çalıyorlar ile cümle

çalıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Dinle! Favori müziğimi çalıyorlar.Listen! They're playing my favorite music.
Şarkımızı çalıyorlar.They're playing our song.
Tom ve Mary sadece çene çalıyorlardı.Tom and Mary were just shooting the breeze.
Kapıyı aç. Onlar zili çalıyorlar.Open the door. They are ringing the bell.
Onlar birlikte çalıyorlar.They're playing together.
Onlar kapı zilini çalıyorlar.They're ringing the doorbell.
Onlar çime oturdular, gitar çalıyorlardı ve şarkı söylüyorlardı.They sat on the grass, playing ukulele and singing.
Onlar arabanı çalıyorlar!They're stealing your car!
Flütler ve kemanlar uyum içinde çalıyorlar.The flutes and violins are playing in unison.
Tahta nefesli çalgılar uyum içinde çalıyorlar.The woodwinds are playing in unison.
Onlar havaya çalıyorlar.They're stealing.
Bu tsunami sirenlerinin çalışması çok önemli, fakat insanlar sirenlerin bataryalarını çalıyorlar.It's very important that these tsunami sirens work, but people steal the batteries out of them.
Bu Exploratorium'daki bu adamlar ev bitkilerini davul gibi çalıyorlar.And these guys at the exploratorium are playing house plants as if they were drums.
Dansçılar için çalıyorlar.They're playing for dancers.
İnsanlar burada elektriği çalıyorlar -- burası Rio.People steal electrical power -- this is Rio.
Doğaçlama yaptıklarında aslında sadece çok daha fazla nota mı çalıyorlardı?Were they playing more notes when they were improvising?
Dışarıda, insanlar ölüyordu, ve içeride onlar uygun notayı çalıyorlardı.Heil Hitler.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.I mean, obviously the orchestra musicians playing beautifully, the Vienna Philharmonic Orchestra.
Yolda hayvan ölüsü toplayanlar -- yemin ediyorum -- ıslık çalıyorlar çalışırken.Roadkill picker-uppers whistle while they work. I swear to God --
Şimdi güç çalıyorlar."Now you're playing with power."
Bankalara gidemiyorlar, bu yüzden de eşya çalıyorlar.They can't go to the banks, so they steal property.
Bryan Ferry and Roxy Music Ohri Yaz Fastivali'nde çalıyorlar. [Getty Images]Bryan Ferry and Roxy Music perform at the Ohrid Summer Festival. [Getty Images]
Kutlamacılar şarkılar söylüyor, düdük, flüt ve küçük çanlar çalıyorlar.The well-wishers sing, blow whistles and pipes and ring little bells.
Canlı şovlarında şarkılarının yeniden işlenmiş, dans ağırlıklı versiyonlarını çalıyorlar.In their live shows they play re-worked, dance-heavy versions of their songs.
Almancayı ve İngilizceyi çok iyi konuşuyorlar ve çok güzel piyano çalıyorlardı.Elle est très riche, elle parle bien anglais, et elle joue très bien du piano.
İki kardeş çok iyi derecede Almanca ve Fransızca biliyorlardı ve piyano çalıyorlardı.Ambas hermanas recibieron una excelente educación, hablaban alemán y francés fluidamente y tocaban el piano.
Bu orkestrayla The Shadows ve The Spotnicks gibi grupların hit şarkılarını çalıyorlardı.Qui si sentono le influenze di band come gli Smiths.
Onlar havaya çalıyorlar.Окисляется на воздухе.
İki kardeş çok iyi derecede Almanca ve Fransızca biliyorlardı ve piyano çalıyorlardı.Bieden kregen een hoge opleiding, spraken vloeiend Frans en Duits en speelden uitstekend piano.
Onlar havaya çalıyorlar.Utlenia się na powietrzu.
Bu orkestrayla The Shadows ve The Spotnicks gibi grupların hit şarkılarını çalıyorlardı.Inom rockmusiken förekommer renodlade instrumentalgrupper som The Shadows och Spotnicks.
The Call Girls, programlarında bu şarkıyı çalıyorlar.Jag vill höra de här låtarna på en nattklubb.
Onlar havaya çalıyorlar.Окиснюється на повітрі.
Onlar havaya çalıyorlar.Gólra játsszák.
İki kardeş çok iyi derecede Almanca ve Fransızca biliyorlardı ve piyano çalıyorlardı.Sisarukset saivat erinomaisen koulutuksen ja puhuivat sujuvasti saksaa ja ranskaa ja soittivat pianoa.
Onlar havaya çalıyorlar.Varastettua ilmaa.
Onlar havaya çalıyorlar.Họ thổi bay nó.
Onlar havaya çalıyorlar.空中を飛ぶ。
Yerel çalgılarla 60'ların hard rock ve psychedelic rock'ını çalıyorlardı.Didesnę įtaką gotikinei muzikai ėmė daryti hard rock ir psychedelic rock.
Ace çalıyorlar. 20 dolarlık bir şişe Ace. 10 dolarlık kokain veya ota tekabül ediyor.lopnak Tide-ot, és egy 20 dolláros flakon Tide 10 dollár cracknek vagy fűnek felel meg.
Ace çalıyorlar.20ドルの『タイド』のボトルは
Ace çalıyorlar.'타이드' 세제를 훔치는데,
Ace çalıyorlar.גונבים "טייד",
Ace çalıyorlar.وسرقة تايد
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Bon, évidemment les musiciens de l'orchestre qui jouent merveilleusement,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.멋지게 연주한 건 틀림없이 오케스트라 단원들,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.No, určitě muzikantům v orchestru. Hráli krásně.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Ovviamente, i musicisti dell'orchestra, che hanno suonato molto bene:
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Quiero decir, obviamente los músicos de la orquesta tocan maravillosamente,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Självklart orkestern som spelar så vackert,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.To znaczy, oczywiście, muzykom, którzy tak pięknie grają,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.De muzikanten natuurlijk, die prachtig speelden, het Wiener Philarmoniker.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Ich meine, offenkundig haben die Orchestermusiker schön gespielt, die Wiener Philharmoniker.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Nyilván a zenészeknek, akik gyönyörűen játszanak, a Bécsi Filharmonikus Zenekar.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Tentunya para musisi orkestra... ...yang bermain dengan sangat indah, kelompok orkestra Vienna Philharmonic.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı. Viyana Filarmoni Orkestrası.Εννοώ, προφανώς τους μουσικούς της ορχήστρας που έπαιξαν υπέροχα, την Φιλαρμονική Ορχήστρα της Βιέννης.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Vreau să spun că, evident, muzicienii cântând minunat,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Искам да кажа - очевидно музикантите от оркестъра свирят прекрасно,
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.Конечно, музыкантов оркестра за то, что они так замечательно играют.
Bence; besbelli, orkestra müzisyenleri çok güzel çalıyorlardı.כוונתי, ברור שלתזמורת ולנגנים שנגנו יפה,

İlgili Sayfalar