COP31'in takvimi belli oldu: 12 tematik gün Antalya'da yapılacak
Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31'in takvimi büyük ölçüde belli oldu. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz, 12 tematik günden oluşan programı değerlendirdi.
- COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da 12 tematik günle düzenlenecek.
- Liderler Zirvesi 11-12 Kasım'da yapılacak ve "Sıfır Atık" ile "Dirençli Şehirler" konularını ele alacak.
- Antalya'da Birleşmiş Milletler ve Paris Anlaşması kapsamında yaklaşık 100 gündem maddesi görüşülecek.
- Teknik müzakereciler final metninin yüzde 90'ını hazırladı, kalan yüzde 10 siyasi karar gerektiriyor.
- Gelişmiş ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolar hedefi en çok tartışılacak konu olacak.
Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) takvimi büyük ölçüde belli oldu. Konferansın başlamasına sayılı günler kala programın ayrıntıları netleşmeye başladı.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, takvimin 12 tematik gün üzerine kurulduğunu söyledi. İlk gün "Gıda, Tarım ve Sağlık", ikinci gün ise enerji güvenliği, elektrifikasyon ve şebeke altyapısını kapsayan "Enerji ve Ulaşım" temasıyla ilgili konuların ele alınacağını belirtti.
Kurnaz, 11-12 Kasım'da yapılacak COP31 Liderler Zirvesi'nde "Sıfır Atık" ve "Dirençli Şehirler" konularının görüşüleceğini aktardı. Takvimin sonraki günlerini ise "Finans ve Ticaret", "Çocuklar, Gençlik ve Eğitim", "Bilim ve Sanayi", "Okyanus, Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı", "İnsan ve Sosyal Kalkınma" ve uygulamayı güçlendirmeye ayrılan "İmece" günü oluşturuyor. Son gün ise nihai müzakerelere bırakıldı. Kurnaz'a göre bu tablo, COP31'in yeni kurallar yazmaktan çok verilmiş sözleri hayata geçiren bir konferans olarak konumlandırıldığını gösteriyor. Önceliklerin insanın sofrası ve sağlığıyla başlayıp enerjiyle devam etmesinin de iklim meselesini gündelik hayata bağlamaya çalıştığını ifade etti.
Kurnaz, COP31'i geçmiş COP toplantılarıyla karşılaştırdı. Önceki toplantılarda liderler zirvesinin müzakerelerin ilk günlerinde yapıldığını hatırlatan Kurnaz, COP31'de liderlerin ilk haftanın ortasında katılacağını belirtti. Bunun siyasi iradenin teknik müzakerelerin içine doğrudan taşınması anlamına geldiğini söyledi. Sıfır atığın tek başına bir gün olarak ele alınacağını, atık ve metan konusunun da ilk kez bu ölçüde merkeze taşındığını ifade etti. Yapay zeka, turizm ve kültürel mirasın programda açıkça yer almasını da önemli bulduğunu dile getirdi. Akdeniz kıyısında düzenlenen bir COP'ta turizmin gündemde olmasını yerinde bulan Kurnaz, iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlığın ayrı bir gün olarak ele alınmadığına ve fosil yakıtlardan çıkışın enerji gününde açıkça adlandırılmadığına dikkat çekti.
Tematik günleri vitrin, müzakere salonlarını ise asıl kararların alındığı alanlar olarak niteleyen Kurnaz, Antalya'da BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması kapsamında yaklaşık 100 gündem maddesinin görüşüleceğini söyledi. Bu maddelerden uyum hedefi, adil dönüşüm, finansman ve salım azaltımının belirleyici olacağını belirtti. Kurnaz'ın aktardığına göre Haziran'daki Bonn görüşmelerinde küresel uyum hedefi konusunda ilerleme sağlanamadı, çünkü hedef uyum finansmanını 3 katına çıkarma sözüyle bağlantılandırılamadı ve konu Antalya'ya ertelendi. Belem'de kararlaştırılan adil dönüşüm mekanizmasının ayrıntıları hâlâ şekillenirken COP31'de bunun işletilmesine dair bir karar taslağı bekleniyor. Gelişmekte olan ülkeler mekanizmanın büyük ölçekte finansman sağlamasını isterken gelişmiş ülkeler finansmanın kendi görev tanımında olmadığını savunuyor. Gelişmiş ülkelerin 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolar hedefine ve uyum finansmanını 3 katına çıkarmaya nasıl ulaşacağını gösteren yol haritasının en çok tartışılacak konu olacağı belirtildi. Yeni ulusal katkı beyanlarının da 1,5 derece hedefiyle hâlâ uyumlu olmadığı ifade edildi.
Teknik müzakerecilerin final metninin yüzde 90'ını hazırladığını, kalan yüzde 10'un ise siyasi karar gerektirdiğini vurgulayan Kurnaz, liderlerin ilk haftanın ortasında Antalya'da bulunmasının bu açıdan bir fırsat olduğunu söyledi. Liderlerin müzakerecilere "Bu konuda esneyebilirsiniz" talimatını erkenden verebileceğini, ikinci hafta bakanların daha geniş bir alanda pazarlık yapabileceğini belirtti. Ancak liderlerin mesajlarının müzakere metnine yansımaması hâlinde iki hafta arasında bir kopukluk oluşabileceği riskine de dikkat çekti. Zirve sonunda uyum göstergelerinin uygulanmasına dair net bir karar, adil dönüşüm mekanizmasının bütçe ve takvimiyle işler hâle gelmesi, uyum finansmanını 3 katına çıkarmak için yıllara bölünmüş bir yol haritası ve salım açığını kapatmak için katkı beyanlarının güçlendirileceği bir sürecin ortaya çıkmasını beklediğini söyledi.
Kurnaz, COP31 Başkanlığı'nın New York'ta "35'e 35" elektrifikasyon taahhüdü ile Antalya Yapay Zeka Taahhüdü'nü başlattığını hatırlattı. Bu girişimlerin bir izleme mekanizmasıyla Belem'den sonraki konferanslara aktarılmasının Antalya'nın kalıcı mirası haline geleceğini değerlendirdi.
Türkiye'nin özel bir konuma sahip olduğunu ve bunun müzakereler açısından avantaj sağlayacağını ifade eden Kurnaz, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi, gelişmekte olan ülkeler grubunun parçası, petrol ihracatçısı ya da küçük ada devleti olmadığını belirtti. Bu durumun Türkiye'ye taraflar arasında arabuluculuk yapabilecek bir esneklik verdiğini söyledi. Kurnaz, başkanlık açısından en büyük kazanımın uzlaşmayı sağlayan ülke olarak hatırlanmak olacağını ifade etti. Önerdiği üç somut adım ise şöyle: Birincisi, 2053 net sıfır hedefine giden yolu ara hedeflerle sektör sektör netleştirmek ve emisyon ticaret sistemini güçlü biçimde işletmek. İkincisi, belediyelerin, sanayinin ve tarımın yatırıma hazır projelerini Antalya'da uluslararası finans kuruluşlarının önüne koymak. Üçüncüsü, Akdeniz'in sesi olmak.
Akdeniz'in dünya ortalamasından daha hızlı ısındığını ve su sıkıntısı, orman yangınları ile aşırı sıcakların bölgenin gerçeği olduğunu belirten Kurnaz, Türkiye'nin Akdeniz havzası için uyum ve su güvenliği odaklı bir işbirliği girişimini başlatmasının hem bölgeye hem de Türkiye'ye kalıcı fayda sağlayacağını söyledi.