Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Když jsem byla malá, měla jsem spoustu sbírek klacíků a kamínků a oblázků a mušliček.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Keď som bola malá, mala som niekoľko zbierok nálepiek, kameňov, okruhliakov a mušlí.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Ketika saya masih anak-anak, saya memiliki banyak kumpulan ranting, batuan, kerikil, dan kerang.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Khi còn nhỏ, tôi có hàng loạt bộ sưu tập que, đá, sỏi và vỏ sò.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.제가 어렸을때 저는 나무작대기, 돌, 자갈 그리고 조개껍질 같은 것을 모았었지요.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.När jag var liten så hade jag flera olika samlingar av pinnar och stenar och grus och snäckor.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Quand j"étais enfant, j'avais plusieurs collections de bâtons, de cailloux, de galets et de coquillages.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Quando eu era pequena, fazia muitas coleções de paus e pedras e seixos e conchas.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Toen ik een kind was, had ik vele verzamelingen van stokken, stenen, kiezelstenen en schelpen.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.W dzieciństwie z zapałem kolekcjonowałam patyki, kamienie małe i duże oraz muszelki.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Όταν ήμουν παιδί, είχα πολλές συλλογές από ξυλάκια και πέτρες και μάρμαρα και κοχύλια.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Когато бях дете, имах различни сбирки от пръчки и камъни, и камъчета, и черупки.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Когда я была маленькой, у меня были многочисленные коллекции палочек, камней, гальки и ракушек.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.Коли я була дитиною, то мала величезні колекції наклейок, камінців, ракушок.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.כשהייתי ילדה, היו לי אוספים רבים של מקלות ואבנים וחלוקי נחל וקונכיות.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.عندما كنت طفلا، كان عندي مجموعات مشكّلة مختلفة من عصي وأحجار وحصي وأصداف.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.小石や貝殻などを沢山集めていたものですが なぜか今の子はそういうことをしません
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Diga-me que parte do meu cérebro está iluminada, porque isso me excita.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Dites-moi quelle partie de mon cerveau s'illumine, parce que cela m'excite.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Mond meg, az agyadnak melyik része villan fel, mert ez izgalomba hoz.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Povedzme si, ktorá časť môjho mozgu sa rozsvieti, pretože ma to vzrušuje.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Řekněte mi, která část mého mozku se rozsvítí, protože to mě vzrušuje.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Sag mir welcher Teil meines Gehirns reagiert, weil mich das fasziniert.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Spune-mi ce parte a creierului meu se aprinde, deoarece acest lucru mă stimulează.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Vertel me welk gedeelte van mijn brein oplicht, want dat windt me op.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Πες μου ποιο μέρος του εγκεφάλου μου, φωτίζεται, επειδή με συναρπάζει.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Кажете ми точно коя област от мозъка ми "светва", защото това разпалва любопитството ми и ме вълнува.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Скажи мне, какая часть моего мозга освещается, так как это меня возбуждает.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,Dime qué parte de mi cerebro se está iluminando, porque eso me estimula.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,Katakan kepada ku bagian otakku yang mana yang menjadi lebih aktif ?
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,Powiedz mi, jaka część mojego mózgu się świeci
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,תגידו לי איזה חלק במוחי נדלק,
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,اخبرني اي جزء من دماغي يشتعل
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle,それは私を興奮させるのです
Bildiğimiz kadarı ile her çakra belirli bir renk ile rezonansa giriyor.Mint tudjuk, minden egyes csakra létrehoz egy színt, amit most tárgyaltunk.
Bildiğimiz kadarı ile her çakra belirli bir renk ile rezonansa giriyor.Wiemy już, że każda czakra reaguję na określony kolor.
Bildiğiniz gibi iki gece önce Kanada Edmonton yakında bir uydu çakıldıComo ya es de su conocimiento, un satélite se estrelló hace dos noches cerca de Edmonton en Canadá.
Bildiğiniz gibi iki gece önce Kanada Edmonton yakında bir uydu çakıldıJak uľ víte, předevčírem v noci spadl poblíľ Edmontonu v Kanadě satelit.
Bildiğiniz gibi iki gece önce Kanada Edmonton yakında bir uydu çakıldıそれは、合衆国とカナダの国境を越える前、モンタナ州上空で、
Bilgilerini insanlığa hizmet etmek için kullanmaya hazır olan Cakarta veya Seul'deki öğrenciler.Die Studenten in Jakarta oder Seoul, die ihr Wissen zu verwenden, um die Menschheit profitieren wollen.
Bilgilerini insanlığa hizmet etmek için kullanmaya hazır olan Cakarta veya Seul'deki öğrenciler.الطلاب في جاكرتا أو سيول الذين يتوقون لاستخدام معارفهم لخدمة البشرية
Bilgilerini insanlığa hizmet etmek için kullanmaya hazır olan Cakarta veya Seul'deki öğrenciler.プラハの広場やガーナの議会で 民主主義により 自らの大志を表明できる経験している人々
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.물 속 밑바닥에 있는 자갈을 보는 것과 비슷한 이치입니다.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.זה בעצם כמו להסתכל על חלוק נחל בקרקעית של נחל.
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.انه كالنظر لحصاة في قاع جدول
Bir akarsuyun dibindeki bir çakıl taşına bakmaya benziyor.見るようなものです 水底の小石を見ていると
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.A تضارب الإيطالية يدويّاً.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.È apparso un conflitto, per favore risolvilo manualmente.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.En konflikt er opstået. Løs den manuelt.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.En konflikt har uppstått. Lös den manuellt.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Er deed zich een conflict voor, los het handmatig op.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Es ist ein Konflikt aufgetreten, bitte lösen Sie diesen von Hand.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Ha aparecido un conflicto, resuélvalo manualmente.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Objavil sa konflikt, prosím vyriešte ho manuálne.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Ocorreu um conflito; por favor, resolva- o manualmente.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Ristiriita havaittu, ratkaise se käsin.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Un conflit est apparu, veuillez le résoudre manuellement.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Wystąpił konflikt, proszę go ręcznie rozwiązać.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Παρουσιάστηκε μια σύγκρουση · παρακαλώ επιλύστε την χειροκίνητα.
Bir çakışma oluştu, lütfen bu çakışmayı elle çözün.Виник конфлікт; будь ласка, вирішіть його вручну.