çal ile cümle

çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Konuşmayla ilgili çok çalışmıştı.He had worked hard on the speech.
Raporlarını bilimsel yapmaya çalıştı.He tried to make his reports scientific.
Kansas'ı huzurlu tutmak için çok çalıştı.He had worked hard to keep Kansas peaceful.
Konuşması için çalışacak fazla zamanı yoktu.He did not have much time to work on his speech.
Birçok Alman, müttefiklerin Fransa'daki Calais'ye saldıracağını sanıyordu.Most Germans expected the Allies would attack at Calais, in France.
Fakir Japon göçmenler düşük ücretle çalışmaya istekliydiler.Poor Japanese immigrants were willing to work for low pay.
Roosevelt, Amerika'nın Japonya ile ilişkileri geliştirmek için çok çalıştı.Roosevelt worked hard to improve America's relations with Japan.
Hiç kimse böylesine büyük bir şehri asla havadan ikmal etmeye çalışmamıştı.No one had ever tried to supply such a large city by air.
Bir doktor, onun sırtındaki mermiyi çıkarmaya çalıştı.A doctor tried to remove the bullet from his back.
Bir doktor, başkanın kafasındaki kurşunu çıkarmaya çalıştı.A doctor tried to remove the bullet from the president's head.
McClellan Lincoln'un korkularını yatıştırmak için çalıştı.McClellan tried to calm Lincoln's fears.
Sistem iyi çalıştı.The system worked well.
Taylor tarafsız olmaya çalıştı.Taylor tried to be neutral.
Aniden telefon çaldı.Suddenly the telephone rang.
Calhoun'ın, Cumhurbaşkanlığı umutları vardı.Calhoun had presidential hopes.
Çoban kaçmaya çalıştı ve vuruldu.Shepherd tried to run and was shot.
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.Working men drank hard apple cider.
Herkes stoklarını satmaya çalıştı.Everyone tried to sell their stocks.
Banka özel vatandaşlar tarafından çalıştırıldı.The bank was run by private citizens.
Bush çalışkan bir ekip kurdu.Bush put together a hard-working team.
Herkes itiyordu, kaçmaya çalışıyordu.Everyone was pushing, trying to escape.
Calhoun bir sonraki başkan olmak istiyordu.Calhoun wanted to be the next president.
Calhoun konuşmasını okuyamayacak kadar çok cılızdı.Calhoun was too weak to read his speech.
Onu geri getirmeye çalışmak aptalca olur.To try to bring it back would be foolish.
Demokratlar ve Cumhuriyetçiler birlikte çalıştı.Democrats and Republicans worked together.
Başkan Hoover krizi çözmeye çalıştı.President Hoover tried to solve the crisis.
Calvin Coolidge sessiz ve sade görünümlüydü.Calvin Coolidge was quiet and plain-looking.
Çin, silah programını modernleştirmek için çalışıyor.China is working to modernize its weapons program.
Avrupalılar kendileri için çalışan Hintlilere sık sık ödeme yaptı.The Europeans often paid Indians to work for them.
Mıknatıslar nasıl çalışır?How do magnets work?
Haftada kaç kez ders çalışmak istiyorsun?How many times a week do you want to study?
Bazı insanların çalışmamı değerlendireceğini biliyorum.I know that some people value my work.
Windows'un Çalışma Grubu 3.11 için tek eksik özelliği Türkçe klavye düzenidir.The only missing feature of Windows for Workgroups 3.11 is Turkish keyboard layout.
Piyano, gitar ya da flüt çalmayı öğrenmek isterim.I would like to learn to play the piano, guitar or flute.
Ben tenor saksafon çalarım.I play the tenor saxophone.
Onun yerine ne zaman gitsem, o çalışıyordu.Every time I went to his place, he was studying.
Bize bir melodi çal.Play us a tune.
Dutar çalabilir misin?Can you play the dutar?
Piyano çalan kızın adı Akiko'dur.The girl playing the piano is named Akiko.
Sen tuba mı çalıyorsun?Are you a tubist?
Jane ve ben iyi piyano çalarız.Jane and I play the piano well.
Öbürü çalışmıyor.The other one doesn't work.
Ben bir eczanede çalışıyorum.I work in a pharmacy.
Senin için çalışıyorum.I work for you.
Hep aynı teraneyi çalıyorsun.You sound like a broken record.
Telefon çaldığında kapıdan yeni girmiştim.I'd just come in the door when the phone rang.
Telefonu kapatır kapatmaz, tekrar çalmaya başladı.As soon as I hung up, the phone started ringing again.
Eğer daha çok çalışmazsan kesinlikle başarısız olursun.If you don't study harder, you'll definitely fail.
Sınavda başarısız olarak hakettiğin cezayı gördün,sınava hiç çalışmadın.It serves you right that you failed your exam. You didn't study for it at all.
Lütfen sessiz olun. Onlar çok zor bir sınav için çalışıyorlar.Please be quiet. They are studying for a very difficult exam.
Çevirmen olabildiğince çok detay ve bilgi vermeye çalışır.The interpreter tries to give the most detail and information possible.
Lütfen açmadan önce çalkalayınız.Please shake before opening.
Ben o kadar çalışmam.I don't work that much!
Bir çözüm bulmaya çalışarak beynine eziyet ediyordu.He racked his brains, trying to find a solution.
Birkaç aydır İtalyanca çalışmaktayım.I have studied Italian for a few months.
Çalışamayacak kadar yorgundu.He was too tired to study.
Cüzdanım onun tarafından çalınmadı.My wallet wasn't stolen by him.
Benim cüzdanım onun tarafından çalınmadı.My wallet wasn't stolen by him.
Keşke sınav için daha sıkı çalışsaydım.If only I had studied harder for the exam.
Yarın sabah otelde çalışacak mısın?Will you be working at the hotel tomorrow in the morning?

İlgili Sayfalar