Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Ðể bàn thờ bằng vàng trước bức màn trong hội mạc;
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Ðể bàn_thờ bằng vàng trước bức màn trong hội mạc ;
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Derpå stillede han Guldalteret op i Åbenbaringsteltet foran Forhænget,
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Het gouden altaar zette hij in de tabernakel naast het gordijn
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Il plaça l`autel d`or dans la tente d`assignation, devant le voile;
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.In postavil je zlati oltar v shodni šator pred pregrinjalo
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Ja hän asetti kultaisen alttarin ilmestysmajaan esiripun eteen
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.그가 또 금 향단을 회막 안 장 앞에 두고
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Luego colocó el altar de oro en el tabernáculo de reunión, delante del velo
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Mezbah emas ditempatkannya di dalam Kemah, di depan kain
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Och han ställde det gyllene altaret in i uppenbarelsetältet, framför förlåten,
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Pôs o altar de ouro na tenda da revelação diante do véu,
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Postavil také oltář zlatý v stánku úmluvy před oponou,
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Postawił i ołtarz złoty w namiocie zgromadzenia przed zasłoną.
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Så satte han det gullklædde alter i sammenkomstens telt foran forhenget
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.und setzte den goldenen Altar hinein vor den Vorhang
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.Και εθεσε το χρυσουν θυσιαστηριον εν τη σκηνη του μαρτυριου απεναντι του καταπετασματος,
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.И положи златния олтар в шатъра за срещане пред завесата;
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.И поставил золотой жертвенник в скинии собрания пред завесою
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.וישם את מזבח הזהב באהל מועד לפני הפרכת׃
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.ووضع مذبح الذهب في خيمة الاجتماع قدام الحجاب.
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.把 金 壇 安 在 會 幕 內 的 幔 子 前
Altın sunağı Buluşma Çadırına, perdenin önüne koydu.把 金壇安 在 會幕內 的 幔子 前
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.Ale ja som Hospodin, tvoj Bôh, od čias Egyptskej zeme; ešte dám, aby si býval v stánoch ako za dní slávnosti.
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.Efraim siger: "Jeg vandt dog Rigdom og Gods!" Al hans Vinding soner ej Brøden, han øved.
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.내가 애굽 땅에서 나옴으로부터 나는 네 하나님 여호와니라 내가 너로 다시 장막에 거하게 하기를 명절일에 하던 것 같게 하리라
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.Zginienie twoje z ciebie, o Izraelu! ale ze mnie wspomożenie twoje.
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.А Я, Господь Бог твой от самой земли Египетской, опять поселю тебя в кущах, как во дни праздника.
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.ואנכי יהוה אלהיך מארץ מצרים עד אושיבך באהלים כימי מועד׃
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.وانا الرب الهك من ارض مصر حتى اسكنك الخيام كايام الموسم.
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.自 從 你 出 埃 及 地 以 來 、 我 就 是 耶 和 華 你 的 神 、 我 必 使 你 再 住 帳 棚 、 如 在 大 會 的 日 子 一 樣
‹‹Ama seni Mısırdan çıkaran Tanrın RAB benim. Bayram günlerindeki gibi, Seni yine çadırlarda oturtacağım.自 從 你 出 埃及 地 以來 、 我 就是 耶和華 你 的 神 、 我 必 使 你 再 住 帳棚 、 如 在 大會 的 日子 一 樣
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.(18:5) По всей земле проходит звук их, и до пределов вселенной словаих. Он поставил в них жилище солнцу,
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Der er ei tale, der er ei ord, ei høres deres* røst. / {* himlenes.}
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.det är ej ett tal eller språk vars ljud icke höres.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Het is duidelijk dat dat geen echte woorden zijn; het is immers niet te horen.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.그 소리가 온 땅에 통하고 그 말씀이 세계 끝까지 이르도다 하나님이 해를 위하여 하늘에 장막을 베푸셨도다
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.m [olyan] szó, sem [olyan] beszéd, a melynek hangja nem hallható:
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.når Himlens Røst over Jorden vide, dens Tale til Jorderigs Ende. På Himlen rejste han Solen et Telt;
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Neníť řeči ani slov, kdež by nemohl slyšán býti hlas jejich.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Niemasz języka ani mowy, gdzieby głosu ich słychać nie było.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Nieto reči ani nieto slov, aby nebolo čuť ich hlasu.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Non è linguaggio e non sono parole, di cui non si oda il suono
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.Se ei ole puhetta, se ei ole kieltä, jonka ääni ei kuuluisi.
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.בכל הארץ יצא קום ובקצה תבל מליהם לשמש שם אהל בהם׃
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.في كل الارض خرج منطقهم والى اقصى المسكونة كلماتهم. جعل للشمس مسكنا فيها
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.他 的 量 帶 通 遍 天 下 、 它 的 言 語 傳 到 地 極 。 神 在 其 間 為 太 陽 安 設 帳 幕
Ama sesleri yeryüzünü dolaşır, Sözleri dünyanın dört bucağına ulaşır. Güneş için göklerde çadır kurdu Tanrı.他 的 量帶通 遍 天下 、 它 的 言語傳 到 地極 。 神 在 其 間為 太 陽安 設帳幕
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaDu älskar ont mer än gott, lögn mer än att tala vad rätt är. Sela.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaDu elsker ondt istedenfor godt, løgn istedenfor å tale hvad rett er. Sela.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSela그런즉 하나님이 영영히 너를 멸하심이여 너를 취하여 네 장막에서 뽑아내며 생존하는 땅에서 네 뿌리를 빼시리로다(셀라)
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaMiluješ zlé více než dobré, raději lež mluvíš než spravedlnost. Sélah.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaSinä rakastat pahaa etkä hyvää, sinä puhut valhetta etkä totta. Sela.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaSzereted a gonoszt inkább, hogy nem a jót, és a hazugságot inkább, mint igazságot szólni. Szela.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaTu preferisci il male al bene, la menzogna al parlare sincero
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaU geeft de voorkeur aan het kwaad boven het goede. U liegt liever dan dat u de waarheid spreekt.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaUmiłowałeś złe, bardziej niż dobre; kłamstwo raczej mówisz, niż sprawiedliwość. Sela.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaViacej miluješ zlé ako dobré; radšej hovoríš lož ako to, čo je spravedlivé. Sélah.
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaגם אל יתצך לנצח יחתך ויסחך מאהל ושרשך מארץ חיים סלה׃
Ama Tanrı seni sonsuza dek yıkacak, Seni kapıp çadırından fırlatacak, Yaşam diyarından kökünü sökecek. _iSelaايضا يهدمك الله الى الابد. يخطفك ويقلعك من مسكنك ويستاصلك من ارض الاحياء. سلاه.