alone, and were held on by small elastic belts.
II. Dünya Savaşı'ndan önce, fundoshi Japon yetişkin erkeklerin geleneksel iç çamaşırıydı.Before World War II, the fundoshi was the main form of underwear for Japanese adult males.
1999'da 16 yaşındayken Victoria's Secret'ın iç çamaşırı katalogunda yer aldı.In 1999, at the age of 16, she appeared in the Victoria's Secret lingerie catalogue.
Lutz, 2010 Calvin Klein iç çamaşırı kampanyasının modellerinden biri.He is one of the models featuring the Calvin Klein underwear campaign 2010.
İngiliz İngilizcesinde terim erkek iç çamaşırını ifade eder, ABD'de ise terim toplumsal cinsiyettir.In British English the term refers to men's underwear, while in the US the term is gender neutral.
AussieBum Avustralyalı erkek mayo ve iç çamaşırı üreticisi.aussieBum is an Australian men's swimwear and underwear manufacturer.
Paulo, tuvalete giderek elmasları alır ve iç çamaşırına saklar.Paulo returns to the toilet to retrieve the diamonds, storing them in his underwear thereafter.
String, genellikle bazı ülkelerde iç çamaşırı ya da mayo olarak giyilen bir giysidir.The thong is a garment generally worn as either underwear or as a swimsuit in some countries.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.The line produces casual wear for both men and women.
Küçük / orta boy, 4-8 beden iç çamaşırına denktir.The small/medium size is the equivalent of size 4-8 underwear.
Görünen iç çamaşırı, sosyal bir yersizlik göstergesiydi.A visible undergarment had been a sign of social ineptness.
Hey! İç çamaşırını giy.Hey, put your underwear on.
Tam olarak bir haftalık iç çamaşırı valizime koydum hepsi bu.Exactly one week's worth of undies is all I put in my suitcase.
İç çamaşırı, iç çamaşırı!Underwear, underwear!
Kim böyle çocuksu iç çamaşırını çalar ki?Who would steal childish panties like those?
Sen bir ejderha avcısı değilsin, sadece iç çamaşırı giyen bir eziksin.Get your fat butt un-stuck from that chair.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Look, Thursday's panties are missing.
Oyuncak ve iç çamaşırı verilmesi bize yetecektir.And we think it's a given, and toys and lingerie are going to save us with that.