çalmış ile cümle
çalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Alışverişte yine birsürü şey çalmıştır.Han har i tillegg gitt ut mye i diverse magasiner.
Bu bölümdeki klasik gitar soloları, Yes grubunun gitaristi Steve Howe çalmıştır.Blant Stinsons helter var gitaristen Steve Howe fra Yes.
Jonathan Davis and the SFA grubunun Lil Wayne coverı olan "Got Money" adlı parçada da çalmıştır.Dia juga muncul pada Jonathan Davis dan SFA cover untuk lagu Lil Wayne "Got Money".
Kocasına gelince kendisi arabanın bagajında uyuşturucu saklamaktadır ve bunları çalmıştır.Wanita itu mengambil kendi bensin di bagasi mobilnya dan mencium pria itu.
Johnson bu olayı bir senatörle tezgahlamış ve suçu Bob'un üstüne atmak için silahını dahi çalmışlardır.Bob meninggalkan Bobby dengan sebuah pistol dan Bob pergi untuk mencari bantuan.
Itzhak Perlman tema müziğini violin ile çalmıştır.Itzhak Perlman biểu diễn đoạn nhạc chủ đề cho phim bằng đàn vĩ cầm.
Gençliğinde müzik çalmış ve birçok rock grubuna katılmıştır.若い頃は音楽をたしなみ、彼は幾つかのロックバンドに参加した。
Alışverişte yine birsürü şey çalmıştır.また、タレに拘った店が多い。
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.登場当初は陽人の「建前」を得て、強いお嬢様を演じていた。
Çünkü ona göre kızları onun gençliğini çalmıştır.本人の話によると彼女たちが若いころ、おならが原因で人生を台無しにされたことが判明している。
Fairmont West!" yerine, "Eat my shorts" kalıbını tekrarlayarak çalmıştı.上中学时,她是Fairmont High School军乐队的一员,一天在练习时,乐队高唱“Eat my shorts”而不是“Fairmont West!
Kocasına gelince kendisi arabanın bagajında uyuşturucu saklamaktadır ve bunları çalmıştır.然而,他其實是在幫他前去上廁所的妻子拿她的皮包。
Barrett, "Remember a Day"da da gitar çalmıştı.布朗特在駐紮的期間,曾拿著吉他表演,當時他寫了〈No Bravery〉一曲 。
Ara Dinkjian altı şarkı için ud çalmıştır.她為電影原聲帶獻唱了六首歌曲。
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.之後便有了「想成為早安少女組。
Aslında Appa'yı o çalmıştır.그런 다음 바로 폼페이우스를 추격했다.
Ancak kuklalar Amy'nin bilekliğini çalmıştır.또한 에이미를 안을때, 에이미의 귀걸이를 훔치기도 하였다.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.릭은 '이것이 아름다운 우정의 시작'라고 말한다.
Unutulmuşlar Tacticus'u GDI'dan çalmış ve bir piramite gizlemişti.메타나이트가 어머니를 버리고 갤럭시아를 훔쳐 달아났다고 생각해 메타나이트를 쫓아왔다.
Gençliğinde müzik çalmış ve birçok rock grubuna katılmıştır.בנעוריו עסק במוזיקה וניגן במספר להקות רוק.
Yaratığın kontrolündeki Lin, bir polis arabası ve üniforması çalmıştır.מן המכונית יורד אדם אשר עונד תג משטרתי, ונוזף בילדים.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.בילדותה ניגנה בפסנתר.
Pavlov bir süre sonra köpeğine et vermeyip sadece zil çalmıştır ve köpeği tekrar salya tepkisi vermiştir.בשלב השני פבלוב השמיע צלצול פעמון ורק לאחר מכן הגיש לכלבים את מזונם.
1980'lerde Torme/Mcoy ile çalmıştır.През 80-те Матюс участва в Торм/Маккой.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.Като дете е свирила на пиано.
Unutulmuşlar Tacticus'u GDI'dan çalmış ve bir piramite gizlemişti.Италианка събори Александра Жекова и я лиши от медал.
Çünkü ona göre kızları onun gençliğini çalmıştır.Съгласно собствените му думи на младини е употребявал наркотици.
