çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom sınıfında en çalışkan öğrencidir.Tom is the most diligent student in his class.
Tom parayı çaldığını inkar etti.Tom denied having stolen the money.
Tom şimdi daha özenle çalışıyor.Tom works more diligently now.
Sadece Tom değil aynı zamanda ben de çalışmak zorundayım.It's not just Tom that has to study. I have to study, too.
Tom'un bir garajda çalıştığını kafanda canlandırabiliyor musun?Can you envisage Tom's working in a garage?
Tom uzaktayken onun yerine kim çalışacak?Who will fill in for Tom when he is away?
Her patronun kedine ait favori çalışanı vardır.Every boss has his or her favorite employee.
Gitarı ne kadar iyi çalabiliyorsun?How well can you play guitar?
Tony akşam yemeğinden sonra çalışır mı?Does Tony study after dinner?
Tony akşam yemeğinden sonra çalışır.Tony studies after dinner.
Tony her gün ne kadar süre çalışır?How long does Tony run every day?
Tony ne zaman çalışır?When does Tony study?
Tony'yi ilk çalıştırdığımdaki kadar çok, yaklaşık dört kez yapıyorum.I'm making about four times as much myself as when I first hired Tony.
Tony onun sesini duydu ve piyano çalmaya durdurdu.Tony heard her voice and stopped playing the piano.
Tony, bir dükkân veya bir fabrikada çalışmak istemiyordu.Tony did not want to work in a shop or a factory.
O kadar yorgunum ki canım bu gece çalışmak istemiyor.I'm so tired that I don't feel like studying tonight.
Hangi gazete için çalışıyorsunuz?Which newspaper do you work for?
Hangi şirket için çalışıyorsunuz?Which company do you work for?
Kim için çalışıyorsun?Who do you work for?
Bu arada, keman çalar mısın?By the way, do you play the violin?
Nerede çalışıyorsun?Where do you work?
Bir yerde paramı çaldılar.I had my money stolen somewhere.
Bir yerde paramı çaldırdım.I had my money stolen somewhere.
Bazen çok soğuk olduğunda arabamı çalıştıramıyorum.Sometimes when it's very cold, I can't get my car to start.
Görünüşe bakılırsa, onlar sıkı çalışmıyor.To all appearance, they don't study hard.
Az çok piyano çalabilirim.I can play the piano after a fashion.
Bütün bu faydasız aramalar ile katiyen çalışamam.I can't work at all with all these useless calls coming in.
İçeri girmeden önce kapıyı çal lütfen.Please knock before you come in.
Bilgisayarımı çalıştıramıyorum. Ne yapmam lazım?I can't start up my computer. What am I supposed to do?
Niçin bir beyefendi gibi davranmaya çalışmıyorsun?Why don't you try to behave like a gentleman?
Clara bana niçin o kadar çok çalıştığımı sordu.Clara asked me why I worked so hard.
Motoru nasıl çalıştırabilirim?How can I start the engine?
Onun nasıl çalıştığını bana göster.Show me how it works.
Tuvaletin sifonu çalışmıyor.The toilet doesn't flush.
Tuvaletin sifonu düzgün çalışmıyor.The toilet doesn't flush properly.
Ben kapıyı kapar kapamaz biri onu çalmaya başladı.I had no sooner closed the door than somebody started knocking on it.
Kapıyı çal.Knock on the door.
Kapıyı çaldım fakat kimse cevap vermedi.I knocked on the door, but nobody answered.
Sorun TV izlerken çalışamamandır.The trouble is you cannot work while watching TV.
Telefon çaldığında, ben televizyon izliyordum.I was watching TV when the telephone rang.
Televizyonu biraz kısın. Ben uyumaya çalışıyorum.Turn down the TV a little. I'm trying to go to sleep.
Televizyon çalışmıyor.The television doesn't work.
Ted trompet çalmayı seviyorTed likes playing the trumpet.
Sınav için çok çalışmadığıma pişmanım.I regret not having studied hard for the test.
Görünüşe bakılırsa sınava çok çalışmadın.Looks like you didn't study much for the test.
Keşke test için daha çok çalışsaydım.I wish I had studied harder for the test.
Tatlı için yer ayırmaya çalışıyorum.I'm trying to save room for dessert.
İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.Try to do so as far as the station.
Elimden geldiğince çok çalışarak kaybolan zamanı telafi edeceğim.I will make up for the lost time by working as hard as I can.
Mümkün olan kısa sürede bir randevu almaya çalışın.Try to make an appointment as soon as possible.
Yapabildiğiniz kadar sıkı çalışın.Study as hard as you can.
Elinden geldiğince çok çalış.Study as hard as you can.
Elinden geldiği kadar çok çalış.Work as hard as you can.
Elimden geldiğince çok çalışacağım.I'll try as hard as I can.
Dick piyano çaldı ve Lucy şarkı söyledi.Dick played the piano and Lucy sang.
Dick o problemi çözmek için boşuna çalıştı.Dick tried to solve the problem, in vain.
Nihayet, çalışmayı sona erdirdiler.At last, they ceased working.
Birisi kapıyı çaldığında o yatmaya gitmek üzereydi.She was about to go to bed when someone knocked on the door.
Tam bulaşıkları kaldırdıktan sonra, Joan kapı zilinin çaldığını duydu.Just after putting away the dishes, Joan heard the doorbell ring.
Kapı zili çaldığında ayrılmak üzereydim.I was about to leave when the doorbell rang.