COP31, Antalya'nın sera teknolojisi birikimini uluslararası alana taşıyabilir
Akdeniz Üniversitesi ASETAM Müdürü Doç. Dr. Nuri Çağlayan, COP31'in Antalya'nın sera teknolojilerindeki birikimini uluslararası alana taşıması için önemli bir fırsat sunacağını söyledi. Çağlayan, kentte yaklaşık 320 bin dekar örtü altı üretim alanı bulunduğunu belirtti.
- Antalya'da yaklaşık 320 bin dekar örtü altı üretim alanı bulunuyor ve bunun 120 bin dekarı modern seralardan oluşuyor.
- Türkiye'deki örtü altı üretim alanlarının yaklaşık yüzde 41'i ile cam sera varlığının yüzde 79'u Antalya'da bulunuyor.
- Yaklaşık 2 bin 800 dekarlık alanda topraksız tarım yapılıyor.
- Akdeniz Üniversitesi ile İtalyan bir şirketin katkısıyla geliştirilen biyoempedans temelli sensörler, ilk aşamada çilek bitkileri üzerinde deneniyor.
- Çağlayan, COP31'in bilimsel işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini kaydetti.
Akdeniz Üniversitesi Sera Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ASETAM) Müdürü Doç. Dr. Nuri Çağlayan, 7 Kasım 2026'da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) Antalya'nın sera teknolojilerindeki birikimini uluslararası alana taşıması için önemli bir fırsat sunacağını söyledi.
Çağlayan, Antalya'nın Türkiye'nin örtü altı üretiminde önemli paya sahip olduğunu belirtti. Türkiye'deki örtü altı üretim alanlarının yaklaşık yüzde 41'inin ve cam sera varlığının yüzde 79'unun Antalya'da bulunduğunu aktaran Çağlayan, kentte yaklaşık 320 bin dekar örtü altı üretim alanı olduğunu, bunun 120 bin dekarının modern seralardan oluştuğunu ve yaklaşık 2 bin 800 dekarlık alanda topraksız tarım yapıldığını kaydetti.
İklim değişikliğiyle birlikte su ve enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlayan teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Çağlayan, "Hedefimiz COP31 ile birlikte Antalya'yı yalnızca tarımsal üretimde değil, aynı zamanda iklim dostu sera teknolojilerinin de geliştirildiği ve dünyada öne çıkan bir merkez haline getirmek." dedi. Akıllı sera sistemleri, su ve enerji verimliliği ile iklim koşullarına uygun tasarımların öncelikli konular arasında yer aldığını belirten Çağlayan, sensörler, otomasyon sistemleri ve yapay zeka sayesinde üretimde verimliliğin artırılabileceğine işaret etti. Geliştirilecek teknolojilerin farklı ölçeklerdeki üreticilerin kullanımına uygun olması gerektiğini de söyledi.
Çağlayan, Türkiye'nin yalnızca sera üretiminde değil, sera teknolojilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasında da söz sahibi olması gerektiğini savundu. Çağlayan, "Türkiye'nin hedefi sadece sera üretmek olmamalı. Sera teknolojilerinin de üretildiği, geliştirildiği, uygulandığı bir yere, bir alana, bir laboratuvar haline getirilmesi gerekir." ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin tarımsal üretim, su kaynakları ve gıda güvenliğini doğrudan etkilediğine dikkat çeken Çağlayan, COP31'in bilimsel işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini kaydetti. Su yönetimi, enerji tasarruflu sera sistemleri ve dijital tarım teknolojilerinde özellikle Akdeniz ülkelerindeki üniversite ve araştırma kurumlarıyla yapılacak işbirliklerinin yeni fırsatlar oluşturabileceğini belirten Çağlayan, geliştirilen sistemlerin gerçek üretim alanlarında test edilerek çiftçilerin kullanımına sunulması gerektiğini anlattı. Üniversiteler, araştırma kurumları, kamu, özel sektör ve üreticilerin birlikte çalışmasının önemine de vurgu yaptı.
ASETAM'da iklim koşullarına uyumlu sera sistemleri, su ve enerji verimliliği ile akıllı sera teknolojileri üzerine çalışmalar yürütüldüğünü belirten Çağlayan, bitkilerin ihtiyaçlarını doğrudan takip etmeye yönelik yeni bir proje geliştirdiklerini söyledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat ve Mühendislik fakültelerinin işbirliğiyle, İtalya'dan bir şirketin katkısıyla yürütülen projede, bitkilerin fizyolojik durumunu ve elektriksel özelliklerini ölçen biyoempedans temelli sensörler geliştirildi. İlk aşamada çilek bitkileri üzerinde denenen sensörlerle bitkinin su ihtiyacına ilişkin veri elde edilmesinin, ilerleyen süreçte ışık ve diğer ihtiyaçlarının da izlenmesinin hedeflendiğini ifade eden Çağlayan, projenin yazılım ve altyapı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Çağlayan, "Amacımız özellikle bitkinin su ihtiyacı, ışık ihtiyacı ve gelecekte diğer ihtiyaçları konusunda doğrudan doğruya bize bilgi verebilecek bir yazılım ve altyapı üzerinde çalışmak." diye konuştu.