Kate genellikle TV ekranında çıkan yeni bir şarkıcı için çıldırıyor.Kate is crazy about a new singer who often appears on TV.
Sanırım çıldırıyorum.I think I'm going crazy.
Tom çıldırıyor.Tom is getting frantic.
Çıldırıyor gibi hissediyorum.I feel like I'm going mad.
Bu odadaki sigara kokusundan çıldırıyorum.I'm going crazy from the cigarette stench in this room.
Kesinlikle çıldırıyorum.I'm definitely going crazy.
Tom çıldırıyor mu?Is Tom going mad?
Herkese göre ben çıldırıyorum.I am getting crazy according to everyone.
Ve buradaki problem insanlar çıldırıyor.And the problem with that is that people freak out.
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?It's so chaotic outside, but you were tranquilly sleeping in here?
Gerçekten çıldırıyorlar.They're really mad.
Yetimhanedeki çocuklar çıldırıyordu.The orphanage was flipped upside down.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.And then, you know, he got even more mad, and he wrote -- like, started swearing and so on.
Senin için çıldırıyorum!I am crazy about you!
Ben bu adam için çıldırıyorum!I'm crazy about that guy!
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet. Monika...We're crazy about each other, aren't we?
'Benzetilmek için mi yaptınız?' dendiğinde çıldırıyorum.А я ответил: «Чтобы казаться сумасшедшим».
O bu olayı tebessümle anlatarak, "beni çıldırıyor sanmışlardı" der.Toen hij hier verontrustende reacties op kreeg zei hij dat hij "dacht dat het grappig was".
O bu olayı tebessümle anlatarak, "beni çıldırıyor sanmışlardı" der.Ön azt mondja, a rögeszmém, hogy őrült vagyok.
Sanırım çıldırıyorum.Manau, kad einu iš proto.
3 kişi çıldırıyorsa %46"ya düşer... ...ve öfke arttıkça şans azalmaya devam eder.la 46% într-o echipă cu 3 jucători furioși... Și de-aici lucrurile se înrăutățesc din ce în ce mai mult.
3 kişi çıldırıyorsa %46"ya düşer... ...ve öfke arttıkça şans azalmaya devam eder.Если таких игроков трое, шанс снижается до 46%. Если их больше, то шансы еще ниже.
Ben bu adam için çıldırıyorum!Eu sou louco pelo tipo!
Ben bu adam için çıldırıyorum!Ich bin verrückt nach dem Mann.
Ben bu adam için çıldırıyorum!Je suis dingue de ce mec!
Ben bu adam için çıldırıyorum!Sono pazzo di quel ragazzo!
Ben bu adam için çıldırıyorum!Είμαι τρελός γι'αυτόν τον τύπο!
Ben bu adam için çıldırıyorum!Я без ума от него.
Ben bu adam için çıldırıyorum!それにね
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet. Monika...Jsme do sebe blázni, že jo?
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet. Monika...Szalejemy za sobą, nieprawdaż?
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet.Nos tenemos que querer mucho.
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet.Siamo pazzi l'uno per l'altro, vero?
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi? -Evet.Συμπαθούμε ο ένας τον άλλον, έτσι δεν είναι;
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi?Vi måste nog tycka väldigt mycket om varann.
-Birbirimiz için çıldırıyoruz değil mi?Wir müssen uns sehr gern haben, meinst du nicht?
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Con lo que se enfadó aún más, y escribió -- empezó a poner insultos y demás.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Dan kemudian dia semakin marah, dan menulis -- kata-kata sumpah serapah.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.E lui si e' arrabbiato ancora di piu', e ha scritto, come se stesse bestemmiando.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.I to jeszcze bardziej go rozzłościło. Zaczął używać przekleństw.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.그래서, 예상하시겠지만, 그는 더더욱 화가 나버린 겁니다. 그래서 그는 블로그에 욕과 악성 글들을 쓰기 시작했습니다.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Le blogueur s'énervait encore plus dans ses textes il commençait à jurer, etc.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Și apoi, vă daţi seama, el a devenit și mai supărat, și a scris -- păi, a început să înjure și tot așa.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Und das machte ihn noch wütender, und er schrieb Sachen wie -- er fing an zu fluchen und so.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Và tiếp đó thì cậu ấy lại càng điên tiết hơn, và viết tiếp, còn bắt đầu chửi thề nữa.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Vervolgens werd hij nog kwader en hij schreef -- hij begon scheldnamen te gebruiken en zo.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.Тогава той полудя съвсем и написа... започна да псува и т.н.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.ואז הוא התעצבן אפילו יותר, והוא כתב - הוא התחיל לקלל וכולי.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.وبعد ذلك، تعرفون، أصبح أكثر غضباً، وكتب --مثل، بدأ بالقسم وأشياء من هذا.
Bunun üzerine tabi ki arkadaş çıldırıyor ve güncesinde küfür dolu yazılar yazmaya başlıyor.悪態をつき始めました すると関連ワードは「最低なやつ」
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?C'est le chaos dehors, mais vous dormiez tranquillement ici ?
Dışarıdakiler çıldırıyor. Bütün bu kargaşanın içinde uyudun mu yani?Tiszta káosz odakint minden, maga meg itt békésen alszik?
Dışarıdakiler çıldırıyor.Έχουν τρελαθεί εκεί έξω.
Dışarıdakiler çıldırıyor.سيجنون بالخارج
Gerçekten çıldırıyorlar.De er virkelig sure.
Gerçekten çıldırıyorlar.De őrjöngenek.
Gerçekten çıldırıyorlar.Ficam mesmo chateados! (Risos)
Gerçekten çıldırıyorlar.Ils sont vraiment furieux.
Gerçekten çıldırıyorlar.그러나 그들은 정말 화가 났습니다.
Gerçekten çıldırıyorlar.Ma sono arrabbiatissime.