Ana içeriğe geç
Sözlük

çağırmış ile cümle

çağırmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Görev onu çağırmıştı, o ayrıldı.Duty had called him, and he left.
Tom beni niye çağırmış, bilmiyorum.I don't know why Tom called me.
Beni çağırmışsınız, müdürüm?You wanted me, sir?
Eubie Blake, onu ''Müziğin Martin Luther King'i'' olarak çağırmıştır.Eubie Blake called him the "Martin Luther King of music".
Dear Jack'ın performansından sonra, Carlo Conti oyuncu Alessandro Siani'yi çağırmıştır.After Dear Jack's performance, actor Alessandro Siani was introduced by Carlo Conti.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.One day, when he was dying, he called his sons and asked them to bring arrows.
Williamson polis çağırmıştır.Williamson has called in a police detective.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.In 1967 Rodong Sinmun praised her as the "mother of all".
Dört ay içerisinde, Fransa teknik direktörü Aimé Jacquet Henry'yi Fransa millî takımına çağırmıştır.Within four months, France head coach Aimé Jacquet called Henry up to the senior team.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.It was believed to be the offspring of a demon called a Shiqq (الشق) and a human being.
Xander, ambulans çağırmıştır ve Buffy hastaneye kaldırılıyordur.Irene calls an ambulance and Sean is taken to hospital.
Johnny pencereden diğer çocukları çağırmış.Johnny was back at the window calling guys up.
Siyam Kralı'nı yemeğe çağırmış.He invited over to dinner the king of Siam.
Tanıdığımız tüm sosyal yatırımcıları çağırmıştık.And we called all of the social investors we know.
Biri çağırmış olmalı.Someone must have.
Hastaneye gidememiş... ...bir doktor çağırmış olabilirdin.You couldn't go to the hospital And called a doctor.
Ev sahipleri onu nezaketen çağırmışlar,The hosts have just thrown us together for a favor
Ha onları çağırmışsınız, ha susmuşsunuz, sizin için birdir.It is all the same if you call them or hold your tongue.
Onları doğru yola çağırmış olsanız işitmezler.When you call upon them for guidance, they do not hear.
Onları ha çağırmışsınız, ha çağırmayıp susmuşsunuz, hiç fark etmez.It is all the same if you call them or hold your tongue.
Onları ha çağırmışsınız, ha sessiz kalmışsınız, sizin için birdir.It is all the same if you call them or hold your tongue.
Daha önce Nuh da bizi çağırmıştı.Remember Noah when he called to Us before this.
Şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı (babalarının izinde gidecekler)?What? Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?What? Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?Even though Satan were calling them to the chastisement of the burning?
Çağırmışlardır onları; fakat kendilerine cevap vermemişlerdir.They will call on them, but they will not answer them.
Her iki seçimde de Belgrad Kosovalı Sırpları oylamayı boykot etmeye çağırmıştı.In both cases, Belgrade urged Kosovo Serbs to boycott the votes.
İmereti Kralı Bagrat, diğer Gürcü hanedanları yardım etmeleri için çağırmıştır.Bagrat called upon the neighboring Georgian potentates to come to aid.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Er soll Dämonen austreiben und Dakinis (Himmelswandlerinnen) herbeirufen.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.En 1967, Rodong Sinmun en fait l'éloge comme la « mère de tous ».
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Si Don Juan n'est plus lui-même, cette honte est trop grande.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.En 1967, Rodong Sinmun, la elogió como la "Madre de Todos".
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.Un día, cuando sintió que su muerte estaba próxima, llamó a sus hijos y les pidió que trajeran flechas.
Williamson polis çağırmıştır.El hombre llamó a la policía.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Quindi Don Giovanni si siede a mangiare.
Ek olarak Xander, Buffy için yakışıklı bir arkadaşını da çağırmıştır.Го Цзя тоже был рад, что нашёл достойного господина.
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Вы, а потом вы, призывайте всех демонов (обоготворенных покойников или же сельские божества).
Williamson polis çağırmıştır.Wilton é ouvido pela polícia.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Ele estava bem quando o visitei outro dia.
O, Nasuh Paşa'yı yanına çağırmış; ona bu mektubu kimin yazdığını sormuştur.Este pergunta à Marechala se ela recebeu a carta.
Eubie Blake, onu ''Müziğin Martin Luther King'i'' olarak çağırmıştır.Door Eubie Blake werd hij de "Martin Luther King van de muziek" genoemd.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Daags daarna ploegde hij het veld om.
Xander, ambulans çağırmıştır ve Buffy hastaneye kaldırılıyordur.Ze bellen een ambulance en Henk wordt naar het ziekenhuis gebracht.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Do obozu dotarł on dzień później.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Don Juan zastanawia się nad sobą.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.En dag, när han kände döden komma närmare, kallade han på sina söner och bad dem att ta med sig pilar.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Дон Жуан спритно відбивається від нього.
Williamson polis çağırmıştır.Стівен викликає поліцію.
Papa John Paul II konseri boykota çağırmış, Madonna'nın İtalya konserlerinin iptal edilmesini istemiştir.Papa Ioan Paul al II-lea i-a somat pe italieni să nu asiste la concertele Madonnei.
Williamson polis çağırmıştır.Tällöin Wills soitti poliisille.
Ünlü bir yapımcı olan Russell onu beğenmiş ve evine görüşmeye çağırmıştır.Virta oli aidosti ylpeä kodistaan ja esitteli sitä mielellään tuttavilleen.
Ve onu bir gün sonra aynı kampa çağırmıştır.Το ίδιο πρόσωπο τους τηλεφώνησε την ίδια μέρα.
Dört ay içerisinde, Fransa teknik direktörü Aimé Jacquet Henry'yi Fransa millî takımına çağırmıştır.Blot fire måneder senere indkaldte den franske træner Aimé Jacquet Henry til seniorlandsholdet.
Williamson polis çağırmıştır.Keld ringer til politiet.
Bölgenin hükümdarı ustayı çağırmış, olup bitenleri sormuş.Kongen svarede med at anmode ham om at forblive stående, hvad også skete.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.En Don Juan afsløres af sine formodede ofre.
Williamson polis çağırmıştır.Andersen arbeidet i politiet.
1967 yılında Rodong Sinmun kendisini herkesin annesi şeklinde çağırmıştı.Pada 1967, Rodong Sinmun memujinya sebagai "ibu semua orang".
Bunun üzerine Tupã, Xandoré’yi, insanlardan nefret eden şeytanı çağırmış.Ta'awudz adalah doa yang dibaca setelah takbiratul ihram yang isinya adalah meminta perlindungan dari setan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod