Ana içeriğe geç
Sözlük

çak ile cümle

çak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Der var en konflikt i den modtagne information.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.En konflikt uppstod i mottagen information.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Er zat een conflict in de ontvangen informatie.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Es gibt ein Problem mit den empfangenen Informationen.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Ha habido un conflicto en la información recibida.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Il y a eu un conflit dans l'information reçue.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Ocorreu um conflito na informação recebida.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Přijatá informace obsahovala konflikt.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Ütközés van a kapott adatokban.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.V prejetih podatkih je konflikt.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Wystąpił konflikt w otrzymanych informacjach.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.Υπήρξε μια σύγκρουση στις ληφθέντες πληροφορίες.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.В отриманій інформації виник конфлікт.
Alınan bilgide bir çakışma vardı.В полученной информации имеется конфликт.
Allah Allah. Kazandýđým zaman ilk önce senin evine gelip selam çakacađým ama.Αδερφέ μου ντροπή!
Allah Allah. Kazandýđým zaman ilk önce senin evine gelip selam çakacađým ama.Ама, братле, това е срамота.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Als je je geldzucht opzijzet en je goud weggooit,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Aruncă dar aurul în ţărînă, aruncă aurul din Ofir în prundul pîraielor!
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,A slož do prachu zlato a medzi skalie potokov zlato z Ofíra.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Buanglah emasmu yang paling murni; lemparlah ke dasar sungai yang tidak berair lagi
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,e deitares o teu tesouro no pó, e o ouro de Ofir entre as pedras dos ribeiros,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,In vrzi v prah drago kovino in med kamenčke v potoku ofirsko zlato:
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Ja kasta din gyllene skatt i stoftet och Ofirs-guldet ibland bäckens stenar,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Jette l`or dans la poussière, L`or d`Ophir parmi les cailloux des torrents;
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Kast ditt gull i støvet og ditt Ofir-gull blandt bekkenes stener!
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,kaster du Guldet på Jorden, Ofirguldet blandt Bækkenes Sten,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,네 보배를 진토에 버리고 오빌의 금을 강 가의 돌에 버리라
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Ném bửu vật mình vào bụi đất , Và quăng vàng Ô phia giữa các hòn đá của khe ,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Ném bửu vật mình vào bụi đất, Và quăng vàng Ô phia giữa các hòn đá của khe,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,se stimerai come polvere l'oro e come ciottoli dei fiumi l'oro di Ofir
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Tedy nakladeš na zemi zlata, a místo kamení potočního zlata z Ofir.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Tedy nakładziesz po ziemi wybornego złota; a złota z Ofir, jako kamienia z potoku.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,und wirf in den Staub dein Gold und zu den Steinen der Bäche das Ophirgold,
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Vesd a porba a nemes érczet, és a patakok kavicsába az ofiri aranyat:
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,viskaat kulta-aarteesi tomuun ja Oofirin kullan joen kivien joukkoon.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,y pones sobre el polvo el oro, el oro de Ofir, como si fuera piedras del arroyo
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Και θελεις επισωρευσει το χρυσιον ως χωμα και το χρυσιον του Οφειρ ως τας πετρας των χειμαρρων.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,и будешь вменять в прах блестящий металл, и в камни потоков – золото Офирское.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Хвърли* злото си в пръстта, И офирското злато между камъните на потоците;
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,ושית על עפר בצר ובצור נחלים אופיר׃
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,والقيت التبر على التراب وذهب اوفير بين حصا الاودية.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,要 將 你 的 珍 寶 丟 在 塵 土 裡 、 將 俄 斐 的 黃 金 丟 在 溪 河 石 頭 之 間
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,要 將 你 的 珍寶丟 在 塵土裡 、 將俄斐 的 黃金 丟 在 溪河 石 頭之間
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Aber gerade als ich an das Ende meiner Wasservorräte gelangte trafen unsere Kurse zum Glück zusammen.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Ale, kiedy już mi się kończyły zapasy wody, na szczęście, nasze kursy były zbieżne.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.De ahogyan kezdett elfogyni a víztartalékom szerencsére útjaink egymás felé tartottak.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Jak jsem se začala dostávat na dno svých zásob vody, naše trasy se naštěstí protly.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.제 물이 바닥날 때쯤 운좋게도 우리의 경로가 만났습니다
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Maar, terwijl ik aan het eind van mijn waterreserves was, naderden onze koersen gelukkig.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Mais, juste quand j'arrivais à la fin de ma réserve en eau potable, heureusement, nos caps convergeaient.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Nhưng, khi lượng nước dự trữ của tôi gần cạn, May thay, chúng tôi đã gặp nhau.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Pero, se acababan mis reservas de agua por suerte, nuestros cursos convergían
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Saat persediaan air saya sudah hampir habis, untungnya, rute kami sama.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Αλλά ευτυχώς, καθώς τελείωναν τα αποθέματα του νερού μου, οι ρότες μας συνέκλιναν.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Водните ми запаси бяха на привършване, но за щастие нашите маршрути се срещнаха.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.Итак, у меня заканчивались запасы воды, но к счастью, наши маршруты пересеклись.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.אבל כשאני עמדתי לסיים את רזרבות המים שלי, למזלי, המסלולים שלנו התכנסו.
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.و لكن حينما أقتربت من إستهلاك مخزون المياه لحسن الحظ , تقاطعت طرقنا
Ama ben su stoğumun sonlarına yaklaşırken, neyse ki rotalarımız çakışıyordu.ちょうど航路が交差していました 向こうは食料 私は水が足りなくなってきていたので
Ancak, çakal da kuşun ardından uçuruma koşar.Ale vec je taká, že kojot vybehne mimo útesu hneď za ním.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod