çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tüm yarışmacılar pastadan paylarını almaya çalışıyor.All the competitors are trying to get their piece of the pie.
Sadece onu hızlandırmaya çalışın.Just try to wing it.
Biz, yakında çalışmaya başlayacağız.We'll begin work soon.
Kısa sürede karar vermeye çalış.Try to make up your mind soon.
Süpermarket birçok part-time çalışanı işe aldı.The supermarket hired many part-timers.
Sanırım valizim çalındı.I think my suitcase was stolen.
Keşke ben de Susie kadar iyi piyano çalabilsem.I wish I could play the piano as well as Susie.
Keşke Susie kadar iyi piyano çalabilsem.I wish I could play the piano as well as Susie.
Susan o zaman piyano çalmıyordu.Susan was not playing the piano then.
John, çok yoğun bir şekilde çalışıyorsun. Otur ve bir süre kendini yorma.John, you're working too hard. Sit down and take it easy for a while.
John uyuyan bebeği uyandırmamaya çalıştı.John tried not to wake the sleeping baby.
John yüksek sesle davulları çalıyordu.John was beating the drums loudly.
John sıkı çalışır.John works hard.
John arabayı çalıştırdı.John started the car.
John okulda çok çalıştı, evdeyken annesine işinde yardım etti.John studied hard at school, while at home he helped his mother with her work.
John gitar çalamaz.John can not play the guitar.
John gitar çaldı ve arkadaşları şarkı söyledi.John played guitar and his friends sang.
John her zaman Lincoln örneğine uyarak yaşamaya çalıştı.John always tried to live up to the example of Lincoln.
John, sınıf arkadaşlarına yetişmek için çok çalışmalıdır.John must work hard to catch up with his classmates.
Chopin'in piyanoda oturur ve çalmaya başlar.Chopin sits at the piano and begins to play.
Koşarak kilo vermeye çalışın.Try to lose weight by jogging.
George çalışması hakkında ciddi değildir.George is not serious about his study.
George büyük bir çiftlikte çalışır.George works on a big farm.
George sınıfımızda en çalışkan çocuk.George is the most diligent boy in our class.
George Ellie'yi daha çok çalışması için teşvik etti.George encouraged Ellie to study hard again.
Jack vergilerini ödemekten kaçınmaya çalıştı.Jack tried to evade paying his taxes.
Jack'in müzikte iyi olmadığı doğru değil, aksine, o piyanoyu iyi çalar.It isn't true that Jack is no good at music; on the contrary, he plays the piano well.
Biz, bize katılması için Jim'i ikna etmeye çalıştık.We tried to persuade Jim to join us.
Jim geceye kadar çalışır.Jim studies far into the night.
O herkesi memnun etmeye çalıştığı için Jim'in sözlerine güvenemezsin.You cannot rely upon Jim's words since he tries to please everybody.
Jim bedensel çalışmadan korkuyordu.Jim was afraid of physical labor.
Jim sınava hazırlanırken gece yarılarına kadar çalıştı.Jim burned the midnight oil when he was preparing for the examination.
Jim arabasının üzerinde çalışıyor.Jim is at work on his car.
Jim başarısını sıkı çalışmaya bağlıyor.Jim attributes his success to hard work.
Jim kardeşi kadar sıkı çalışır.Jim studies as hard as his brother does.
Jim, finaller için sıkı çalışıyor.Jim is studying hard for his finals.
Jim neşeyle ıslık çalarak arabasını sürdü.Jim drove his car, whistling merrily.
Jim davul çalmayı seviyor.Jim likes to play the drum.
Jim son üç haftadır beni akşam yemeğine çıkarmak için çalışıyor.Jim has been trying to take me out to dinner for the last three weeks.
Jim kamerasını çaldırdı.Jim had his camera stolen.
Bir süre sonra o tekrar piyano çalmaya başladı.After a while she began to play the piano again.
Sıkı çalış.Study hard.
çok çalışmakStudy hard.
Jane gitarın yanı sıra keman çalabilir.Jane can play the violin, not to mention the guitar.
Jane hem keman hemde gitar çalabilir.Jane can play the violin, not to mention the guitar.
Jane ve ben çok iyi piyano çalarız.Jane and I play the piano very well.
Jane Smith ofisinde çok sıkı çalışır.Jane Smith works very hard at her office.
Kotla çalışmak kolaydır.It is easy to work in jeans.
Sally ve ben aynı ofiste çalışıyoruz.Sally and I work in the same office.
Sam'i sadece başarısız olacak planından vazgeçmesi için ikna etmeye çalıştım,I tried to persuade Sam to give up his plan, only to fail.
Yağ çeşitli makinelerin çalıştırılabilmesi için gereklidir.Oil is necessary to run various machines.
Az önce telefon çalıyordu, değil mi?The telephone was just ringing, wasn't it?
Siren çaldı.The siren blew.
Şimdi çalışmaya başlayalım.Now let's get down to work.
Yüzmeye çalış!Try and swim!
Senin isteklerini karşılamaya çalışacağım.I'll try to meet your wishes.
Merhaba! Burada mı çalışıyorsunuz?Hi! Do you work here?
Böylesine loş bir odada çalışmak imkansızdır.It's impossible to work in a room this dim.
Daha fazla sorun çıkarmaktan kaçınmaya çalış.Try to avoid making any more trouble.
Bu makineler şimdi çalışmıyor.These machines aren't working now.