çaktı ile cümle
çaktı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şimşek çaktığında köpek yatağın altına saklandı.The dog hid under the bed whenever lightning flashed.
Şimşek çaktı.The lightning flashed.
O, çaktırmadan kıza baktı.He stole a glance at the girl.
Bir kibrit çaktı fakat onu çabucak söndürdü.He struck a match, but quickly put it out.
O, tahtaya bir çivi çaktı.He drove a nail into the board.
Bir kibrit çaktı ve mumları yaktı.He struck a match and lit the candles.
Ne yaptığını çaktım.I see what you did there.
Tom John'a çaktırmadan yumruk atmaya çalıştı.Tom tried to sucker punch John.
Mary çaktırmadan evden dışarı çıktı.Mary snuck out of the house.
Tom arkadaşına bir beşlik çaktı.Tom high-fived his friend.
Kafamı çarptım, gözümde şimşekler çaktı.I hit my head and saw stars.
Tom Mary'ye yumruk çaktı.Tom gave Mary a fist-bump.
Tom ve Mary birbirine bir beşlik çaktı.Tom and Mary high-fived each other.
Tom kibriti çaktı ama yanmadı.Tom struck the match, but it didn't light.
Tom hemen çaktı.Tom was quick to catch on.
Ona bak, ama çok fazla çaktırma.Look at her but don't make it too obvious.
Tom bir kibrit çaktı ve piposunu yaktı.Tom struck a match and lit his pipe.
Tom piposunu yakmak için bir kibrit çaktı.Tom struck a match to light his pipe.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.He dammed the nine marshes and measured the nine mountains.
Oraya bizim çaktığımız tek bir çivi dahi yoktur." dedi.Not a single thing they do surprises us."
Ortasına da su kazıkları çaktım.Water plugs were driven into the middle part.
1964-68 arasında ise ünlü Rustaveli Tiyatrosu’nda sahneye çaktı.In 1984–1991, he was wotking at the Rustaveli Theatre.
Sınavdan çaktığınızdan mı bahsediyorsunuz?Oh. Are you speaking about the zero...
" İsa gibi meditasyon yap. Onu çarmıha çaktıklarında, o sevgiyi hissetti, acıyı değil" dedi"."Meditate like Christ, when He was nailed to the Cross, he felt love, no pain."
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Tell me what part of my brain is lighting up, because that excites me.
Yapamam, 3 kez ehliyet sınavından çaktımI can't. I failed three times.
O yüzden ben, "Çaktırmadan ilerle, tam arkamda." falanım.So I'm like, just keep walking, she's on my six.
Sen babama çaktırmadan bir şeyler yapamaz mısın?Can't you do something without Father finding out?
Evet, ben. Çaktım!I tapped that!
Çaktın mı?Get it?
'Bu fiyat süper, çok güzel kar ediyorum, ben çaktırmadan 10 birim daha fazla üretivereyim.'"I'm not going to produce 25, I'm going to produce 35 units."
Zihnimizde şimşekler çaktıThis blew our mind.
Ve sakin durarak, çaktırmamaya çalıştım.And I tried to act calm, not to give anything away.
Jamie kardeşine çaktı, o bir sürtük.Jamie banged his sister, she's a bitch.
Ç-çaktın mı?G-Get it?
Bir yığın ısı sondası çaktık.We punched a bunch of heat probes.
Sen de tanrının senin kafana bir şimşek çaktıracağını mı düşünüyorsun?So you think god will throw a lightning bolt to you also?
Savurup oklarını düşmanlarını dağıttı, Şimşek çaktırarak onları şaşkına çevirdi.He sent out arrows, and scattered them; lightning, and confused them.
Saulun silahlarını ilahlarının tapınağına koyup başını Dagon Tapınağına çaktılar.They put his armor in the house of their gods, and fastened his head in the house of Dagon.
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Do you know how God controls them, and causes the lightning of his cloud to shine?
Dolu yağdırdı yağmur yerine, Şimşekler çaktırdı ülkelerinde.He gave them hail for rain, with lightning in their land.
Şimşek çaktır, dağıt düşmanı, Savur oklarını, şaşkına çevir onları.Throw out lightning, and scatter them. Send out your arrows, and rout them.
Ve dağları, çiviler gibi çaktık.The mountains tent-pins?
Göz şimşek çaktığında,Yet when the eyes are dazzled,
Dağları da çaktı.And stabilized the mountains
Su kazıklarını geminin ortasına çaktı.Water plugs were driven into the middle part.
Şimşek çaktı.Es blitzte.
Şimşek çaktırma yeteneğine sahiptir ve Percy ile sık sık kavga eder.Er ist schnell erregbar und streitet sich oft mit Celcia.
Tam o sırada kapının üzerinde kırmızı bir şimşeğin çaktığını görür.Für gewöhnlich befindet sich über dem Eingang ein rotes Licht.
Oraya bizim çaktığımız tek bir çivi dahi yoktur." dedi.Il ne nous appartient pas, c’est plutôt nous qui lui appartenons ».
Her nerede isterlerse açık havada gök gürletiyorlar, şimşek çaktırıyorlar.Parfois, l'œil divin apparaît dans le ciel, entoure de nuées qu'il dissipe, il rayonne de lumière.
Saruman dokuz yoldaşı büyüleyerek dağa şimşek çaktırır, üstlerine çığ düşer.Se escondió en una caverna en las Montañas Nubladas la cual convirtió en su morada.
Tam o sırada kapının üzerinde kırmızı bir şimşeğin çaktığını görür.De un momento a otro vislumbraron un rayo de luz en el horizonte.
Şimşekler çaktırır.Sentir Las Luces.
Ardından şimşekler çaktı.Poi calano le luci.
Şimşek çaktı.Сверкает молния.
Oraya bizim çaktığımız tek bir çivi dahi yoktur." dedi.Нет судьбы, кроме той, что мы творим сами».
Ortasına da su kazıkları çaktım.В пробоину хлынула вода.
Ancak Big Bear B-Dup'a bir yumruk çaktı ve B-Dup'un her şeyinden bıktığını söyledi.No entanto, eventualmente Bear confronta B-Dup e decide parar com as drogas.
Her nerede isterlerse açık havada gök gürletiyorlar, şimşek çaktırıyorlar.Haveria o céu que vemos, onde os pássaros voam, onde os relâmpagos brilham e de onde a chuva cai .