Psikologlar Derneği: Din Kültürü Dersinde Çocuklara Uygun İçerik Şart
Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği, Din Kültürü dersinde çocuklara sunulan ölüm ve varoluş konularının yaşa uygun olmayan bir biçimde işlenmesinin psikolojik riskler taşıdığına dikkat çekti. Dernek, müfredatın pedagojik ve bilimsel açıdan yeniden incelenmesini ve öğretmenlere rehberlik sağlanmasını talep etti.
Lefkoşa, 4 Ekim – Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği, Milli Eğitim Bakanlığı’na Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatını pedagojik ve gelişimsel bakış açısıyla gözden geçirmesini, yaş seviyesine uygunluğunu denetlemesini ve öğretmenlere rehberlik sağlanmasını talep etti.
Dernek açıklamasında, Türk Maarif Koleji’nde yürütülen ders kapsamında çocuklara “ölüm, ölü yıkama ve dünyanın gerçek olmadığı” gibi iddiaların aktarıldığı haberlerinin yakından izlendiği ve bu konunun uzmanlarca titizlikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Dernek yetkilileri, bu tarz ifadelerin hangi bağlamda ve hangi yöntemle öğrencilere sunulduğunun ayrıntılı incelenmesinin temel olduğunu belirterek, “En büyük kaygımız, herhangi bir inancın tartışılması değil; içeriklerin çocukların yaş ve gelişim düzeylerine, pedagojik ilkelere ve bilimsel yaklaşıma uygunluğudur.” şeklinde konuştu.
Ölüm ve ölüm sonrası yaşam gibi varoluşsal konuların, çocukların zihinsel gelişim seviyeleri göz önünde bulundurulmadan korku yaratacak biçimde ele alınmasının kaygı, uyku bozukluğu ve yoğun düşünce gibi olumsuz psikolojik etkiler doğurabileceği uyarısında bulunuldu. Özellikle kayıp yaşamış çocukların bu tür anlatımlara karşı daha hassas olduğu ve soyut kavramların yanlış sunulmasının kafa karışıklığı yaratabileceği ifade edildi.
Dernek, eğitim içeriklerinin bilimsel ve pedagojik temellere dayanarak, çocukların psikolojik güvenliğini gözeterek hazırlanması gerektiğini, sınıfların korku ortamı yerine merak, soru sorma ve sağlıklı düşünme ortamı sunması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, etkilenmiş olabilecek öğrencilerin ve ailelerinin ihtiyaçlarının değerlendirilmesi, kaygı ve korkuların izlenmesi ve gerekirse uygun psikolojik desteğe yönlendirilmesi için ilgili birimlerin harekete geçmesi istendi.