2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.2003: kezdetét veszi a dárfúri konfliktus a szudáni-csádi határon.
Müslümanlar için dupatta çadur ve burkaya göre daha az zorlayıcı bir alternatiftir.Egy muzulmán nő számára a dupatta egy kevésbé fontos tartozék a csador vagy burqua mellé.
2006 - Çad'ın doğusunda 150'den fazla Çad askeri, isyancılar tarafından öldürüldü.2007 – A csádi hadsereg a csádi fegyveres felkelők százait gyilkolja meg Csád keleti határa mentén.
Logon ya da Logone Nehri, Çad'da bulunan Chari Nehri'nin en büyük koludur.A Logon vagy Logone a Chari folyó fő mellékfolyója.
Şekillerine göre çadırlar üç şekilde gruplanır.Grafikái három dimenzióba emelik a síkidomokat.
İl nüfusunun yarısı Çadaana yerleşimindedir.A legelőterület fele a községé volt.
1952), Çad Cumhurbaşkanı ve Yurtsever Kurtuluş Hareketi'nin başıdır.1952 Fada) on Tšadin presidentti ja Kansallisen pelastusliikkeen johtaja.
Çad Cumhuriyeti 161.Tšadin tasavalta 161.
Ati, Çad'ın Batha Bölgesi'nin yönetim merkezi olan şehir.Ati on kaupunki Tšadissa Bathan hallinnollisella alueella, jonka pääkaupunki se on.
Nehir, Çad Gölü'nü besleyen kaynakların toplamda %90'ını oluşturur.Joki muodostaa noin 92 % Tšadjärven saamasta vesimäärästä.
Çad bayrağında kullanılan mavi ton, Romanya bayrağında kullanılan maviye göre biraz daha koyu bir tondadır.Tšadin lippu muistuttaa suuresti Romanian lippua, mutta sininen raita on Romanian lipussa hiukan vaaleampi.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Kun Kate on teltassa, Hurley paljastaa Jackille, että oli nähnyt aiemmin Katen hallussa aseen.
Çünkü yurt aynı zamanda çadır demektir.Rakennus toimii samalla myös majakkana.
Wadi Fira Bölgesi, Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Wadi Fira on yksi Tšadin 22 hallinnollisesta alueesta.
Mayo-Kebbi Ouest Bölgesi, Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Mayo-Kebbi Ouest on yksi Tšadin 22 hallinnollisesta alueesta.
Hadjer-Lamis Bölgesi, Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Hadjer-Lamis on yksi Tšadin 22 hallinnollisesta alueesta.
Çadırın özel bir iç bölümü vardır.Nahkiaisen majakasta on erillinen artikkeli.
Birkaç ok da çadıra saplandı."Jopa kansitaide osui nappiin.
Çad'ın başkenti N'Djamena'da bu nehrin Chari ile birleştiği noktada kurulmuştur.Lähellä joen suuta sijaitsee Tšadin pääkaupunki N’Djamena.
Nehir, Çad Gölü'nü besleyen kaynakların toplamda %90'ını oluşturur.Ο ποταμός παρέχει το 90% του νερού που ρέει στη Λίμνη Τσαντ.
1960 - Çad bağımsızlığını ilan etti.1960 - Το Τσαντ κηρύσσει την ανεξαρτησία του.
Çad Cumhuriyeti 161.Δημοκρατία του Τσαντ 161.
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Η Γκιζέλντα έχει περιπλανηθεί μακριά από το στρατόπεδο του πατέρα της.
Çad Gölü çevresinde ise toprak siyah renkli olup, ekime müsait değildir.Ο Τσικ ανήκει στη λεκάνη απορροής της Μαύρης Θάλασσας και δεν είναι πλωτός.
Çadırlarda kapı "güneşin doğduğu yöne saygı" nedeniyle doğuya açılırdı.Έχτισαν τα σπίτια τους στραμμένα προς την ανατολή για να βλέπουν τον ήλιο που ανατέλλει =(Λυκόφως,Λυκαυγή).
Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.Οι ατμομηχανές και τα βασικά μηχανήματα μπορούσαν να διασωθούν.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlade teltet og de hører et pistolskud.
1960 - Çad bağımsızlığını ilan etti.1960 - Tchad erklærer sin uafhængighed.