Tama ve Pearl gibi marka davullarla da öncesinde çalmış, Remo ile de donanımını sağlamıştır.Prethodno je podržavao Tama i Pearl bubnjeve, kao i Remo kožu za bubnjeve i hardver.
2002-2005 yılları arasında Lordi grubunda çalmıştır.U sastavu Lordi je bio od 2002 do 2005 godine.
Ayrıca bankayı soyarak bankadaki altınları çalmıştır.Također kradu zlato i novac iz dvorca.
Grubun ilk üç albümünde, Iron Maiden, Killers ve The Number of the Beast'te çalmıştır.So skupinou nahral tri albumy: Iron Maiden, Killers a zlomovú platňu The Number of the Beast.
Nirvana'dan sonra; önce Sweet 75'te; sonrasında da Eyes Adrift'te çalmıştır.Po rozpade skupiny Nirvana založil kapelu Sweet 75 a neskôr Eyes Adrift.
Bu bölümdeki klasik gitar soloları, Yes grubunun gitaristi Steve Howe çalmıştır.Na nahrávanie tejto piesne bol pozvaný gitarista skupiny Yes Steve Howe.
Ravenclaw'ın kızı Helena, diademi ondan daha zeki olmak amacıyla annesinden çalmıştır.Schovala ho Helena Bystrohlavová, ktorá ho ukradla svojej matke aby bola bystrejšia.
Queens of the Stone Age grubunun Songs for the Deaf albümünde bateri çalmıştır.Queens of the stone age je debutový album rovnomennej kapely.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.V otroštvu je igral klavir.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.Med prvimi je tudi postuliral »paradoks temnega nočnega neba«.
Albümdeki tek yeni şarkı Depeche Mode cover'ı Personal Jesus'ın gitarlarını da Tim Skold çalmıştır.Šiam albumui reklamuoti buvo įrašyta ir viena nauja daina - Depech Mode kūrinio "Personal Jesus" koveris.
Nirvana'dan sonra; önce Sweet 75'te; sonrasında da Eyes Adrift'te çalmıştır.Po Kurt Cobain savižudybės ir „Nirvana“ iširimo grojo grupėse „Sweet 75“ ir „Eyes Adrift“.
Şarkı daha sonra, Vizontele Tuuba filminin sonunda çalmıştır.Furtado atliko šią dainą per finalą Lisabonoje.
Pavlov bir süre sonra köpeğine et vermeyip sadece zil çalmıştır ve köpeği tekrar salya tepkisi vermiştir.Oletagem, et Pavlov helistas koerale kella ja tuleks mõne tunni pärast tagasi, et anda koerale süüa.
Seether'da da çalmıştır.Peredelt võeti ära ka seemnevili.
İlk ayakta "It's Gonna Be a Beautiful Night"'ı çalmışlardır.See algas sõnadega "Vaikne öö, õnnistud öö!"
Barrett, "Remember a Day"da da gitar çalmıştı.Mõnel kontserdil suutis Barrett mängida vaid ühe akordi ja asus seejärel kitarri ümber häälestama.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.그는 자전거를 훔친 12살 먹은 소년이었습니다
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.12歳の少年でした 当時 もう一つ分かったことがあるのですが
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Bil je dvanajstletni deček, ki je ukradel kolo.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Był dwunastolatkiem, który ukradł rower.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Cậu là một cậu bé 12 tuổi đã ăn cắp một chiếc xe đạp.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Dia hanya seorang anak 12 tahun yang telah mencuri sepeda.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Ele era um rapaz de 12 anos que tinha roubado uma bicicleta.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Era una ragazzino di 12 anni che aveva rubato una bici.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Er war ein 12-jähriger Junge, der ein Fahrrad gestohlen hatte.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Han var en 12 år gammel dreng, der havde stjålet en cykel.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Hij was geen politieke gevangene. Hij was een 12-jarige jongen die een fiets had gestolen.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Il était un garçon de 12 ans qui avait volé une bicyclette.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.No era un prisionero político. Era un chico de doce años que había robado una bicicleta.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Nu era un deţinut politic. Era un băiat de 12 ani care furase o bicicletă.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Ő csak egy 12 éves fiú, aki kerékpárt lopott.
12 yaşında olan bu erkek çoçugu sadece bisiklet çalmıştı.Він був 12-річним хлопчиком, який вкрав велосипед.