Eski Rum Bakanı Themistokleus: Hristodulidis çözüm değil sonsuz diyalog istiyor
Eski Rum Bakanı Kostas Themistokleus, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in Güven Yaratıcı Önlemler veya çözüme götürecek görüşmelerle değil, etkisiz ve sonsuz bir diyalogla ilgilendiğini öne sürdü. Görüşlerini 27 Ekim 2026 tarihli Politis gazetesindeki yazısında paylaştı.
- Themistokleus, Hristodulidis'in GYÖ veya çözüme götüren görüşmelerle değil, etkisiz ve sonsuz bir diyalogla ilgilendiğini savundu.
- Liderler son bir yılda 13 kez baş başa görüşmüş, BM Genel Sekreterinin adayı ziyaret etmişti.
- Hristodulidis'in dört noktadan üçünü kabul ettiğini söylediği, karşı tarafın ise Rum kesiminin hiçbir noktayı kabul etmediğini belirttiği aktarıldı.
- Erhürman'ın Guterres'ten aldığı yanıt, Themistokleus'a göre Hristodulidis açısından “tokat” niteliğinde.
- Themistokleus, Hristodulidis'in Holguin için dileyeceği son şeyin BM Genel Sekreterliği görevine atanması olduğunu ekledi.
Eski Rum Bakanı Kostas Themistokleus, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) veya çözüme götüren görüşmelerle değil, etkisiz ve sonsuz bir diyalog ile sonu olmayan bir süreçle ilgilendiğini savundu. Themistokleus, Politis gazetesinde yayımlanan görüş yazısında Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Hristodulidis'i eleştirdi.
Themistokleus, son bir yıldır Kıbrıs sorununun Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Hristodulidis tarafından ele alındığını, liderlerin 13 kez baş başa görüştüğünü ve BM Genel Sekreteri'nin adayı ziyaret ettiğini hatırlattı. Hristodulidis'in bir yıl önce, 2026 yılının sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözüleceği umudunu halk arasında yeşertmeye başladığını yazan Themistokleus, halkın bir ölçüde Hristodulidis'e inandığını belirtti. Hristodulidis'i iktidara getiren eski Rum lider Nikos Anastasiadis'in, Crans Montana'da Annan Planı'nda öngörülenden bile daha iyi bir çözüme yaklaşıldığını söylediğini anımsatan Themistokleus, dönemin müzakerecisi Andreas Mavroyannis'in çözüme “bir kıl payı” yaklaşıldığını vurguladığını ve o dönem hükümet sözcüsü Hristodulidis'in “çok yaklaşıldığını” ifade ettiğini aktardı.
Themistokleus, BM Genel Sekreteri Guterres'in “son düzlük” ifadesini kullandığını, Anastasiadis hükümetinin çözüme çok yaklaşıldığı yönündeki söylemlerinin ise “12 aydır sıfır sonuçla zamanın kıskacında olduğu” görüşünü doğurduğunu belirtti. Gerçeklerin görülebilmesi için çerçevenin dışından bakılması gerektiğini savunan Themistokleus, medyadaki “Türkiye suçlu” ve “her şey diğer tarafın uzlaşmaz tutumundan kaynaklanıyor” şeklindeki basit söylemlerin saf ve kolay kandırılabilen insanlara hitap ettiğini ileri sürdü.
Themistokleus, Hristodulidis ile Cumhurbaşkanı Erhürman arasındaki ilk görüşmeye de değindi. Erhürman'ın görüşmeye dört metodolojik noktayla hazırlıklı gittiğini, Hristodulidis'in ise hazırlıksız olduğunu ve ne yapacağını şaşırmış bir halde katıldığını belirtti. Themistokleus'a göre Hristodulidis'i asıl ilgilendiren şey, Başkanlık Sarayına dönüşünde gazetecilere ne söyleyeceği oldu. Aradan aylar geçtiğini belirten Themistokleus, Hristodulidis'in dört noktadan üçünü kabul ettiğini söylediğini, karşı tarafın ise Rum kesiminin hiçbir noktayı kabul etmediğini ifade ettiğini aktardı ve “kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor” sorusunun gündeme geldiğini kaydetti.
Themistokleus, BM Genel Sekreteri Guterres, Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ve Guterres'in basın sözcüsü Stephan Dujarric'in konuştukları ve yazdıklarıyla Cumhurbaşkanı Erhürman'ın analiz ve değerlendirmelerini paylaşıyor göründüklerini belirtti. Bu nedenle BM temsilcilerinin Rum kesimi açısından bir kez daha “red flag” yani “kırmızı bayrak” haline geldiğini söyledi. Hristodulidis'in sık sık Guterres'e mektup yazdığını ve içeriklerini kamuoyuna duyurduğunu, ancak Genel Sekreterin yanıtlarını kamuoyuyla hiç paylaşmadığını vurgulayan Themistokleus, yakın zamanda Erhürman'ın da Genel Sekretere mektup gönderdiğini hatırlattı.
Erhürman'ın Guterres'ten aldığı yanıtın Hristodulidis açısından “tokat” niteliğinde olduğunu kaydeden Themistokleus, Guterres'in güven ortamı eksikliği ve Genel Sekreter tarafından önerilen GYÖ'lerin ileriye götürülmemesi konusunda Hristodulidis'i suçladığını belirtti. Hristodulidis'in tek sorumlu olup olmadığını, hatta günde iki üç kez aynı açıklamalarla meşgul olurken parmağını bile kıpırdatmamasına neyin izin verdiğini merak ettiğini dile getiren Themistokleus, özetle başka sorumluların da bulunduğunu ifade etti. Sözlerinin sonunda Hristodulidis'in Holguin için dileyeceği son şeyin BM Genel Sekreterliği görevine atanması olduğunu ekledi.