çaldık ile cümle
çaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çaldıkça kendi kendilerine daha fazla pratik yapacaklardır.Чем больше они будут играть, тем больше будут упражняться сами.
Çaldıkça kendi kendilerine daha fazla pratik yapacaklardır.ככל שהם ינגנו יותר, הם יתאמנו יותר בעצמם.
Çaldıkça kendi kendilerine daha fazla pratik yapacaklardır.演奏を重ねるにつれて 自分から練習するようになる 音楽とは楽器からではなく
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.De stjæler vores fisk her fra Cape Verde, det føler jeg de gør
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.För mig känns det som om de är här i Kap Verde för att stjäla fisk.
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.Het voelt aan alsof ze vis stelen op Kaapverdië.
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.Io mi sento di dire che stanno rubando il pesce, qui a Capo Verde.
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.Pour moi c'est comme si ils volaient le poisson ici au Cap Vert.
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.Siento que ellos están robando peces aquí en Cabo Verde
Cape Verde'deki balıkları çaldıklarını düşünüyorum.Sinto que eles estão a roubar peixe aqui em Cabo Verde
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›비유컨대 아이들이 장터에 앉아 서로 불러 가로되 우리가 너희를 향하여 피리를 불어도 너희가 춤추지 않고 우리가 애곡을 하여도 너희가 울지 아니하였다 함과 같도다
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›דמים הם לילדים הישבים בשוק וקראים זה אל זה ואמרים חללנו לכם בחלילים ולא רקדתם קוננו לכם קינה ולא בכיתם׃
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›يشبهون اولادا جالسين في السوق ينادون بعضهم بعضا ويقولون زمرنا لكم فلم ترقصوا. نحنا لكم فلم تبكوا.
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›好 像 孩 童 坐 在 街 市 上 、 彼 此 呼 叫 說 、 我 們 向 你 們 吹 笛 、 你 們 不 跳 舞 、 我 們 向 你 們 舉 哀 、 你 們 不 啼 哭
‹‹Çarşı meydanında oturup birbirlerine, ‹Size kaval çaldık, oynamadınız; Ağıt yaktık, ağlamadınız›好像 孩童 坐在 街市 上 、 彼此 呼叫說 、 我們向 你 們 吹笛 、 你 們 不 跳舞 、 我 們向 你 們舉哀 、 你 們 不 啼哭
Hint Okyanusundan bir gemi alıp, bir sualtı hoparlörü yerleştirip ve bir ses çaldıkları bir deney.남쪽 인도해로 배를타고 가서 수중 확성기를 사용하여 소리를 재생한 적이 있습니다.
Hint Okyanusundan bir gemi alıp, bir sualtı hoparlörü yerleştirip ve bir ses çaldıkları bir deney.Oceanografowie popłynęli na południowy Ocean Indyjski, wrzucili do wody podwodny głośnik i odtworzyli dźwięk.
Hint Okyanusundan bir gemi alıp, bir sualtı hoparlörü yerleştirip ve bir ses çaldıkları bir deney.השיטו ספינה לדרום האוקיינוס ההודי, פרסו רמקול תת-ימי והשמיעו צליל.
Hint Okyanusundan bir gemi alıp, bir sualtı hoparlörü yerleştirip ve bir ses çaldıkları bir deney.باخذ سفينة الى جنوب المحيط الهندي وانزلوا الى قاعه مولد اصوات وقاموا بتشغيله
Hint Okyanusundan bir gemi alıp, bir sualtı hoparlörü yerleştirip ve bir ses çaldıkları bir deney.音を再生するという 音響実験を行いました スピーカーから発せられた音は
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.A határokat odább tolják, a nyájat elrabolják és legeltetik.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Bezbožníci prenášajú medze, lúpežne zajímajú stádo a pasú.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Bezbožníť nyní mezníky přenášejí, a stádo, kteréž mocí zajali, pasou.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Có người dời sụt mộc giới , Aên cắp bầy chiên , rồi dẫn cho ăn .
