çıkart ile cümle

çıkart kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ayakkabılarınızı çıkartın.Take off your shoes.
Makineden aküyü çıkartın.Take the battery off the machine.
Çoraplarınızı çıkartın.Take off your socks.
Çorbanızı içerken ses çıkartmayınız.Don't make noises when you eat soup.
Lütfen bu kapağı çıkartmama yardım et.Please help me take this lid off.
Ceketini çıkart.Take off your coat.
İş yokluğu yüzünden, personelin yarısı işten çıkartıldı.Because of a shortage of work, half the staff was discharged.
Delia'nın onlara allerjisi olduğu için bu yemek tarifinden fındıkları çıkarttım.I've left out the nuts in this recipe because Delia's allergic to them.
Mutfaktan kediyi çıkart.Chase the cat from the kitchen.
O, camdaki stickerları yırtıp çıkarttı.She tore away the stickers from the window.
Onların arabalarında "önce Irak sonra Fransa" diye okunan çıkartmalar vardı.They had stickers on their cars reading: "First Iraq then France".
Bazı çıkartmalar satın almak istiyorum.I'd like to buy some stickers.
General Motors 76.000 işçisini işten çıkarttı.General Motors laid off 76,000 of its workers.
Açığa çıkartılmayacak hiçbir sır yoktur.There is nothing concealed that will not be revealed.
Ceketini çıkart çünkü hava çok sıcak.Take off your jacket because it's very hot.
Herkesin önünde olay çıkartma.Do not make a scene in front of everyone.
Tom onu henüz bilmiyor fakat işten çıkartılacak.Tom doesn't know it yet, but he's going to get laid off.
Tom'u dışarı çıkart.Get Tom out of here.
Ne yazık ki, Tom kediyi torbadan dışarı çıkarttı.Unfortunately, Tom let the cat out of the bag.
Onlar yetişkinleri çileden çıkarttı.They drove the adults crazy.
Çıkartılan leke hala etekte görünüyor.The stain that was removed was still visible on the skirt.
Eve geldim, ayakkabılarımı çıkartıp, yatağa gittim.I got home, took my shoes off and went to bed.
Tom Mary'yi kendisi ile nasıl çıkarttı.How did Tom ever get Mary to go out with him?
Olay çıkartmayın.Don't make a scene.
Tom yıllardır Mary'yi hapishaneden çıkartmaya çalışıyor.Tom has been trying to get Mary out of prison for years.
Tom'u evden çıkartamıyorum.I can't get Tom out of the house.
Gizli bilgiyi ortaya çıkartamayız.We can't reveal classified information.
Tom'u oradan dışarı çıkartalım.Let's get Tom out of there.
O, evden çıkartılma tehlikesiyle karşıya karşıya bulunuyor.He's in danger of being evicted.
Tom'u aklımdan çıkartamıyorum.I couldn't get Tom out of my mind.
CDyi bilgisayardan çıkartmak için küçük düğmeye basınPress the small button to eject the CD from the computer.
O, çıkartma düğmesi. Ona dokunma.That's the eject button. Don't touch it.
Seni buradan çıkartmalıyım.I've got to get you out of here.
Seni buradan çıkartmam gerekiyor.I've got to get you out of here.
Seni buradan çıkartmak zorundayım.I've got to get you out of here.
Tom arabayı çalıştırdı ve otoparktan çıkarttı.Tom started the car and pulled out of the parking lot.
Beni buradan çıkartmak zorundasın.You've got to get me out of here.
Tom ayakkabılarını çıkarttı.Tom took his shoes off.
Tom güneş gözlüğünü çıkarttı.Tom removed his sunglasses.
O diğer oyunculara taş çıkartır.He ran rings around the other players.
Çamaşır makinesi tuhaf bir ses çıkartıyor.The washing machine is making a strange sound.
Dizin sana hiç sorun çıkartıyor mu?Have your knees been giving you any problems?
Bir Japon evinin girişinde ziyaretçilerden genellikle ayakkabılarını çıkartmaları istenir.At the entrance of a Japanese house, visitors are generally asked to take off their shoes.
Bu cümledeki edatı çıkarttın.You've omitted the preposition in this sentence.
Şimdi saçımı çıkartın.Now get out of my hair.
Onu çıkartmak zorunda kaldım.I had to get it removed.
Dövmemi çıkartmak zorunda kaldım.I had to get my tattoo removed.
Mary'yi seninle nasıl çıkarttın?How did you get Mary to go out with you?
Tom masa çekmecesini açtı bir silah çıkarttı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom opened his desk drawer, pulled a gun out, and aimed it at Mary.
Tom çantasına uzandı ve bir iskambil destesi çıkarttı.Tom reached into his bag and pulled out a deck of playing cards.
Lütfen şapkalarınızı çıkartın.Please remove your hats.
Ağzımdaki baklayı çıkartmak zorunda kaldım.I had to get that off my chest.
Tom o dövmeyi yaptırdığına pişman oldu bu yüzden onu çıkarttırdı.Tom regretted getting that tattoo, so he had it removed.
Lütfen kapıda ayakkabılarınızı çıkartın.Please take off your shoes at the door.
Tom cebinden bir çakmak çıkarttı.Tom pulled a cigarette lighter from his pocket.
Tom'u oradan çıkartmak zorundayız.We've got to get Tom out of there.
Beni buradan çıkartabilir misin?Can you get me out of here?
Tom'u buradan çıkartıyorum.I'm getting Tom out of here.
Bizi çıkarttın.You got us evicted.
Adını listeden çıkarttım.I took your name off the list.

İlgili Sayfalar