çıkaracak ile cümle
çıkaracak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Isten őrizz, ha a piszokban játszanak, a por, vagy még rosszabb, a víz, majd megöli őket.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.하나님은 아이들이 더러운 곳에서 노는 것을 금지하셨습니다. 심지어 물에서도요, 물이 아이들을 죽일거라고 합니다.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Langit melarang mereka bermain di tanah, atau bahkan di air, yang akan membunuh mereka.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Nedej Bože ve špíně, bahnu, nebo ještě hůř, v loužích -- to je zabije.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Per carità, giocano in terra, o ancora peggio nel kal, nell'acqua, e i germi li uccideranno.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Θεέ μου, επειδή τα άφησα να παίξουν στη λάσπη ή να πλησιάσουν το νερό, θεωρούσαν ότι αυτά θα τα σκοτώσουν.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Боже упаси, вони граються в бруді, в "калі", чи навіть гірше, "локві", вода, це точно їх вб'є.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Боже упаси их играть в земле, с грязью. или с водой, это же убет их.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.Не дай си Боже да играят в мърсотията, в праха и водата, които направо ще ги убият.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.בגלל שהנחתי לילדים שלי לשחק על החול. חס וחלילה שישחקו בחול ויתלכלכו,
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.معاذ الله أن يلعبوا في الطين، أو المياه القذرة ، والتي ستقتلهم.
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.そんなことがあってたまるか 私は子供の遊び過ぎはいけないと
Hele ki, yerlerde, (kal), hatta daha kötüsü, suda, (lokvi) -- bu onları çileden çıkaracaktır.絕對唔畀佢哋喺泥(кал,保加利亚语)度玩, 更咪話玩水,咁會害死佢哋。
Hey! Bizi buradan ne zaman çıkaracaksınız?!Hvornår vil I lukke os ud herfra?
Hey! Bizi buradan ne zaman çıkaracaksınız?!Kiedy nas stąd wypuścicie?
Hey! Bizi buradan ne zaman çıkaracaksınız?!Milloin päästätte meidät pois täältä?
Hey! Bizi buradan ne zaman çıkaracaksınız?!När tänker ni släppa ut oss härifrån?
Hey! Bizi buradan ne zaman çıkaracaksınız?!Πότε θα μας αφήσετε;
İnsanlar büyük bir karmaşa çıkaracaktır.Azt fogják mondani, hogy össze van vágva és az ügy még nagyobb lesz.
İnsanlar büyük bir karmaşa çıkaracaktır.Ο κόσμος θα δημιουργήσει μεγαλύτερο ζήτημα.
İnsanlar büyük bir karmaşa çıkaracaktır.الناس ستقوم بضجة كبيرة
İyi iş çıkaracaksınız, değil mi?Csinálja jól, rendben?
İyi iş çıkaracaksınız, değil mi?Vous en êtes capable, hein ?
İyi iş çıkaracaksınız, değil mi?Θα τα πάτε περίφημα, σωστά;
Kafesin demirlerini yakaladım ve sallamaya başladım. Neredeyse demirleri yerinden çıkaracaktım.Ich ergriff die Stangen meines Käfigs und rüttelte fast vom Boden.
Kafesin demirlerini yakaladım ve sallamaya başladım. Neredeyse demirleri yerinden çıkaracaktım.최대에 도달 하 고 감 금 소의 막대를 움 켜 잡았다 고 난 그들, 거의 바로 바닥에 떨어져 그들을 흔들
Kafesin demirlerini yakaladım ve sallamaya başladım. Neredeyse demirleri yerinden çıkaracaktım.مددت يدي و أمسكت بحواجز القفص وهززتها، حتى ظننت أني سأنتزعها من الأرض
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For å fylle hans buk sender Gud sin brennende vrede mot ham og lar sin mat regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.For at fylde hans Bug sender Gud sin Vredes Glød imod ham, lader sin Harme regne på ham.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Ketika ia sibuk mengisi perutnya, Allah menjadi sangat murka dan menghukumnya
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.그가 배를 불리려 할 때에 하나님이 맹렬한 진노를 내리시리니 밥 먹을 때에 그의 위에 비같이 쏟으시리라
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Ko si bo hotel napolniti trebuh, Bog spusti nanj jeze svoje togoto, in deževala bo nanj, njemu v jed.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Mikor meg akarja tölteni a hasát, reá bocsátja haragjának tüzét, és azt önti rá étele gyanánt.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.Op het moment dat zijn buik vol is, zal Gods toorn op hem neerregenen.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.יהי למלא בטנו ישלח בו חרון אפו וימטר עלימו בלחומו׃
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.يكون عندما يملأ بطنه ان الله يرسل عليه حمو غضبه ويمطره عليه عند طعامه.