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Có người dời sụt mộc giới, Aên cắp bầy chiên, rồi dẫn cho ăn.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.De onde flytter Markskel, ranede Hjorde har de på Græs.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Er worden grenspalen verschoven, schaapskudden gestolen en geweid
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Folk flytter grenseskjell; de raner fe og fører det på beite.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Há os que removem os limites; roubam os rebanhos, e os apascentam.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Hay quienes remueven los linderos, roban rebaños y los apacientan
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.I malvagi spostano i confini, rubano le greggi e le menano al pascolo
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Jumalattomat siirtävät rajoja, ryöstävät laumoja ja laskevat ne laitumelle.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.어떤 사람은 지계표를 옮기며 양떼를 빼앗아 기르며
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Krivičniki prestavljajo mejnike, plenijo črede in jih sebi pasejo.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Man verrückt die Grenzen, raubt die Herde und weidet sie.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Niezbożni granice przenoszą, trzody zabierają i pasą.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.On déplace les bornes, On vole des troupeaux, et on les fait paître;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Se, råmärken flyttar man undan, rövade hjordar driver man i bet;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Sînt unii cari mută hotarele, fură turmele, şi le pasc;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Μετακινουσιν ορια αρπαζουσι ποιμνια και ποιμαινουσιν
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Едни преместят межди, Грабят стада и ги пасат;
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.Межи передвигают, угоняют стада и пасут у себя .
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.גבלות ישיגו עדר גזלו וירעו׃
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.ينقلون التخوم. يغتصبون قطيعا ويرعونه.
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.有 人 挪 移 地 界 、 搶 奪 群 畜 而 牧 養
İnsanlar sınır taşlarını kaldırıyor, Çaldıkları sürüleri otlatıyorlar.有 人 挪移 地界 、 搶奪 群 畜 而 牧養
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.C'est le fond d'écran Apple, nous l'avons volé car nous n'avions pas le temps de fabriquer le nôtre.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.Dat is de Apple-achtergrond, we stalen hem omdat we niet genoeg tijd hadden om er zelf een te maken.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.Ese es el fondo de pantalla de Apple, lo robamos porque no teniamos tiempo para crear el nuestro.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.저것은 애플 바탕화면입니다. 우리만의 것을 만들 시간이 없어서 도용했습니다.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.Quello è lo sfondo Apple, l'abbiamo rubato perché non avevamo tempo per costruirne uno noi.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.Това е фонът на "Епъл" - откраднахме го, защото нямахме време да направим свой собствен.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.Это фон Apple, мы украли его, потому что у нас не было времени построить свой собственный.
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.ולוקחים את המידע הזה, ומוצאים חולים כמוהו, ואנחנו
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.هذه خلفية "أبل" ، لقد سرقناها لأنه لم يكن لدينا الوقت
İşte bu Apple arka planı, bunu yenisini yapacak zamanımız olmadığı için çaldık.実用的なアプリケーションを作りました
Katıldığım ilk seçmelerdi ve 3 gün boyunca bir ekranın arkasında çaldıktan sonra işe kabul edilmiştim.저의 첫 입단 실기였는데, 시험 주간에 장막으로 가린 다음 3일간 연주를 한 끝에 입단을 제안 받았습니다.
Katıldığım ilk seçmelerdi ve 3 gün boyunca bir ekranın arkasında çaldıktan sonra işe kabul edilmiştim.Bol to môj prvý konkurz a po troch dňoch hrania za plátnom počas skúšobného týždňa mi ponúkli miesto.
Katıldığım ilk seçmelerdi ve 3 gün boyunca bir ekranın arkasında çaldıktan sonra işe kabul edilmiştim.Het was mijn eerste auditie. Na drie dagen spelen achter een scherm in de proefweek, kreeg ik de job.
Katıldığım ilk seçmelerdi ve 3 gün boyunca bir ekranın arkasında çaldıktan sonra işe kabul edilmiştim.Robiłem to po raz pierwszy. Po trzech dniach grania za parawanem, dostałem ofertę pracy.