Erhürman, Hristodulidis'ten dönüşümlü başkanlığa yanıt beklediğini söyledi
Erhürman, Hristodulidis'ten 19 maddelik belge almadığını, dönüşümlü başkanlığın ilke olarak kabulünü beklediğini söyledi. Geçiş noktalarına ilişkin önerilerinin reddedildiğini belirtti.
- Erhürman, Hristodulidis'ten 19 maddelik bir belge almadığını açıkladı
- Maraş iddialarını kesin bir dille yalanladı; Rum tarafının metodolojisinin hiçbir maddesini kabul etmediğini söyledi
- Dönüşümlü başkanlığın ilke olarak kabul edilmesi gerektiğini, güvenlik ve garantilerle bağlanmaması gerektiğini savundu
- Dört geçiş noktası için sunduğu alternatif önerilerin reddedildiğini belirtti
- Türkiye'nin Kıbrıs sorununu TC-AB ilişkilerine bağlamasının süreci karmaşıklaştıracağını ifade etti
Politis gazetesinin Andreas Parashos imzasıyla yayımlanan özel söyleşisinin ilk bölümünde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'ten 19 maddelik bir belge almadığını açıkladı. Erhürman, Maraş konusunda Ankara'nın müdahalesi üzerine bir öneriyi reddettiği iddiasını kesin bir dille yalanladı ve Rum tarafının metodolojisinin dört maddesinden hiçbirini kabul etmediğini belirtti.
Erhürman, dönüşümlü başkanlığın müzakerelerin yeniden başlaması için bir ön şart olarak kabul edilmesi gerektiğini savundu. Dönüşümlü başkanlığın güvenlik ve garanti meseleleriyle bağlanmasını reddeden Erhürman, son 11 ayda kendisinin 10 maddelik güven yaratıcı önlemler önerileri de dahil olmak üzere çeşitli karşılıklı çıkar teklifleri sunduğunu, buna karşılık Rum tarafının değişen taleplerle yeni geçiş noktalarının açılmasını engellediğini ifade etti.
Erhürman, Haspolat, Akıncılar, Kiracıköy-Gaziler ve Eylence geçiş noktalarına ilişkin önerilerinin, arazi mülkiyeti gerekçesiyle ve Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden çözüm önerileri dahil olmak üzere reddedildiğini aktardı. Ayrıca AB finansmanına ortaklaşa başvuru önerisinin de kabul görmediğini söyledi.
Çözüm biçimi sorusuna Erhürman, etiketlerin değil içeriğin belirleyici olması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin Kıbrıs sorununu TC-AB ilişkilerine bağlayıp bağlamadığı sorusuna ise Türkiye adına konuşamayacağını belirterek, Türkiye'nin 2004 ve 2017'de elinden geleni yaptığını söyledi. Erhürman, iki sürecin birbirine bağlanmasının müzakereleri daha da karmaşıklaştıracağını ifade etti.