Kombos, Türkiye-Libya mutabakatında Yunanistan’ı desteklediklerini söyledi
Rum Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos, 23 Ekim Cuma günü Rum Dışişleri Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi görüşmelerinde konuştu. Kombos, Türkiye-Libya mutabakatı konusunda Yunanistan’ı desteklediklerini ve bütçenin 137,75 milyon euro olduğunu söyledi.
- Kombos, Güney Kıbrıs’ın Türkiye-Libya mutabakatı konusunda Atina ve Brüksel ile koordinasyon halinde olduğunu belirtti.
- Dışişleri Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi 137,75 milyon euro olarak açıklandı ve 2026 yılına göre yüzde 4 arttı.
- Kombos, ABD’nin silah ambargosunun yıllık yenilenmesinin uzun vadeli planlamayı zorlaştırdığını söyledi.
- İngiliz üslerine ilişkin bir anlaşmaya varıldığı, anlaşmanın AB’ye bildirildiği ve Konsey düzeyinde ele alınacağı belirtildi.
Rum Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos, Güney Kıbrıs’ın Türkiye-Libya mutabakatı konusunda Atina ve Brüksel ile koordinasyon halinde olduğunu belirterek, doğrudan etkilenen taraf olan Yunanistan’ı desteklediklerini söyledi. Fileleftheros gazetesine göre Kombos bu açıklamaları, 23 Ekim Cuma günü Rum Dışişleri Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesi görüşmeleri sırasında gündemdeki konulara ilişkin yaptı.
Kombos, Güney Kıbrıs ile Yunanistan arasında Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) belirlenmesi için uzun zaman önce hazırlık çalışmalarının başladığını, bu konudaki kararın en üst düzeyde alınacağını ancak sürece ilişkin bir takvim veremeyeceğini söyledi.
Kombos, Dışişleri Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesinin 137,75 milyon euro olduğunu açıkladı. Bütçenin 2026 yılına kıyasla 5,3 milyon euro (yüzde 4), Hristodulidis hükümetinin göreve geldiği 2023 yılına kıyasla ise 34,9 milyon euro (yüzde 34) arttığını belirtti. Artışın 57 yeni diplomatın istihdamını mümkün kıldığını ifade eden Kombos, bütçenin 118,47 milyon eurosunun cari harcamalara, 19,27 milyon eurosunun kalkınma harcamalarına ayrıldığını söyledi. Cari harcamalar içinde Rum Yönetimi’nin BM Barış Gücü’ne (UNFICYP) yaptığı 18 milyon euroluk katkının da yer aldığı kaydedildi.
Kombos, istikrarsız uluslararası ortamda dış politikanın hedeflerine değinerek, bölgedeki art arda yaşanan krizlerin, Ukrayna’daki savaşın ve Avrupa Birliği’nde (AB) karışıklığa yol açan hibrit saldırıların dış politikayı etkilediğini söyledi. Güney Kıbrıs’ın “bazılarının iddia ettiği gibi pasif değil, aktif şekilde” varlığını sürdürdüğünü vurgulayan Kombos, gelecek yıl kriz yönetimi altyapısının geliştirilmesine ağırlık verileceğini ve Asya ülkeleriyle ilişkilerin derinleştirilmesinin hedefler arasında olduğunu belirtti.
Türkiye’nin bölgedeki ve diğer alanlardaki rolüne değinen Kombos, Türkiye’nin bu dönemde “özellikle güçlenmiş durumda” olduğunu, insansız hava araçları (İHA) diplomasisi yürüttüğünü, dünya İHA pazarının yüzde 65’ini elinde tuttuğunu ve “Bayraktar” İHA’larının 40’tan fazla ülkeye satıldığını ifade etti. Kombos ayrıca, Türk savunma sistemlerinin satışını kolaylaştırmayı amaçladığını belirttiği Mekke Anlaşması’na ve Türkiye’nin kültürel diplomasisi ile Müslüman dünyasındaki dini etkisine dikkat çekti; bu amaç doğrultusunda önemli miktarda kaynak harcandığını söyledi.
Güney Kıbrıs’ın Batı yönelimini sürdürdüğünü belirten Kombos, ABD ile ilişkilerin en yüksek seviyede olduğunu, Fransa, İngiltere ve İsrail ile ilişkilerin yanı sıra Hindistan ile ilişkilerin de stratejik nitelik kazandığını kaydetti. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile Dostluk ve İş Birliği Anlaşması için kasım ayında imzaların atılacağını da ifade etti.
ABD’ye vizesiz seyahat programına katılım konusunda teknik çalışmaların tamamlandığını belirten Kombos, mevcut ABD hükümetinin programı göç politikasıyla bağlantılı ele aldığını ve göç akışında artışa yol açabileceği endişesiyle sürecin durdurulduğunu söyledi. Güney Kıbrıs’ın ilgili verileri ABD Dışişleri Bakanlığı düzeyinde ilettiğini kaydeden Kombos, bu verilerin göç hareketlerinde veya suç oranlarında artış öngörmediğini ve konunun genel bir mesele olduğunu ifade etti.
ABD’nin Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunun yıllık yenileme uygulamasının uzun vadeli planlamayı zorlaştırdığını söyleyen Kombos, ambargonun beş yılda bir yenilenmesini ve kalıcı olarak kaldırılmasını öngören iki yasa tasarısının ABD Kongresi’nde bulunduğunu belirtti.
İsrail’e yönelik AB yaptırımlarına değinen Kombos, teklifi sunmakla görevli Avrupa Komisyonu içinde görüş ayrılığı bulunduğu için henüz böyle bir teklif getirilmediğini, teklif sunulması halinde hangi yönde oy kullanılacağına ilişkin tartışmanın şu an teorik aşamada olduğunu söyledi. Bazı AB üyesi ülkelerin ulusal düzeyde yaptırım uyguladığını belirten Kombos, Güney Kıbrıs’ın henüz ulusal yaptırım uygulama sistemine sahip olmadığını, ilgili düzenlemeler üzerinde çalışıldığını ve 2027’den itibaren ulusal yaptırım uygulanabilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
İsrail ile ilişkiler bağlamında Güney Kıbrıs’ın Filistin’e yönelik tutumunun göz ardı edildiğini düşündüğünü belirten Kombos, Filistinli yetkililerin Güney Kıbrıs’ın oynadığı rolden dolayı teşekkür ettiğini söyledi. Filistin’de seçimlerin ertelenmesi ve AB finansmanının sonlandırılmasına yönelik görüşlerin gündeme geldiği bir dönemde, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın Güney Kıbrıs’a davet edildiğini de açıkladı.
Schengen Bölgesi’ne ilişkin olarak hukuki çerçevenin 10. Protokol ve “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kontroller yapmaya mecbur kılan” Yeşil Hat Tüzüğü ile belirlendiğini söyleyen Kombos, kontrollerin bir bölümünün güvenlik ve kimlik tespiti amacı taşıdığını, bunların sınır kontrolü niteliğinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. İngiliz üslerinde geçmişte coğrafi koşullarla açıklanamayacak ölçüde artan geçiş hareketleri tespit edildiğini, üslerdeki kontrollerin Güney Kıbrıs’ın uyguladığı kadar etkili olmadığı kanaatinde olunduğunu belirten Kombos, İngiliz üsleriyle ilgili bir anlaşmaya varıldığını, anlaşmanın AB’ye bildirildiğini ve Konsey düzeyinde ele alınacağını açıkladı.