Çince konuşabilirim ama onu yazamam.I can speak Chinese, but I can't write it.
Purim için bir hediye olarak bir çıngırak aldım.I received a rattle as a gift for Purim.
Ben hâlâ Tom'un bir cinsiyetçi olduğunu düşünüyorum.I still think Tom is a sexist.
Çin çok hızlı gelişti.China developed very quickly.
Çince, dört tonu olan bir dildir.Chinese is a language that has four tones.
Dört yüz on altı tane Çinli olimpik sporcu Rio'dadır.Four hundred and sixteen Chinese Olympic athletes are in Rio.
Çinlilere göre beş element, metal, toprak, ateş, su ve odundur.According to the Chinese, the five elements are metal, earth, fire, water and wood.
Erkekler cinsel partnerlerinin sayısını abartma eğilimindedir.Men tend to exaggerate their number of sexual partners.
Çin dünyanın ilk kuantum uydusunu fırlattı.China has launched the world's first quantum satellite.
Çinli dalgıç Chen Aisen son dalışında mükemmel bir puan kazandı.Chinese diver Chen Aisen earned a perfect score on his last dive.
Bu ülkede cinsiyet eşitliği vardır.There is gender equality in this country.
Cinler bu ormanda yaşıyor.Gnomes live in this forest.
Cinlerin doğayla güçlü bir bağlantısı vardır.Elves have a strong connection to nature.
Cinayet silahı asla bulunmadı.The murder weapon was never found.
Bu şirket Çin'de bir fabrika inşa ediyor.This company is building a factory in China.
Alaaddin, sihirli lambayı ovuşturduğu zaman bir cin çıktı.A genie appeared when Aladdin rubbed the magic lamp.
Sunumda konuşmacı daha çok cinsiyet eşitsizliğinden bahsetti.During the presentation the speaker talked mainly about gender inequality.
Çince on büyük lehçe grubuna ayrılır.Chinese is divided into ten major dialect groups.
O bir öğrencidir, O, degli Studi di Parma üniversitesinde Çince okuyor.He is a student, he studies Chinese at the Università degli Studi di Parma.
Neredeyse tanıdığım her kadın cinsel tacizin bir örneğini yaşadı.Nearly every woman I know has experienced some instance of sexual harassment.
Çince tek heceli bir dildir.Chinese is a monosyllabic language.
Tom, Çinli gibi görünüyor.Tom looks Chinese.
Tom, Çinliye benziyor.Tom looks Chinese.
Çinli çocuklar soslu pirinci seviyor.Chinese children love rice with sauce.
Bu bir cinayet sahnesi.This is a crime scene.
Bu ürün Çin'de yapıldı.This product was made in China.
Bu ürün Çin'de üretilmiştir.This product was made in China.
Çin malı.Made in China.
Babasının Amerika'da yazdığı Çince kitabı okumaktan hoşlanır.He likes to read the Chinese book his father wrote in America.
O da Çince öğreniyor.She studies Chinese too.
Çince sınavını geçsen de geçmesen de bira içmeye bara gidelim.Whether you pass the Chinese exam or not, let's go to the bar to drink beer.
Babasının Amerika'da yazdığı Çince kitabı okumayı seviyor.He likes reading the Chinese book his father wrote in America.
Ben Çin yemeğini severim.I like Chinese food.
Çin hükümeti paranın ikinci dilimini ödedi.The Chinese government disbursed the second tranche of the money.
Tom Çin yemeklerini sever mi?Does Tom like Chinese food?
Cinler kalenin altında bir tünel kazdı.The kobolds dug a tunnel under the castle.
Tom, Mary'nin cinayetiyle suçlandı.Tom has been charged with Mary's murder.
Çince konuşabileceğim herhangi birini tanımıyorum.I don't know anyone I could speak Chinese with.
Bu bir cinayet olabilir mi?Could it have been a murder?
Mary cinayet suçlamalarından sonra tutuklanmıştı.Mary was arrested following charges of murder.
Parlak kırmızı, Çin kültürünün göstergelerinden biridir.Vermilion is one the signifiers of Chinese culture.
Ejderha, Çin'in kültürel amblemlerinden biridir.The dragon is one of the cultural emblems of China.
Bu televizyon Çin'de imal edilmiştir.This TV was made in China.
Çin'de hâlâ bir arkadaşım var.I still have one friend in China.
Japonya'da ve Çin'de büyüdü.She grew up in Japan and China.
Cinayete başka kimse karışmadı.Nobody else was involved in the murder.
Az önce cinayet silahını bulduk.We just found the murder weapon.
Tayland ya da Çin yemekleri yiyebiliriz.We can eat Thai or Chinese food.
Tom'un cinayeti çözülmemiş kaldı.Tom's murder has remained unsolved.
Cinayet nedeniyle tutuklusun.You're under arrest for murder.
Tom'un ölümü bir cinayet olarak hükme bağlandı.Tom's death was ruled a homicide.
Tom aynı cinsiyettekilerin evliliğine karşıdır.Tom is against same-sex marriage.
Ona cinayet diyorlar.They're calling it a homicide.
Tom cinayete kurban gitti mi?Did Tom get away with murder?
Tom cinayetten hüküm giydi.Tom was convicted of murder.
Tom cinayetten yargılanıyor.Tom is on trial for murder.
Tom Çince okuyor.Tom reads Chinese.
Cin ve tonik yapmak için neye ihtiyacın var?What do you need to make gin and tonic?
Cin tonik yapmak için neye ihtiyacın var?What do you need to make gin and tonic?
Güney Çin dili öğreniyorum.I'm learning Cantonese.