Kate polisle çadırdayken Hurley Jack'e Kate'te silah olduğunu söyler.Da hun er i teltet fortæller Hurley Jack at Kate har en pistol.
Çad'da çatışmaBorgerkrigen i Tchad.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys tager Drogo i hendes telt og sender bud efter Mirri Maz Duur (Mia Soteriou) for at hjælpe ham.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 boede over 200.000 i lejre bestående af telte og forhåndsproducerede hytter byggede af regeringen.
Bölge Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile çevrilidir.Regionen grænser op mod Libyen, Tchad og Den Centralafrikanske Republik.
Çad Cumhuriyeti 161.Republik af Tchad 161.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer går ud af teltet og siger, at han gjorde hvad der måtte gøres.
Chari-Baguirmi Bölgesi, Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Chari-Baguirmi er en af de 22 regioner i Tchad.
Kalmak için otele giriş yapabilir, çadır ya da eskimo evi kiralayabilirsiniz.For at få adgang til hotellet skal man enten have lejet et værelse eller have en middagsaftale.
Mayo-Kebbi Est Bölgesi, Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Mayo-Kebbi Est er en af de 22 regioner i Tchad.
Oktoberfest'te olduğu gibi bira çadırları bu fuarda da kurulmaktadır.Som så mange andre klostre på den tid, bryggede det her også øl.
Oyuncuları, Çad-Sudan sınırındaki mülteci kamplarında yaşamaktadırlar.De fordrevne lever primært i flygtningelejre i nabolandet Tchad.
Çad'lı isyancıların Sudanhükümetinden silah yardımı aldığı açıktı.Tchad hævdede, at begge oprørsgrupper var støttet af regeringen i Sudan.
Logone Occidental Bölgesi (Fr:Batı Logone), Çad'ın 22 bölgesinden birisidir.Logone Occidental er en af de 22 regioner i Tchad.
Koumra, Güney Çad'da bir şehir.Kélo er en by i det sydvestlige Tchad.
2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.I 2003 begyndte Tchad at modtage flygtninge fra Darfur-regionen i vestlige Sudan.
Jack, Kate'in çadırdan çıktığını görür ve silah sesi duyulur.Jack ser Kate forlate teltet, og hører pistolen bli avfyrt.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 bodde over 200 000 i leire med telt og forhåndsproduserte hytter bygget av regjeringen.
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.Han fikk ansvaret for å vokte Alexios telt ved Pentegostis tidlig i 1094.
Çad'da çatışmaSlaget ved Kadesh.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odyssevs drepte deretter fangen og skjulte gullet i Palamedes' telt.
Müslümanlar için dupatta çadur ve burkaya göre daha az zorlayıcı bir alternatiftir.For muslimske kvinner er dette et enklere alternativ til hijab enn tsjador eller burka.
Evsizler geçici olarak Golden Gate Parkı'na, sahile ve birçok yere geçici çadırlar kurmuşlardır.Flyktninger satte opp midlertidige teltleirer i Golden Gate Park, Presidio, strender og andre steder.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Jakob ble en rolig mann som holdt seg ved teltene.
Sawyer çadırdan çıkarak yapılması gerekeni yaptığını söyler.Sawyer kommer ut fra teltet, og sier han gjorde det som måtte gjøres.
1960 - Çad bağımsızlığını ilan etti.1960 – Tsjad erklærer seg selvstendig.
Kamp etkinliklerinde, doğal olarak çadırlar hızlıca sökülüp paketlenirler.Med Bråtveit som trener rykket Vidar klart opp.
Ülke armasında kullanılan renkler, aynı zamanda Çad bayrağının da renklerini oluşturmaktadır.Fargene i skjoldet bygger på de felles pan-arabiske fargene som også er i Palestinas flagg.
Çad'lı isyancıların Sudanhükümetinden silah yardımı aldığı açıktı.Tsjad hevdet at begge opprørsgruppene var støttet av regjeringen i Sudan.
2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.I 2003 begynte Tsjad å motta flyktninger fra Darfur-regionen i vestlige Sudan.
Nehir, Çad Gölü'nü besleyen kaynakların toplamda %90'ını oluşturur.Sungai ini menyediakan 90% air yang mengalir ke Danau Chad.
Fatih!in çadırı oraya kurulur.Di Ranu Kumbolo dapat didirikan tenda.