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.他 正 要 充 滿 肚 腹 的 時 候 、 神 必 將 猛 烈 的 忿 怒 降 在 他 身 上 、 正 在 他 喫 飯 的 時 候 、 要 將 這 忿 怒 像 雨 降 在 他 身 上
Karnını tıka basa doyurduğunda, Tanrı kızgın öfkesini ondan çıkaracak, Üzerine gazap yağdıracak.他 正要 充滿 肚腹 的 時候 、 神必 將 猛烈 的 忿怒 降 在 他 身上 、 正在 他 喫飯 的 時候 、 要 將這 忿怒 像 雨 降 在 他 身上
lisede yeşleşmiş anti-şiir yansıtıcı kalkanlarınızı çıkaracak vaktiniz olmaz.Ihren Anti-Lyrik-Schutzschirm aufzuspannen, den Sie sich während der Schulzeit eingebaut haben.
lisede yeşleşmiş anti-şiir yansıtıcı kalkanlarınızı çıkaracak vaktiniz olmaz.고등학교 시절에 구축되었을 시에 대한 거부반응이 일어날 시간이 없다고 생각합니다.
lisede yeşleşmiş anti-şiir yansıtıcı kalkanlarınızı çıkaracak vaktiniz olmaz.שאין לכם זמן לפרוש את המגן נגד-שירה שלך שהתקינו אצלכם בתיכון.
lisede yeşleşmiş anti-şiir yansıtıcı kalkanlarınızı çıkaracak vaktiniz olmaz.対詩回避シールドを展開する 間がありません それでは最初のを見ることにしましょう
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.논문을 위해 매일 다섯장씩 쓰지 않으면 5달러(5,610원)를 포기해 버리기로 했습니다.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Ich muss fünf Seiten am Tag schreiben für Artikel, oder ich musste fünf Dollar aufgeben.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Ik moest vijf pagina's per dag schrijven aan papers, anders moest ik vijf dollar opgeven.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Je devais écrire cinq pages par jour pour des publications ou je devais renoncer à cinq dollars.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Jeg skulle skrive fem sider om dagen ellers skulle jeg give fem dollars væk.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Musel jsem napsat pět stránek denně do mé práce nebo jsem musel dát pryč pět dolarů.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Musiałem napisać dziennie pięć stron artykułów naukowych albo oddać pięć dolarów.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.O escribía cada día 5 páginas académicas o tendría que deshacerme de 5 dólares.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.O riuscivo a scrivere 5 pagine al giorno per le mie pubblicazioni o dovevo rinunciare a 5 dollari.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Öt oldalt kellet írnom minden nap, amiből majd cikk lett, vagy öt dollárt kellet veszítenem.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Saya harus menulis 5 halaman makalah setiap harinya atau saya harus menyerahkan 5 dolar.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Tinha que escrever cinco páginas por dia de artigos científicos ou tinha que ceder cinco dólares.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Tôi đã viết năm trang một ngày trên giấy hoặc tôi sẽ mất năm đô la
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Trebuia să scriu cinci pagini pe zi pentru jurnale sau să renunţ la cinci dolari.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Έπρεπε να γράφω περίπου πέντε σελίδες την ημέρα και είχα να επιλέξω ή το γράψιμο ή το να δώσω πέντε δολλάρια.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.Я мусив писати п'ять сторінок на день для своєї дисертації, інакше мусив позбутися п'ять доларів.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.הייתי צריך לכתוב חמישה עמודים ביום בכדי לסיים עבודות או שהיה עלי לוותר על חמישה דולרים.
Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.واضطررت إلى كتابة خمس صفحات يوميا لأجل الأبحاث أو كان يتوجب علي أن أتخلى عن خمسة دولارات.